Tembellik Anayasası'nın kurallarından biridir.

"Eğer, içinizde bir çalışma isteği belirdiğinde hemen bir kenara oturun o isteğin geçmesini bekleyin" diye bahseder bu anayasanın 10. maddesi. Bilenler bilir.

Yardımsever olmak gerek derken, "ben çok yardımsever biriyim, her türlü yardımı memnuniyetle kabul ederim" matığıyla değil tabi. Bu mantık takdir edersiniz ki, süper egoistçe bir mantık. Ben en azından kimselere zarar vermeyen boyutu olan "ben" veya "kendi" bakış açınızla ilgili kısmından yaklaşıyorum olaya. Bu sefer "siz"den bahsedeceğim. Siz yani bu yazıyı okuyan "heyy, sennn" olan "sen".

O halde sesimizi biraz yükseltelim;

-Heeey, SEN, lütfen kendine yardım eder misin!

Yaklaşım mantığı itibarıyla bir sıfır galip gelmenin mutluluğuyla satırlarımızı devam ettirelim.

Öyle ya, kendine yardım etmek istemeyen veya bunu gereksiz gören biri var mıdır acaba?

Kendine yardım etmek isteyen bir şeyi başarmıştır. O da kendinden çıkıp kendini görebilmeyi veya izleyebilmeyi. Hani Yûnus tarzıbir bakış, "beni bende demen, ben bende değilem, bir BEN vardur o da ben den İÇERÛ

Yaradan, insanların tamamına "ben"lik vermişse eğer, bunun en fazlası da en azı da zarar vermekte bizlere. Çünkü BEN BÜYÜDÜKÇE bir tarafta süper egoist bir yaratık ortaya çıkarken, bir tarafta da BEN YOK OLDUKÇA kişiliksiz bir yaratık ortaya çıkmakta. O halde, yaradanın bizlere vermiş olduğu BEN in içinden süzülerek o ego çizgisinde orta noktaya yerleşmek, yani ne EGOİST ne de KİŞİLİKSİZLİK batağına saplanmadan orta yerde konuşlanmamız gerek hayatta mutluluğu ve başarıyı yakalayabilmek için. Bunun için de en güzel yöntem, bahsettiğimiz gibi, BEN den süzülüp, benden içerû diyebilmek gerek.

O halde, kendimize yardım etmenin ön şartlarından en önemlisi olan EGONUN / BEN in davranış düzlemindeki olması gereken konumunu başardıktan sonra, gerisi kolay.

1. Dramatik boyutlara vardırmaksızın, kendi eksikliklerimizi kendimiz bulalım, gerekirse kendimizle mahkeme önünde savunma yapar gibi hesaplaşalım. Hesaplaşalım ki, karşı tarafa saldırı veya alanımıza müdahale için fırsat bırakmayalım. Bunun için, özellikle karşılıklı diyaloglarda (varsa) büyük zaaflarımızı ortaya koymaksızın kendi kendimizi eleştirebiliriz. Bunu da mümkün olduğunca mizahi bir tarzda dile getirirsek, bir nevi kendimizle dalga geçerek karşı tarafın bizi üzecek sinsi veya ani ataklarından kurtulabilmiş olabiliriz. Bunu sevgili Metin ŞENTÜRK çoğu zaman yapmakta ve çok güzel sonuçlar almaktadır.

2. İlkelliklerden Kurtul(maya çalış)alım: İlkel anatomik duygular bizlerin en büyük zaafıdır. Mal-mülk hırsı, sahiplik duygusu, kıskançlık duygusu, ihtiras, kin, intikam gibi  zaafımızı/zaaflarımızı yok edebilmemiz gerek. Bunu sadece ve sadece dünyanın fani olduğunu, hayatın kısa olduğunu, yarının bize neler getireceğini bilemediğimiz gerçeğini düşünerek başarabiliriz. Bu gerçekleri düşündükçe göreceksiniz ki, başınızın üstünde tuttuğunuz bu ilkellikler, ayaklarınızın altına inecektir. Bilmeliyiz ki, ilkel duygularımızı ayaklarımızın altına alabildiğimizde, biz istemesek te başarı ve mutluluk gölgemiz gibi peşimizi bırakmayacaktır.

3. İltifattan kimse ölmemiş!: Kendimize yardım etmenin en basit ilkelerinden birisi de, yakınlarımızın güzellik ve başarılarını görmek ve dile getirmektir. Eleştiri özelde yapıldığı sürece tavsiye, toplum içinde yapıldığı sürece saldırı boyutundadır. Eleştiriyi TAVSİYE de tutalım. İltifat ise, bunun tam tersi. Zira iltifat hiç bir insanoğlu'nun hayır diyemeyeceği, hemen hemen herkesi mutlu eden bir davranıştır. Unutmamalıyız ki, iltifat iltifatı doğurur. Bu konuda EMPATİ vazgeçilmez bir ilaçtır.

4. Bunları başaramıyorsanız eğer, bakışaçınızı ve/veya modunuzu değiştirin. Bakış açımızı değiştirebilmenin en kolay yolu veya yöntemi, ortam değiştirmek, empatik yaklaşım ve konum değiştirmektir. Bunun için, özel sektörde çalışanların müşteri masasına veya sandalyesine oturması, kamuda çalışanların vatandaş sandalyesine oturması, eğitimciler için, öğrenci sıralarına veya sandalyelerine oturulması, gardiyanlar için, koğuşlarda bir kaç dakika da olsa "bir mahkum" psikolojisiyle kalınması, ebeveynler için ise 10-15 li yaşlarındaki dönemin düşünülmesi yeterlidir.

Sevgili ebeveynler, cocuklarınızı anlamak için gerekirse oturun, çömelin veya yapabiliyorsanız amuda kalkın!

Aile içinde en önemli olgulardan birisi de çocuklardır bilirsiniz. Onlar karşısında EMPATİ yi beceremiyorsanız veya bunu sürdürülebilir şekilde uygulayamıyorsanız, sık sık onların boyunu geçmeyecek konumda onlarla konuşun. Eğilerek değil oturarak veya diz çökerek. yine de başarılı olamıyorsanız, başarabilirseniz eğer, amuda kalkmayı deneyin. Olaylara en aşağı seviyeden ve tersinden bakmayı deneyin. Biliyorum ki kafanızdaki bazı şeyler değişecektir.

Bu maddeleri artırabiliriz elbet. Ama maddeleri artırdıkça maddelerin etkisi azalacak ve konu bütünlüğü bozulacaktır.

Bunları uygularsak ne olur. Cevabı çok basit. Kendinize yardım etmiş olursunuz. Zorluklar kısa zaman içinde kolaylıklara dönüşecektir. Deneyin ya da denemeye çalışın.

Sevgili dostlar, yazımı Yûnus'un arı Türkçeyle gönlünden kopan şiiriyle bitiriyorum. Yüreğinizi sevgiyle doldurun ki, kötülük girmek için fırsat bulamasın. Yok olsun gitsin. Yarınlar size mutluk, mutluluklar size başarı getirsin. Sağlıcakla kalın.

Severim Ben Seni Candan İçeri

Severim ben seni candan içeri
Yolum ötmez bu erkandan içeri

Nereye bakar isem dopdolusun,
Seni kanda koyam benden içeri!

O bir dilberdürür yoktur nişanı
Nişan olur mu nişandan içeri.

Beni benden sorman, bende değülem,
Suretim boş yürür dondan içeri.

Beni benden alana ermez elim,
Kadem kim basa sultandan içeri.

Tecelliden nasib erdi kimine,
Kiminin maksudu bundan içeri.

Kime didar gönülden şule değse
Onun şulesi var, günden içeri.

Senin aşkın beni benden alıptır,
Ne şirin dert bu; dermandan içeri.

Şeriat, tarikat yoldur varana,
Hakikat, marifet, andan içeri.

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri.

Unuttum, din-diyanet kaldı benden.
Bu ne mezhepdürür, dinden içeri.

Dinin terkedenin küfürdür işi,
Bu ne küfürdür, imandan içeri.

Geçer iken, Yunus, şeş oldu dosta,
Ki kaldı kapıda andan içeri…

 
(Aziz) Yûnus Emre
 

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, www.timeturk.com, http://www.bilgievreni.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.org, http://www.gazetecanik.com, http://www.gercekgazete.web.tr, www.bolgeselhaber.com, www.unyekent.com www.hizmettv.com.tr, www.sinematur.com, www.ahmetfidan.com ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , ,