Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: Author Archive

 

Haziran 21st, 2009 | in Pazar Yazıları, Yaşam | 4 tane yorum

Ahh Dost!

Ah dost, ne çok örselendin. Ne çok yağmalandın, ne çok aldatıldın!.

Sevgili “dost” bu yazım sanadır bilesin.

Bu güne kadar herkes ne çok dostu olduğunu zannediyordur. Ve de kendini dost biliyordur.

Dostun kapısı açıktır yirmi dört saat.

Dosta gitmek için randevu alınmaz. Öylesine çat diye çalarsın kapısını.

Dostun mazereti/bahanesi yoktur.

Dosta karşı programınız olmaz. Programı birlikte yaparsınız. (daha&helliip;)

Etiketler: , , ,

Haziran 20th, 2009 | in İş yaşamı, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

 

Zor Adam

“Zor adam”ı okuyunca bu yazı “zor kadın” a nazire olarak yazılmıştır diye düşünenler olabilir.. Baştan belirteyim ki, bu yazı nazire değildir.

[Bundan önceki yazımda da dile getirdiğim gibi, Yüksek Öğretim Kanununu okurken bu yazıyı yazmaka karar vermiştim. Sonra bu yazıdan dünkü yazı doğunca, bu güne kalmıştı.]

İster kamu kuruluşlarında ister özel sektör kuruluşlarında alt hiyerarşik tabakadaki birinin zor adam olmasıyla üst düzey hiyerarşik tabakadaki kişilerin zor olması arasında neredeyse kavramın dışına çıkacak derecede farklılıklar var.

En baştan belirtmeliyiz ki, zor adam olmak için güç gerekmektedir. Bu, ister ekonomik güç olsun, ister fiziksel güç olsun isterse beyin/bilgi/akıl/siyaset gücü olsun fark etmez. Zaten, her üçü aynı kişi üzerinde toplanınca o kişi, hayran olunan tabir caizse tapılan bir karakter olmaktadır. (daha&helliip;)

Etiketler: , ,

Haziran 19th, 2009 | in Dil & Edebiyat, Yaşam | Yorum Yapin

Başlık

“Yazı Başlıkları Üzerine Bir Ara Çözümleme”

 

 

Kısa yazı başlıklarını pek sevmem. Başlık dediğin, afili olmalı. Başlıktaki sözcüklerin dizilimi, ahengi, kimyası, daha yazıyı okumadan “hımmm, çok güzel bir yazıya benziyor” dedirtecek cinsten olmalı. Bu bakış açısına karşılık bir kısım insan da yazı başlığının kısa olmasını ister. Buradaki kısalık ve uzunluk görecelidir aslında.

Bu konuda yazı yazın biri olarak ben şahsen bir ara formül buldum kendimce. Yazı başlığını manşet başlığı ve yazı başlığı diye ayırarak ara yol izledim. Örneğin, bu yazımda “Başlık” kelimesini kullandım. Ama bu yazımın gerçek başlığı “Yazı Başlıkları (daha&helliip;)

Etiketler: , , , , ,

Türklerin Yemek Kültürü Üzerine Bir Sorgulama

Türklerin yemek kültürü üzerine biraz duygusal biraz nesnel/objektif sorgulamalar yapmak istiyordum. Gözlemci algılarıma takılan bir kaç yaşam kesiti darbe ile ilgili gündemin sıkışıklığına rağmen bu konuyu öne almama neden oldu.

Duygusal/ Subjektif (Olumlu) Yaklaşımlar:

Daha önceki yazılarımda, Türkler’in başlı başına bir yemek kültürü olduğunu, yemek kültürü de dolaylı olarak mutfak kültürünü gerektirmekteydi. Bir ülkenin medeniyet derinlikleri arasına, o ülkenin yeme-içme alışkanlıkları da girmektedir. Bin yılları bulan yeme-içmeyle ilgili kültürel derinliğin uzantısı olarak yemek masası veya sofrasında geçirilen saatleri yadsımak bir bakışla da tukaka etmek fazlasıyla incitici olacağını düşünüyorum. (daha&helliip;)

Etiketler: , , , ,

Haziran 12th, 2009 | in Siyaset/Politika, Toplum | 1 yorum

Krallık Rejimi Üzerine Cici Cümleler: Yönetmek mi Yönetilmek mi?

Demokrasi fazilettir. Peki doğru olsun. Krallık ise erdemliliktir desem ne olacak peki.

Konuya doğrudan genetik açıdan giriş yapmak gerekirse, tembellik içgüdüsü ve inisiyatif kullanmaktan (daha&helliip;)

Etiketler: ,

Dün Yazar olma  bilincinden bahsetmiştim. Kolay olduğu için. Yani okur-yazarlık bilincinde yazarlık bilinci için ortaya konulacak özgün ifade için çok ta fazla uğraş vermenin gereği olmadığını düşündüm. Çünkü yazar (daha&helliip;)

Etiketler: , , , , , , ,