Şşşşşttt, Ev Hanımları, Yemek Yapıcısı mısınız, Yemek Yaratıcısı mı?
 
 Herkes yere uzanıp, gökten (içinde bıldırcın eti de olan) bir sofra inmesini bekler.

Dün köylerimizde metre metre, santim santim her yer ekilir dikilirdi, ekim yapılmayan yer kalmazdı. Bir köylünün toprağı boz bırakması ayıp sayılırdı. Bu günkü köylüler kentlerin yamaçlarına saçaklarına banliyölerine akınca, köylerin toprakları bozlak kaldı.

 HAZIRCILIK KÖYDEN KENTE BİR YAŞAM ŞEKLİ OLDU.

Millet evinin bahçesinde iki telek maydonoz, üç baş soğan yetiştireceğine, FARM VİLLE lere dizildiler, evcilik oynar gibi, komşuculuk oynamaya başladılar. Sonuçta herkes TARİFLERE GÖRE BİR HAYAT SÜRMEYE BAŞLADI.

ARİFE TARİF GEREKMEZ, BANA DA GEREKMEZ!

Eeey ev hanımları, alt başlıkta yazdığım gibi, a kuzucuklarım, siz yemek yapıcıları mısınız, yemek yaratıcıları mı?

Tutturmuşsunuz, bir tarif, bir ölçü gidiyorsunuz. Yemek yaparken, mutfağı aşkınız gibi sevmelisiniz. Böyle yaparsanız, yemeklerinizin lezzeti sadece midenize değil kalbinize de gider. İyi bir zanaatkar hiç bir zaman bilinmemiştir ama iyi bir sanatkar bütün dünya tarafından ayakta alkışlanır.

 
Mutfakta Sanatçı Olun!

Yemeği tarife göre yaparsanız, icrayı zanaat yapabilirsiniz. İçinizdeki arifane hislerle yaparsanız, ortaya kendinize özgü lezzetler (spesiyaller) çıkacaktır.

Mısır ekmeyi sevmiyorum ama mısır ekmeğini çok seviyorum. Hakikaten zor ve zahmetli işlerdir ekim-dikim. Ha, bir seferlik yapılacaksa macera amaçlı çok zevklidir. Traktörle değil kazma ile yeri kazmış olsanız bile zevklidir mısır ekmek. Ama bu sürekli bir hayat meşgalesi olduğunda sevmediğimi itiraf etmeliyim. belki de, çocukluğum çiftçilikle geçtiği için böyle düşünüyorum. Ama mısır ekmeği benim için her zaman favori olmuştur. Karadeniz’in bu kadar cevval insanlar olması, hamurlarında mısır ekmeği olmasından kaynaklanır. Çünkü mısır ekmeği güç verir, kuvvet verir. Buğday ununa göre daha fazla direnç verir.

Mısır Ekmeği Doğraması, Soğukluk veya Karmaç:

İki el büyüklüğünde mısır ekmeğini doğrayıp üzerine iki kase yoğurt dökersiniz. Sonra bunu karıştırırsınız, bunun üzerine bir su bardağı su koyup tekrar karıştırırsınız. Üzerine de birbuçuk fiske nane döktünüz mü, işte size bir öğün idare ettirecek yemek. Buna biz “soğukluk” deriz. Bazı yerlerde “karmaç” bazı yerlerde de doğrudan “yoğurtlu ekmek doğraması” denmektedir. Ev dışında tarlada çalışılırken en ideal yemektir. Haa, bu arada bizim Karadenizde yoğurt doğramasına nane konulmaz. Naneyi ben kendim koyuyorum, küçüklüğümden beri. Çok ta hoş oluyor. Yayla çorbası veya cacığa nasıl yakışıyorsa nane, mısır doğramasına da yakışmakta.

Bir Başka Mısır Ekmeği Keyfi:

Mısır ekmeği pişer pişmez sofranın ortasına konulur, tam ortası bir çorba kaşığı ile iki kaşık genişlikte oyulur. Bu yere halis muhlis tereyağı konulur, mısır ekmeğinin sıcaklığıyla bu yağ erirken, sofranın başındakiler yemeye başlarlar. Karadenizliler için inanılmaz keyifli bir yemektir. Size vereceğim tarifteki ekmeği ben dün gece yaptım, fırından çıkar çıkmaz ekmeğin ortasını oydum ve tereyağını koyar koymaz yemeye başladım. Ekmeği yerken taaaa 30 yıl önceki günlerimi hatırladım.

Bu pazar size, kendi spesiyalim olan MANDALİNALI MISIR EKMEĞİ tarifi verceğim. Siz önce bu tarife göre ekmeği yapıp sonra da kendinize göre yeni özel bileşimlerinizi denersiniz.

Mandalinalı Mısır Ekmeği:

Gerekli Malzemeler:

1 – Beş tatlı kasesi mısır unu,

2 – İki tatlı kasesi buğday unu,

3 – 4 adet orta büyüklük mandalina,

4 – 3 su bardağı süt,

5 – 1 su bardağı yoğurt

6 – Verilen miktar un bileşimine göre uygun göreceğiniz büyüklükte ekmek mayası

7 – Üç orta büyüklük kuru defne yaprağı,

8 – İki tatlı kaşığı tuz

9 – Bir tatlı kaşığı şeker

10 – Sevgi )))

Yapılışı:

Malzemedeki kadar unları birbir içine dökersiniz, sütü, yoğurtu ve doğranmış dilimlenmiş mandalinaları da hamura döker, miktara göre gerektiği kadar hamur mayası ve yine gerektiği kadar karbonatı ilave edin, defne yapraklarını da ezerek toz haline getirip karıştırın. Hamurun karışımını mikser ile yapabilirsiniz. Karbonatı fazla kaçırmayın, zira hamuru kabartır diye fazla ilave ettiğinizde ekmekte buruk bir tat (acılık) ortaya çıkabilir.

Hamuru yoğurduktan sonra bunu 15 dakika tekne, tepsi veya leğende üzerini örterek 15 dakika sıcak bir yerde bekletin. Hamur orada beklerken son 5 dakikada fırını 100 derecede açın. Tepsinin içini yağlayarak hamuru tepsiye koyun. 5 dakika ön mayalanma için hamuru fırına koyun. 5 dakika geçtikten sonra fırının sıcaklığını 200 dereceye ayarlayın. 15 dakika bu ayarda bekletin. 15 dakika sonra bir kontrol yapın. İçini çekip çekmediğini kontrol ettikten sonra 5-10 dakika daha ekmeği fırında bekletebilirsiniz. Eğer fırın küçük ve malzeme az ise daha çabuk pişecektir. Fırın büyük ve malzeme de büyük ise süre değişebilir. Fırına pişmek için konulan ekmek, ilk onbeş dakika içinde açılmamalıdır. Aksi takdirde, ekmeğin tavı kaçacaktır.

Bu bileşimdeki un miktarını tersine çevirirseniz, (beş kase buğday, iki kase mısır unu) tuzu kaldırıp şeker miktarını 4 çorba kaşığına çıkarırsanız, hamur mayasını da koymazsanız, ekmek yerine DİYET KEK yapmış olursunuz)))

Pazar kahveniz köpüklü, keyifli ve mutlu, yarınlarınız umutlu olsun.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.net, http://www.ahmetfidan.com ile, Halkın Sesi, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , ,