Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: Yaşam

 

Prof.Dr. Nazif KUYUCUKLU’ya Armağan

Prof.Dr. Nazif KUYUCUKLU, kendi döneminin en sessiz, en sakin, en munis öğretim üyelerinden biriydi İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin. Onun dersine ilk girdiğimde, derslerde uyuma konusunda marka olmuş arkadaş, “hıh, tam bana göre bir ders” deyivermişti, daha dün gibi hatırlıyorum.

Nazif Hoca’nın, Çalışma Ekonomisi ve Türkiye Ekonomisi dersinde özellikle de girmiş olduğu İktisadi Olaylar Tarihi kitabından yürüttüğü Sosyal Siyaset dersinde,  aynı ses tonu, aynı konum, aynı kıyafetler eşliğinde deliksiz eksiksiz fazlalıksız dakika şaşmayan derslerinde bir çoğumuz derslerin bitmesi için kıvransa da ben ilgi ve merakla takip ederdim. Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,

Bayramımız Kutlu,Ekonomik Krizimiz Son Olsun!

Geçen yıl, bayramı buruk kutlamıştık, dünyanın bir avuç kan emicilerin çıkarmış olduğu ekonomik krizle mücadele ederken. Ve hemen her birimizin, inşallah bundan sonraki bayramlarımız, elimizin genişlediği, piyasanın biraz daha canlandığı bir bayram olsun diye temennileşmiştik… Aradan koca bir yıl geçti ve yine aynı hoş ve boş temennileri bir sonraki bayramlara havale ettik / etmekteyiz koro halinde.

Sabit gelirliler yine kılı kırk yarmakta çarşıda pazarda, okullarını başarıyla bitirip sınavları başarıyla kazanan onbinlerce işsiz, binlerce boş ve acil ihtiyaç duyulan kadrolar dururken sınavlarını boş yere kazanmış olmanın burukluğu ve gidecek bir işlerinin olmamasının kıvranışıyla, atanmayı beklemekten ağaç olmuşluklarının sızısıyla girmekte yine bayrama.

Devamını Okuyun

Etiketler: ,

En Yakın Dostlarım Sözcükler

Pazar günlerini sevmezdim eskiden.

Son yıllar bir başka seviyorum Pazar günlerini. Çünkü Pazar yazısı yazıyorum. Elimden geldiğince her pazara misafir olacağımda, içinde yüzlerce sözcüğün olduğu bir buket  cümlelerden oluşan yaşama dair gazete makalesiyle Pazar Günü’nün kapısını vuruyorum. Hoş Pazar yazılarını cumartesi gecesi yazıyorum ama) Anlı şanlı Pazar yazısı diyorum ya adına, ona ithaf ediyorum ya, hıh, en azından Pazar gününü yaşamayı hak ettim diyorum.

Çoğu okurumun da Pazar günleri Pazar yazımı beklediklerini biliyorum. Pazar yazımın beklendiğini bilmek beni daha da bir heyecanlandırıyor.

Dost Çekmecesi: Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,

Acı Biberin Tadı

Çiğ köfte yiyenlerin  buğulu bir o kadar da heyecanlı ve sevindirik hallerini dşünüyorum da, acaba biz insanloğulları doğuştan potansiyel olarak mazoşist miyiz diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Öyle ya, hep mutsuzluklar, cinayetler, dolandırıcılıklar, kavgalar üzerine akıp gitmekte günün gelişen haberleri.

Hani medya diliyle “insan köpeği ısırınca” bir daha lezzetli olyuor haberlerin akışı. Bir taraftan insan köpeği ısıracak, bir taraftan da ısırılıp can yanacak. Belki kan akacak.

Son yarım yüzyılın öykücülüğünün duayenlerinden Selim İleri’de en son “Kırık Deniz Kabukları” adlı kitabında daha çok mutsuzlukları, üzüntüleri, hayal kırıklıklarını, iç çekintilerini ele almış son dönemin eserlerini harmanlayarak. Devamını Okuyun

Etiketler: ,

 

Duyu Bozukluklarına Diyalektik Değinimler (III)

Ekonomik Durum/Gelir Düzeyi:

Ekonomik faktörler, potansiyel olarak iletişim açısından olumlu yönde bir tetikleyicidir.  Ancak, gelir düzeyi yüksek olan kişilerin çok düşük veya gelirsiz bireylere karşı sanal bir kast bulunmakta ve bu kişiler alt gelir gruplarıyla iletişim kurmak istememektedir. Bu kitlenin zevkleri, beklentileri tercihleri, hassasiyet noktaları bu kitlenin doğrudan müşteri konumunda olmadığı sürece önem taşımamaktadır.

Ekonomik düzeyi yüksek erkekler ile bayanlar ise birbirinden kısmen farklıdır. Erkekler tam anlamıyla farklı düzeyler veya kategorilere karşı ortalama bir tepki verirken kadınlar daha çok duygusal olmalarına karşın bu alt sınıflar ile olan iletişime biraz daha kapalıdır. Devamını Okuyun

Etiketler: , ,

Duyu Bozukluklarına Diyalektik Değinimler (I)

 
Diyagnostik Açıdan, Duyu Bozukluklarına Diyalektik Değinimler
Çoğu zaman, gerek sözlü gerek yazılı gerekse işaret diliyle iletişim kurarken çamdan ve kavaktan bahsedilmektedir. Aynı alfabenin, aynı dilin kullanılmasına rağmen, “konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz, konuşuyoruz ama anlamıyoruz” şarkı sözündeki duruma düşülür…
 

Dinleme, Algılama Yoğurma ve Aktarma Süreçleri: 

Algı bozuklukları, hataları, algısızlık, İletişim bozukluklarının teşhisinde  en çok üzerinde durduğumuz konuların başında gelmektedir. Bu sorunların çözümlenebilmesi, öncelikle, semptomları patolojik bir veri olarak ortaya koyup diyalektik yöntemle aşama aşama ele almak gerekir. Sürecin diagnostik (diyagnostik) zemine sağlıklı olarak oturtulabilmesi için aşamalandırma veya kategorizasyon şarttır. Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , ,