Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: İş yaşamı

 

 

Photo: Dijital Feodalizm ve Yapay Zeka

Dijital Feodalizmde Hak Arayışı: Google, Yapay Zekâ ve İçerik Üreticisinin “Konfor Alanı”

Giriş-ve-Sonuç:

Bedava Sirke Döneminin Hazin Sonu

İnternet ekosistemi, kurulduğu günden bu yana hiç bu kadar büyük bir ontolojik krizle karşı karşıya kalmamıştı. Yıllardır Google üzerinden trafik çekip, reklam pastasından pay kapmaya çalışan web siteleri, bugünlerde büyük bir feryat figan içinde. Sebep malum: Arama motoru devi, algoritmalarına yapay zekâyı (AI) entegre ederek artık kullanıcıya “link” değil, doğrudan “cevap” sunmaya başladı. Dünya kamuoyunda ve yayıncılar nezdinde kopan fırtınanın özeti şu: “Trafiğimiz azalacak, mahvoluyoruz!”

Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa yıllardır alıştığımız o “dijital konfor alanı” sarsıldığı için mi bu kadar gürültü çıkarıyoruz? Şunu sormak lazım: Bu platformlar birer kamu kuruluşu mu, yoksa kâr odaklı birer teknoloji şirketi mi?

Ben tamı tamına bir çeyrek yüzyıldır dijital içerik üretiyorum, yönettiğim web portallerinin bir kısmı dünyada ilk ve tek. İçerik sağlayıcı emektar olarak ben kendimde böyle bir hak görmüyorum da size ne oluyor kuzum! Devamını Okuyun

 

Photo: Eleştirinin Piyasa Değeri

Sizi eleştirecek birisi yoksa, para verip kendinizi eleştireck birini bulun” (A. E. Fidan)

Yazıma yine kendi düsturum olan vecizemle başlıyorum.

Modern dünyada insanın en büyük trajedisi, etrafının “evet efendimcilerle” (yes-men)))) sarılmasıdır. Özellikle kariyer ve güç yükseldikçe, gücün zehirleme oranı yükselmeye başlar. Bundan izola olmak için, kişisel gelişim ve öz motivasyon teknikleri derslerim bağlamında bazı diyeceklerim var elbet.

Yönetim basamaklarını tırmandıkça veya sosyal statüde “kanaat önderi” haline geldikçe, kişi aynadaki aksinden başka kendisine kusurlarını söyleyecek kimse bulamamaya başlar. İnsanoğlu güce karşı kutsama eğilimindedir çünkü. İşte bu noktada benim hayat felsefem devreye giriyor: “Kendinizi eleştirecek birisi yoksa, para verip eleştirecek birini bulun.” Devamını Okuyun

Etiketler:

 

Rubidyum ETİsinin MOLOJİk Serüveni

Photo: Ribidium & Etymology

İnsanoğlu çıplak doğar, “dil” ile giyinir. Dil bizim en mümtaz, en şanlı elbisemizdir.
Kıyafetimizin kalitesi ve güzelliği( onu kullanma başarımızla ortaya çıkar. A. E. Fidan)

Rb

Alkali metallerdendir kendisi ama, sevgili elementimiz 37 atom numarasına sahiptir. Adını da latincede “koyu kırmızı” anlamına gelen “rubidus” tan (ruber /kırmızı +ium) almıştır. İngiliz Fransız bileşiminde (erythrós ερυθρός “kırmızı” Hint Avrupa dil ailesinde ve Sanskritçede rudhira Latince ruber, Germence raud-Almanca rot = İngilizce red “kırmızı”, İngilizce ruddy “kızıl”, rust “demir pası”.) Eritre ülkesi de adını yine bu kızıl teriminden alır ve sahili de zaten Kızıl Denizdir.

Elementimizin emisyon spektrumundaki rengi kızıl ötesi bir renktir. İnfra/enfra (alt) ruj (kırmızı*kızıl) infraruj, kızılötesi. (Frekansı

Devamını Okuyun

Etiketler:

Kasım 12th, 2024 | in ahmet fidan, İş yaşamı, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

 

Resim: Toksik kişilerden uzaklaşma yöntemleri

Sünger Mihraklardan Nasıl Çekiliriz

Toksik ilişkileri duymuşsunuzdur.

Psikologlar ve kişisel gelişim uzmanları, ilişki danışmanları NLP koçları bol bol konu hakkında konuşur ve yazarlar.

Toksik ilişkiler değil elbet konumuz. Toksik ilişkileri de içine alan, tümden TOKSİK KİŞİLİKLERDEN ÖNCE UZAKLAŞMA ARDINDAN ONLARDAN ARINMA

Hz. Google’ın yapay zeka robotuna sordum soruyu, bana literatürden derleyip imbikten damlatır gibi içerik döktürüverdi önüme.

Peki kim bunlar:

  1. Sürekli olarak etrafındakilere zarar veren, bütünüyle MUTSUZLUKTAN BESLENEN tiplerdir. Bunlara sünger gibi duygu tüketen veya duygu sömüren kişilikler de diyebiliriz. En mutlu olunan durumlardan bile itina ile bir mutsuzluk çıkarmayı başarırlar. Bu kişileri şimdilik “sünger mihraklar” olarak adlandıralım, bu adlandırmalarımız şurada dursun.
  2. Genellikle kendi ihtiyaçlarını (üç beş kişiyi geçmeyen çok sevdikleri dar kişilerin
  3. Devamını Okuyun

 

Resim: Kişisel Gelişim ve Öz Motivasyonun Harikulade Polyanna Gerekçeleri

Kişisel Gelişim ve Öz Motivasyonun Harikulade Polyanna Gerekçeleri

  1. Olmuyorsa Zorlamayacaksın: Ne kadar zorlarsan zorla olmuyorsa olmuyordur, yeni fırsatlara bakacaksınız. Bunun için bağlantıdaki şiirimsi tadında kaleme almış ve seslendirmiş (yorumlamış) olduğum dizeleri dinleyebilirsiniz (1) Ben 54 yaşına gelmiş başarıyla oynayan birisi olarak kaçırdıklarıma değil, hemen önümdeki yakalayacaklarıma odaklandım, ve her geçen gün ne kadar haklı olduğumu bizzat deneyimledim.
  2. Kaçan Fırsat İle Gelecek Fırsat Arasındaki Nokta, Hayatın Zırt Dediği Yer: Kaçan fırsat sözü edilince, Apple’ın kurucusu, (nur içinde kalsın) Steve Jobs’un harikulade yaşam öyküsü gelir aklıma. Kaçan fırsat ile, gelen fırsatları kesiştiren noktaları birleştirme sanatıdır hayat dediğimiz. Onun için de bazı fırsatlar kaçmalı ki, yenileri yakalanabilsin. Kötü bile iyinin zıddı olarak çok büyük bir anlam taşır. Emin olun ki, yeni fırsatlar eskisinden çok daha parlak bir hayat sunacaktır size. Yeter ki fırsatlara yaklaşmasını bilin ve cesaretle onu yakalayın.
  3. Dolu Tarafı Görürseniz, Bardak Değil Siz Mutlu Olursunuz: J. Boucher ve C. E. Osgood’un Polyanna Hipotezinde de belirttikleri gibi, insanlar zaten
  4. Devamını Okuyun

Etiketler: ,

 

Resim: Atılan Taş Sayısı İle Ürkütülen Kurbağa Sayısı Arasındaki Uçurum

 

Alt Başlık: Zurnanın Zırt Sesi!

Dün yazarımız sevgili Ali TARAKÇI’nın Atakan SÖNMEZ ile yaptığı röportajı başından sonuna kadar izledim, Konuşmanın satır aralarında Korona Sürecinin doğal seyrine inanmayanların cehalet ile itham edildiğini duyunca, ben de atılan taş ile ürkütülen kurbağa sayısı arasındaki korkunç farkı bildiğim için, algı yönetimi ile vak’a ağırlığı arasındaki oransızlık nedeniyle sürece karşı allerjik duruşumdan dolayı kendisini arayayım fikir teatisinde bulunayım dedim. Uzun uzun konşutuk. Şark-ul Avsat‘ta ilk yayınlanan yazısına bakmamı söyledi bana. (Tarakçı, 2020) Bu yazıyı da başından sonuna okudum.

Şimdi bazı kısımları Tarakçının yazısından olmak üzere rakamları vereyim. Ama önce şu dakika itibarıyla taptaze bilgileri kaydedelim.

1 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arasında (BU GÜN İTİBARIYLA 10/07/2020) koronadan ölen insan sayısı yaklaşık 558.272 (Vikipedia 2020) Yıl sonuna kadar tahminde bulunsak, kalan 4 ayda toplam 1 Miylon a bile ulaşmıyor.

Sıtmadan ölen insan Devamını Okuyun

Etiketler: