Bürokrasi’de Parkinson hastalığı diye bir hastalık vardır. Buna aslında OBEZİTE DİYEBİLİRİZ. Yani bürokrasinin obezleşmesi.

Kamu kurumlarında bir hizmetin sunulması için bir personel çalışır. Bu personel bir zaman sonra o hizmeti bürokrasi kalıbında şişirerek sunumunu zorlaştırır, prosedürleri artırır. Bu durumda artık (önemli ölçüde gereksiz) işlemler için zaman bulamaz olur ve yardımcı ister. O personele yardımcı verilir. Kendisi o işin şefi olur. İşler daha da bürokrasiye boğulur. Artık o işin yapılması için iki kişi de yetmemektedir. Bu durumda o hizmet birimi müdürlük haline getirilir. Başına da ya o ilk kişi ya da başka biri müdür tayin edilir.

Böylece PARKİNSON HASTALIĞI BÜTÜN KAMU BÜROKRASİSİNE YAYILIR. Kamu kurumlarının böylesi dallanıp budaklanmasının altında önemli ölçüde bu bürokrasi hastalığı yatmaktadır. Bu hastalık aslında insanın beyninde yer alan karakterinde bulunan “TEMBELLİK” ve “BENCİLLİK” dürtülerinin uzantısı olarak yer eder.

Bu yapıdan oluşan örgüt yapısı orta ve uzun dönemde devleti de OBEZleştirmektedir. Obezleşen devlet bu yapısını bürokrasinin kronikleşmesi sonucu kanıksayarak normalleştirir. Tıpkı büroda eğri duran bir tablo o büroda uzun süre duran birinin dikkatini çekmeyeceği gibi bürokrasinin hastalığı da bürokrasinin içinde yaşayanlarca tam olarak bilinememektedir.

Bu hastalığın anlaşılması ve doğru bir şekilde teşhis edilebilmesi için konuya eğilenlerin gerçek anlamda sıradan vatandaş elbisesini bilinçli olarak giymesi ve hizmet talebinde bulunması gerekir. Kırmızı veya siyah plaka araçların içinde gerçek trafik sorununun anlaşılamayacağı gibi.

Obezleşen devlet bürokratını da hem maddi anlamda hem mecazi anlamda obezleştirmektedir. Obezleşme tembelliği getirir. Bahaneyi getirir. Mecazi anlamda obez bürokratlar maddi anlamda da obezleşirler hem aşırı kilo alırlar hem de halktan kopuk olduklarından haksız kazanç veya menfaat sağladıklarının farkında olmazlar. Kısaca obez bürokratların bahane bulma kapasitesi de, kiloları da hesap cüzdanları da sürekli olarak artmaktadır.

Bu yazıda kastettiğim bütün kişi ve kurumlar hayal ürünüdür. Bizim ülkemizde buna benzer hiçbir örnek olması düşünülemez.(!) Erdemli bürokratları bu yazıdan tenzih ederim. Erdemli bürokratlarımız görevlerini yaparken, yine bürokrasi ve sisetin içindeki dikit ve sarkıtlar ülke yüzeyinde kist oluşturmaya krater oluşturmaya devam etmekte. Bir aklı selim sahibi ekibin ellerine tuz ruhuna sahip iksirler alarak bu kist ve tabakaları temizlemesi gerekmekte. Ol kişiler ki, ayaklarını sağlam basmalı, muz kabuğu, yağ ve sabun benzeri tehlikeli kaydırma mekanizmalarına karşı müteyakkız olsunlar.
Esen kalın şen kalın.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, ,