:: Toplum

Alıştıra Alıştıra Çözün; Oldu Canım!
Bir belediye başkanı son derece doğal olarak kameraların merceklerine baka baka, “yaptığımız iş hukuksal bir işlemdir, sorun yok” anlamına gelen demeç veriyor. Sanki bu ülkede hiç Anayasa metnini okuyan insan yok.
Ne gariptir ki, bu kişi Türkiye Cumhuriyeti devletinin Diyarbakır İlinin Büyükşehir Belediye Başkanı. Yani
Devlet tüzel kişiliği çatısı altında Belediye kurumunun başında ve hala bu görevine devam etmekte. Ne gariptir ki, devletin savcıları var, devletin İçişleri Bakanlığına bağlı müfettişleri var, yargı kurumu var ama bunların hiç birisi Anayasal suç işleyen bir belediye başkanının icraatına karış hukuksal sonuç doğurucu bir işlem yapmıyor. Ne gariptir ki, Kültür Bakanımız bu uygulamayı eleştirirken okşaya okşaya, gülümseye gülümseye eleştiriyor.
Devamını Okuyun
Etiketler: etnik, millet, Siyaset, Toplum, vatan, yönetim

silaha ŞİDDETLE Hayır
Silaha ŞİDDETLE HAYIR! Eşeğin Kulağına Su Kaçırma Blöfüne Rest!
Sivil Toplum Kuruluşları İşbaşına!
Şu an TBMM İçişleri Alt Komisyonunda bir yasa tasarısı görüşülmekte. Bu tasarıya göre kişi başına alınabilecek silah sayısı ile, silah alma yaşının (tüfekler için))) 18’e düşürülmesi görüşülmekte.
Tekirdağ Milletvekili T. Ziyaettin AKBULUT, bir de çıkıp “Silah Kanunu Tasarısı” haberlerinin mesnetsiz
olduğuna ilişkin beyanatlar vermektedir. Türk milleti pek tabi ki koyun. Devamını Okuyun
Etiketler: güvenlik, siddeti silah, silah yasası, Toplum

Parantez İçinin Çekiciliği
Efendim, parantezinizi köşeli mi alırsınız köşesiz mi?
Her yerde duyulan söylenen çok çok genel bir laf vardır.
Ben de o beylik lafı kullanacağım. Çünkü benim de ağzım var ve benim de bu beylik lafı etmeye hakkım olmalı.
“Ağzı olan konuşuyor“. Bu laf kim söylerse söylesin her zaman komiğime gitmiştir. En son
markette yedi yaşlarında bir çocuk annesine söylemişti bu bu sözü. Ben de marketin ortasında bastım kahkahayı. Tabi bütün gözler çocuğun konuşmasına değil kahkahamın desibalitesi yüksek olduğundan bana çevrileceğinden tırstığım için derhal yan reyona dalarak gözden kayboldum.
Bu sözü seviyordum zaten, bir de bunu yedi yaşında ÇOCUKLAR DUYMASIN dizisinin yeni versiyonunun dominant Devamını Okuyun
Etiketler: dil, edebiyat, güncel yaşam, insan, kitap, Kültür ve Sanat, laf, okuma, parantez içi, pazar yazısı, Psikoloji, rarantez, sanat, söz, Toplum, Yaşam

Çok ta Tınn!
Kasıntılıktan eklem yerleri kireçlenmiş, beğenmez kimseyi.
Darmadağınık duygular içinde yüzerken güya haklar herkesi.
Sen gölgemin oynaşmasıyla cebelleşen şirin şebek,
Emirler ve ithamlar yağdır dur, alıp alıp ver kendi kendine,
Ben gölgelerin sahibi, hayatın içgüdülerinin gülümseyişi,
Sen dışgüdülerinin esiri, değeryargılarının pençesi…
Sen günahımı ala ala bitiren,
Sen sevabımı göremeyip hayaTINdan eden,
Blöfe pas, reste rest, çok ta TINN!
Hesabı kitabı sever, onca hesapların ve kitapların arasına
Dipnotlar koyar bana dair, cümle cümle, yığın yığın.
Tekrarlar eder içinde, beş kere, on kere sıkılmadan baygın baygın, Devamını Okuyun
Etiketler: hayat, ilişki, insan, pazar yazısı, Psikoloji, Toplum, Yaşam

Soft-modern Tesellilerin Aygın-Baygın Takviyesi
Sorular içindeki sorunların içinde bulunan cevap kırıntılarını ıskalıyor görünüp te aslında sıkı hayatı(nızı) öylesine tîye alarak rölantide tuttuğunuz olur bazen. Siz sorunlarınızdan habersiz, onların çözümüne oldukça uzak göründükçe çevrenizdekilerin sizlere iştahlıca yardım etmek için gayrete girişmeleriyle bile dalga geçersiniz sessizce ve
gülümseyerek.
Bu anlarda adeta bir tulûat sahnesinin önündeki bir yığın insanın hep bir ağızdan gülümsemesi kadar şiddetle gülümsersiniz, önce kendinize, sonra yokuş ortası vites küçültecek yerde sizi büyük vitese geçirmeye çalışan gayretlere…
Aslında yer yer içinize akıttığınız gülümseme efektlerinizi dışarıya taşırırsanız Devamını Okuyun
Etiketler: insan, pazar yazısı, Toplum, Yaşam

Dünden devam…
III- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dünya Din İşleri İle Entegrasyonu:
Ülke siyasi yönetimi laik de olsa teorkatik te olsa, o ülkenin sınırları içinde bulunan vatandaşların dini ihtiyaçlarına karşı kayıtsız kal(a)mayacağı bellidir. O halde diyanet işleri nasıl tanımlanmakta, bu tanımda amaç tanıma nasıl
ve ne oranda hükmedecektir?
Örneğin, “din” veya “diyanet” olgusu toplumu veya kitleleri yönetmek için bir maşa olarak mı görülmekte; yoksa tarım, sanayi, kültür, ulaşım vb. ihtiyaç ve hizmetler gibi teknik birer ihtiyaç olarak mı görülmektedir? Bu iki bakış kurumun normatif veya pratik tabanını oluşturacaktır.
Devamını Okuyun
Etiketler: din dinayet, Toplum