Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: Toplum

 

Gerek kentiçi ulaşım için kentin doğal ve tarihi eserlerinin yok edilmesinde veya bozulmasında gerekse şehirlerarası ve milletlerarası standartlı yollar için doğanın geri dönüşümü olmaksızın bozulması konusunda politika belirlerken bu gün için hesaplanan fayda maliyet analizi sonucuyla 30-40 yıl sonra yapılacak fayda maliyet analizi aynı olmayacaktır.Sadece Türkiye için değil bütün dünya ülkelerinin Ulaştırma Bakanları ulaşım altyapı politikalarını belirlerken, doğal ve tarihi çevrenin ve değerlerin yok edilmesi ve/veya bozulması konusunda son derece dikkatli ve sorumlu olmak zorundadırlar. Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , , , ,

Bize, lutfedilen hayatta her türlü seçenekler önümüze sunulmuş, tercih yapalım diye ve biz tercihlerimizle kısa dönemin cazibesiyle plastik duyguların ve kanserojen hayatların esiri olmuşuz. Hayat bize, biriktirdiğimiz anıların ne kadarının tebessüm ettirici ne kadarı içimizi burkucu ne kadarı bizi üzücü olduğunu görebilmemiz ve bunu en kısa zamanda değerlendirebilmemiz için şans sunmakta.Plastik tuşlar, plastik monitör, sanal insanlar, naylon güller, yapmacık gülüşler, zoraki tebessümlü balolar, geceler. Hatta o kadar ki yapaylığın içinde kala kala doğalı unutmuşuz. Karı koca veya iki sevgili birbirine kendi evlerinin içinde monitörlerden gülcük gönderdiği dünyadayız şimdilerde. Ama nereye kadar.. Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , , , , ,

Kıyılara dolgu yapılmasına prensip olarak karşı çıkmak pek anlamlı olmaz. Çünkü olayı  bir çok kriter açısından değerlendirmek gerekir.  İster yerel olsun ister merkezi olsun bir ihtiyacı oraya koyan veya dile getirenden bu ihtiyacın bir çok açıdan uygun olup olmadığını düşünmesi veya göz önünde bulundurması beklenemez. Bunu düşünmek ihtiyacı dinleyen ve icraatı yapacak olan kişi veya kuruma aittir. Bu kişi Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , ,

16 Eylül 1961 tarihinde, Menderes hükümeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan İmralı adasında idam edildiler.

Bir zamanlar bu ülkede idam cezası vardı diyecek kadar çok zaman geçmedi aslında. O kadar zaman geçse, kimsenin idam edilmemesine alışık olduğumuzdan dolayı yadırgarız. Ama bahsini ettiğimiz kişiler Türkiye Cumhuriyetinin en başta Başbakan, (Adnan Menderes ki o da aynı yıl idam edilmişti) Dışişleri ve Mailye bakanlığını yapmış kişiler. Devamını Okuyun

Etiketler: ,

İhtilal, Darbe ve Muhtıra kavramları üzerine.

Muhtıra,  kelime olarak hatırlatma anlamına gelir. Birinci anlamı, bir ülke yönetiminin diğer bir ülke yönetiminin dikkatini çekici ve uyarıcı içerikte (diplomatik) yazı. İkinci anlamı, bir ülke yönetiminin sosyal ekonomik çoğunlukla da siyasal istikrarsızlığa düşmesi ve bu istikrarsızlığın devamlılık (kronikleşme) eğiliminin görülmesi durumunda ülke askeri yönetiminin halihazırdaki siyasal yönetime karşı uyarıcı içerikte yazı göndermesi.

Darbe, bir ülke yönetiminin siyasal ve ekonomik açıdan istikrarsızlığa düşmesi ve ulusal birliğin tehlikeye düşmesi iddiasıyla ülkenin silahlı kuvvetlerinin halihazırdaki yönetimi re’sen / zorla / baskı ile veya farklı demokratik mekanizmaları dolaylı olarak kullanarak ele almasıdır.

İhtilal / Devrim ise, herhangi bir ülke yönetiminin gerek birlik ve bütünlüğü sağlamada aciz kalması, gerek halka karşı zulmetmesi, karşısında öne çıkan bir kişi veya gurup veya kitle öncülüğünde halkın söz konusu yönetimi alaşağı etmesidir. İhtilal veya devrim gücünü tabandan (halktan) almasından dolayı sonrasında çok köklü ve sağlıklı düzenleri getirmektedir. Dönem sonunda ortaya konulan hukuksal düzenlemeler bu yönüyle daha demokratik ve katılımcı olmaktadır. Sırf bu yönüyle bazı düşünür ve bilim adamları 61 anayasasının demokratikliğine atıfta bulunarak bu hareketin ihtilal oluğunu ileri sürseler bile halihazırda o dönemde yaşananlar ve belgeler bu hareketin tam anlamıyla halktan kaynak aldığını söylemek hayli iddialı olur. Bu anlamda yakın Türk siyasal hayatında hiç ihtilal olmamıştır. Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,

Eylül 10th, 2008 | in Ekonomi, İş yaşamı, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

Sosyal güvenlik konusunda son iki üç yıl içinde zor olan yapıldı. Her üç kurumun birleşme sürecine girildi ve hatta bu birleşme bir çok ilde iyi bir entegrasyon/eşgüdüm ile sağlandı bile. Şu an için, Sosyal Sigortalar Kurumu ile Bağ-Kur un eşgüdümü ve/veya birleşimiEmekli Sandığı’na göre daha iler boyutta diyebiliriz. Yeni sosyal güvenlik yasasının (5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun) ufak tefek düzeltimleri yıl içinde yapılmış ve alt uygulama yönetmelikleri de tamamlanmak üzeredir.

Daha dün gibi hatırlıyoruz, bırakın her iki kurumdan her üç kurumdan maaş alan bile olmuştu. Ama bu gün için, devletin mernis vatandaşlık numarasını devreye soktukça bu tür garabetler neredeyse imkansız hale gelmiştir. Vergi daireleri vergi numarasını zaman içinde kaldırıp vatandaşlık numarasına geçeceklerini bildirmişlerdi. Aynı yöntemi Çalışma Bakanlığına bağlı  Sosyal Güvenlik Kurumundan da bekliyoruz.

SAĞLIK SİSTEMİ DİBE DOĞRU DOLU DİZGİN

2000 yılında SGK’nın (SSK+Bağ-Kur+ES) toplam 1 milyar 61 milyon. YTL olan sağlık harcaması, 2007 yılında 19 milyar 984 milyon YTL‘ye yükselmiştir. 2008 yılının ocak ve şubat ayındaki (sadece 2 ay) toplam sağlık harcaması tutarı ise, 4 milyar 153 milyon YTL olarak gerçekleşmiştir. Başta özel hastaneler olmak üzere kamu hastaneleri de dahil olmak üzere sosyal güvenlik sistemine olan yüklenmeleri, sistemi inanılmaz derecede zorlamakta, bu Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,