Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: Yaşam

 

Eylül 10th, 2008 | in Ekonomi, İş yaşamı, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

Sosyal güvenlik konusunda son iki üç yıl içinde zor olan yapıldı. Her üç kurumun birleşme sürecine girildi ve hatta bu birleşme bir çok ilde iyi bir entegrasyon/eşgüdüm ile sağlandı bile. Şu an için, Sosyal Sigortalar Kurumu ile Bağ-Kur un eşgüdümü ve/veya birleşimiEmekli Sandığı’na göre daha iler boyutta diyebiliriz. Yeni sosyal güvenlik yasasının (5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun) ufak tefek düzeltimleri yıl içinde yapılmış ve alt uygulama yönetmelikleri de tamamlanmak üzeredir.

Daha dün gibi hatırlıyoruz, bırakın her iki kurumdan her üç kurumdan maaş alan bile olmuştu. Ama bu gün için, devletin mernis vatandaşlık numarasını devreye soktukça bu tür garabetler neredeyse imkansız hale gelmiştir. Vergi daireleri vergi numarasını zaman içinde kaldırıp vatandaşlık numarasına geçeceklerini bildirmişlerdi. Aynı yöntemi Çalışma Bakanlığına bağlı  Sosyal Güvenlik Kurumundan da bekliyoruz.

SAĞLIK SİSTEMİ DİBE DOĞRU DOLU DİZGİN

2000 yılında SGK’nın (SSK+Bağ-Kur+ES) toplam 1 milyar 61 milyon. YTL olan sağlık harcaması, 2007 yılında 19 milyar 984 milyon YTL‘ye yükselmiştir. 2008 yılının ocak ve şubat ayındaki (sadece 2 ay) toplam sağlık harcaması tutarı ise, 4 milyar 153 milyon YTL olarak gerçekleşmiştir. Başta özel hastaneler olmak üzere kamu hastaneleri de dahil olmak üzere sosyal güvenlik sistemine olan yüklenmeleri, sistemi inanılmaz derecede zorlamakta, bu Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,

Bazı meslektaşlarım yazılarını yazarlar sonra ben bu yazıma en nasıl bir başlık koyayım diye düşünürler. Çoğu zaman yazıyı yazmaktan daha zordur başlık koyması derler. Bende durum tam tersi. Yazıyı yazarım ama daha yazımı kaleme alırken, bir sürü yazı başlığı gelir aklıma. Hangisini koyacağım diye seçim yapmakta zorlanırım. Hani bir söz var ya, Devamını Okuyun

Etiketler: , , , ,

Elim kalem tutmaya başladığı günden beri Türk milletinin bakan, erteleyen, bahane bulan, üşenen, vazgeçen, pes eden mümtaz(!) karakterleriyle mücadele etmişimdir. Bu duyguların zirve yaptığı ay ise tahmin edebileceğiniz gibi maalesef RAMAZAN AYI. Bu satırların muhatapları arasına bendeniz özellikle kendimi koymadım. Çünkü bunca yaşıma kadar orucu veya ramazan ayını bahane ederek  hiçbir işimi ertelemedim, iptal etmedim. Normal günlerde veya aylarda hayat akışım nasılsa o şekilde devam ettim. Bu  yazılarımı okuyan özellikle bayanlar hemen itiraz edeceklerdir. Sizin dayanıklılığınızla bizimki bir mi diye. Bu konuda kısmen haklılar tabi bayanlar. Onlar erkeklere göre daha az dayanıklı. Ama her iki cinsiyet için de var olan bir gerçek şu ki, insanlar Ramazan ayında ertelemek, vazgeçmek, bahane bulmak için hemen oruca sarılmakta. Devamını Okuyun

Etiketler: ,

Ağustos 29th, 2008 | in Siyaset/Politika, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

“Seçim Ekonomisine veya

Keynesyen Eknomiye Giriş”

Yaşasın!!!Yine seçim var ortalıklarda.Yine devlet baba bizi gördü caddelerde sokaklarda.Kaldırımlar yapılıyor, çukurlar kapatılıyor, dereler ıslah ediliyor hovardaca!***Evet, hızlı ve hummalı bir çalışma süreci. Bütün Türkiye’de illerde ilçelerde bucaklarda ve köylerde.Esnaflar kapılarının önünden bakıyor, kimi elinde cep telefonu, kimini elinde kehribar tesbih, kimiyse bir çıkın anahtarla.***Yaşasın ne güzel bu seçimler, devlet baba seçim oldukça kapımıza gelmese de hizmeti getiriyor ya.Öpüyor hepimizi yanaklarımızdan ve diyor ki, bakın devlet var. Destek olun tüm varlığınızla. Devamını Okuyun

Etiketler: , ,

İstatistiklere bakılırsa, 2008 yılının Ağustos ayının en çok orman yangını yaşandığı ay olduğu görülür. Öyle ki son 30 yılın bütün bir yazda belki de son 50 yılın en fazla ve en zayiatlı orman yangını yaşanmıştır.

Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, antalya ‘daki yangın, 1979 yılından bu yana en büyük orman yangını olarak kayıtlara geçti. Türkiye , en büyük orman yangınını 23 Mart 1979 tarihinde Muğla ‘nın Marmaris ilçesi Çetibeli köyünde yaşamıştı. Çıkış sebebi bilinmeyen yangında 13 bin 260 hektar orman alevlere kurban gitmişti. İstatistiklere göre, 27 Temmuz 1996 tarihinden beri çıkan büyük orman yangınları 5 bin hektarı geçmedi. Daha çok Muğla , antalya , Çanakkale üçgeninde çıkan büyük yangınlar, bin 200 ile 4 bin hektar arasında etkili oldu. Marmaris ‘e bağlı Çetibeli köyünde 27 Temmuz 1996 tarihinde ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkan ve beş gün sonra kontrol altına alınabilen yangında toplam 7 bin hektar alan kül olurken, 25 Temmuz 1994 ‘te Çanakkale Eceabat’ta anız kaynaklı çıkan yangın 4 bin hektar yeşil alanı tahrip etti.

Türkiye, son büyük yangını 12 Ağustos 2002 ‘de Balıkesir ‘in Kepsut ilçesinde yaşamıştı. Çıkış sebebi bilinmeyen yangında 3 bin 537 hektar orman alevlere teslim oldu. Büyük yangınlar en çok temmuz-ağustosta görülürken yangınlara daha çok ihmal ve dikkatsizlik sebep olmaktadır. Zaten ben de bu konuya değinmek istiyorum.

Türkiye’de orman yangını istatistikleri orman kanununun kabul edildiği 1937 yılında başlıyor ve günümüze kadar yaklaşık 80 bin orman yangınında 2 milyon hektara yakın orman alanı yanmıştır.

İstatistiklere Göre Orman Yangınların Çıkış Nedenleri:

Doğal nedenler: % 6,

İnsanlardan kaynaklananlar: % 94.

İnsan kaynaklı yangınların büyük kısmı kasıt, ihmal, dikkatsizlik ve kazalardan kaynaklanıyor. Ancak, her üç yangından birinin nedeni de tam olarak bilinemiyor. Ormancıların genel görüşü “Türkiye’de orman yangınlarının yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlikten çıkıyor, en dikkatsizler ise çoban ateşi yakanlar. “Yangın istatistikleri incelendiğinde Akdeniz ülkeleri
içinde yine de yangın çıkan ülkenin ve birim yangın başına yanan alan yönünden Türkiye çok da fena sayılmaz. Durum bu olsa da kötü örneği örnek olarak almamak gerek.

Her bir ağacın ve her bir metrekarenin yanma veya ortadan kalkmasının maliyetinin doğrudan veya dolaylı olarak kendisine döneceğini asla ve asla görmeyen KÖR GÖZLÜ AYMAZ, SÜRÜ PSİKOLOJİLİ, SORUMSUZ insan görünümlü yaratıklar orman içlerinde ve çevresinde yangın çıkabilecek tedbirsizlikleri yapmaktadır. Bu tür sorumsuzluk örneklerinin ne cinsiyetle ne yaşla ne eğitimle ne de etkin kökenle ilgisi yoktur. Tamamıyla GENETİK BOZUKLUKTAN KAYNAKLANMAKTADIR. Bu bozukluk ta önce kişisel sorumluluk sonra da toplumsal sorumluluktur.

Bütün bunlara ilave olarak bir örnek te kasıtlı orman yakan kanı bozuk yaratıklardır. Üç beş kuruş veya belki de çok büyük servetler kazanmak hayali veya amacıyla yangın çıkarmakta ve buraların imara açılmasına sebep olmaktadır. Devlet denilen otorite insanları KAMUNUN MENFAATİNE GÖRE yönlendirmek durumundadır. Bu devlet otoritesi POLİTİKAYI AYAK OYUNU OLARAK BİLENLER TARAFINDAN OLUŞTURULDUĞU İÇİN yanlış yönde kullanmaktadırlar. Oysa ki politika, karar ve eylemlere etki eden bütüncül tercihlerdir. Devlet yönetiminde politik tercih sahibi kişilerin HER NE SEBEPLE OLURSA OLSUN ORMAN ARAZİLERİNİN ve VERİMLİ OVALARIN İMARA AÇILMASINI ENGELLEMESİ GEREKİR. Bu konuda dikkatsizlik hassasiyetsizlik ve sorumsuzluk bile başlı başına topluma ihanettir.

Sevgili okurlarım.

Bize düşen hiç kimseden bir şey beklemeksizin toplumsal sorumluluk dahilinde hareket etmek ve ormanlarda yangına yol açacak en küçük şeyden kaçınmak, görülebilecek tehlikeleri de derhal yetkili mercilere duyurmaktır. Bu konuda kesinlikle ihmal erteleme yapmadan hemen harekete geçmeliyiz. Bu doğa bu nimetler bize verilmiş kıymetini bilelim. Veren güç bir gün alır, çıplak topraklarda beton blokların arasında inversiyon altında kışları, kavurucu sıcak altında da yazları geçirmeye başlarız.

Yazı Sözlüğü:

İnversiyon: Isı terselmesi, kızın düzlük kentsel alanlarda ısı  ve atık kirlilğinden kaynaklanan dumanlar nedeniyle güneş ışıklarının duman katmanına vurup geri yansıması sonucu ortaya çıkan karanlık ve bulanık hava koşulu.

Not: 

Bu yazı, www.bilgiagi.net, www.timeturk.comwww.bilgievreni.com, www.haberanaliz.net www.siyasalforum.net, www.gunesgazetesi.net, www.kamudanhaber.com www.gercekgazete.web.tr,  ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Balıkesir Demokrat, Marmara Bölge, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler: , ,

“Gelin ülke olarak bir yol ayrımı yapalım muasır medeniyetin doruğunda”

Yıllarca, Tanzimattan I. meşrutiyete, II. meşrutiyetten Cumhiriyetin ilanı ve o günden bu günlere kadar hep “muasır medeniyetler seviyesi” lafı edilmiş, bunu Cumhuriyetimizin Kurucusu M. Kemal Atatürk te, Türk milleti için çizdiği yol haritası ve vizyon olarak 29.Ekim 1933 yılında “milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracağız” tabirini kullanmıştır. Devamını Okuyun

Etiketler: , , , ,