Bilinçaltı Bilimi Üzerine

Potansiyel Artı ve Potansiyel Eksi Üzerine Sezgisel Yaklaşım:

Yer yüzü, su yüzü, bilinç düzeyi, düşsel yaşam, alacakaranlık gibi özel terimlerle ifade edebileceğim lineer (doğrusal) anlamda düşey (vertical) anlamda hareket veya başkalaşımları öteden beri sorgulamayı planlamaktaydım.

İrdelemeye çalışacağım alan aslında bozulan elektronik bir cihazın ana kartında (mainboard) bulunan metal iletişim akslarının merkezinde bulunan siyah nokta gibi, tüm bilimlerin kılcal damarlarının bir araya geldiği odaktır.

Bu kritiğe, fizik bilimi açısından bakılırsa, quantum, astroloji bilimi açısından bakılırsa astrofizik, kimya bilimi açısından bakılırsa organik kimya, mühendislik bilimi açısından bakılırsa yüzey bilimi ya da (düşey mantıkla) sıfır noktası, din bilimi açısından bakılırsa, teozfizik, ve hatta teozofi tıp bilimi açısından bakılırsa da psikanaliz disiplinlerini önümüze koymalıyız.

Öteden beri, Goethe ruhsal (tinsel) olguları gözlemsel bazda fiziksel varlıklarla bir araya getirip incelemeye çalışmış bununla ilgili insanlık tarihine bilinçaltının bilinçüstü güçlerle kontrol veya koordine edilmesi noktasında yepyeni kıvılcımlar çaktırmıştı. Psikanaliz, Alman tıbbının dünya çapında tereddütsüz liderliğinin belki de önemli kilometre taşlarından biri olmuştur. Alman psikanalizi, komşu Rus bilim insanlarınca coğrafi yakınlığın da etkisiyle sosyolojik bir çok teori ve kuramların üretilmesine neden olmuştu.

Goethe’nin bir ölçüde yolundan giden R. Steiner, Antropozofi yi kurarak insan ve/veya canlılardaki siyah noktanın binde bir de olsa günışığına çıkarılmasını sağlamıştır. Gerçi Steiner önemli ölçüde Goethe’nin doğa felsefesinden beslenmiştir ancak onun “uyku ve ölüm” incelemesi Goethe’yi çoktan geçmişti bile.

Astroloji ve astrofizik,  pozitif bilimlerin sağlam ayaklarını bir taraftan kaydırırken, bir taraftan da pozitif bilimlere kuram üretiminde temkinli olmaya zorlamıştır. Öte yandan ilahi/tanrısal bilginin (nakil) teoloji ve teofizik uzanımlarıyla yine ruhsal/tinsel analizlerle alışılagelen tanımlarını zorlamış ve uzun zamandan beri teozofi kendi kuramlarını insanlığın yazınsal belleğine yerleştirmişti.

Uyku, Standby, Ölüm Berisi, Bilinç Anı Anları:

İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana ruh, ölüm ötesi, evrensel bitim (kıyamet) ruya olgularını merak etmiştir. Ruh ile bedenin belli bir zaman aralığında (kısa zaman) birbirinden ayrılması değil ayrışmaşı ile ortaya çıkan uyku anı, ruhbilimi için en güzel laboratuvar olmuştur. Ne var ki, bilim insanları bu andaki hareket veya başkalışımları bir ekrana veya düzleme yansıtamamışlardır. Bu çaresizlik aslında bir başka açıdan potansiyel kamçılayıcı neden olmuştu.  Ve bu gün itibarıyla bendenle soft ilişki halindeki ruhun ekrana yansıtılması yönünde önemli çalışmalar başlatılmıştır. Tıpkı standby (hazır bekleme modu) konumunda olan elektronik bir cihazın analizi gibi, uyku aşamasında özellikle de rüyalanma aşamasında metabolizmik reflekslerin izdüşümlerini yansıtma yolunda kayda değer başarılar elde edilmiştir.

Bilinç Altı ve Bilinç Üstünün İrdelenmesi:

Bilinçüstünün irdelenmesini zaten pozitif bilimler en iyi şekilde izleyebilmekte ve analiz yapabilmektedir. Burada sorun yok. Bilinç altının irdelenmesi konusunda ise, Astroloji bilimiyle Teofizik ve hatta Steiner’in antropozofisi devreye girmektedir. Bir taraftan da psikanalizin kapıları Hipnoz, Meditasyon bilim alanları ile açılmakta ve bedenin bilinçaltını ve hatta bilinci bütün ve tam olarak kontrol etmesine yardımcı olmaktadır.

Sıfır Noktası:

Bütün sıfır noktaları her ne inceleniyorsa eğer o incelemenin en ideal laboratuvar koşullarıdır. Deniz/toprak seviyesinin ve ısı seviyesinin, basınç seviyesinin, uzaysal gezegen ve yıldız konumlarının NŞA ları  veya sıfır noktaları ne anlama geliyorsa, bilinçaltının kontrolü açısından ve hatta ruhsal motivlerin (tazyiklerin) beden üzerindeki kontrolleri açısından adına yarı ölüm dediğimiz uyku hali o derece laboratuvar imkanı vermektedir.

Evrenin sonsuzluğu veya sonunun düşünülmesinin bile idrak edenler için ölümcül boyutları olduğu gibi, beden ile ruhun ayrışması değil ayrılmasının (ölüm sonrasının) irdelenmesi ve sonuçlarının analiz edilmesi en büyük kara noktalardır.

Uyku Halinin Çukur ve Tümsek Aynaları: Rüyalanmalar:

Bir kıvılcım ile dev adımların atılabileceği uyku halinin düz ve ters yansıması olan rüyalanmalar gerek sibernetik bilimi için, gerek psikanaliz bilimi için oldukça bakirdir.  Nasıl ki, bu gün için üç boyutlu (bağımsız hareketli hologramlar) imkansıza yakın zorlukta olgular ise, psikanaliz için rüyalanma grafileri veya yansıtmaları o denli zordur. Bu anın verilerinin toplanıp irdelenmesi için yazı başında dile getirilen bilim dallarının her birinden ayrı ayrı yararlanmak zorundayız.

Bilim insanları psikanaliz için ve rüyalanma yansıtmalarının başarısı için pozitif bilimler ile sosyal bilimler arasındaki katı ayrım konusunda ezberlerini bozmak zorundadırlar. Ve hatta, bu bilim alanlarına ait insanlar el ele vererek uluslararası platformda oditoryumlar düzenlemek zorundadırlar. Dijital ekranın göz kapaklarının altına alınması bu gün için nasıl ki bir rüya ise, rüyalanmalarının bir yazıcıdan veya sesli görüntülü kayıt cihazından çıktısınının alınması o derece rüyadır.

Bu konuya ileride başka bir yazıyla devam edeceğim. Ancak ara not ve ara sonuç cümlesi olarak şu öngörüde bulunmak istiyorum.

“Rüyalar, rüyalanmalar ile çözülmelidir. Rüyalanmaların çözülmesi için, başta belirttiğim bilim alanına ait insanlar özveriyle aynı ortamda uluslararası çapta programlar ile bir araya gelmelidir.

Not: 

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.net, http://www.gercekgazete.web.tr, http://www.ahmetfidan.com ile, Gerçek Gazete, Balıkesir Demokrat, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,