Çok ta Tınn!

 

Kasıntılıktan eklem yerleri kireçlenmiş, beğenmez kimseyi.
Darmadağınık duygular içinde yüzerken güya haklar herkesi.
Sen gölgemin oynaşmasıyla cebelleşen şirin şebek,
Emirler ve ithamlar yağdır dur, alıp alıp ver kendi kendine,
Ben gölgelerin sahibi, hayatın içgüdülerinin gülümseyişi,
Sen dışgüdülerinin esiri, değeryargılarının pençesi…

Sen günahımı ala ala bitiren,
Sen sevabımı göremeyip hayaTINdan eden,
Blöfe pas, reste rest, çok ta TINN!

Hesabı kitabı sever, onca hesapların ve kitapların arasına
Dipnotlar koyar bana dair, cümle cümle, yığın yığın.
Tekrarlar eder içinde, beş kere, on kere sıkılmadan baygın baygın,

Sen yapaylıkların tercihi, yüzeyselliklerin esiri,
Ben senin içinde büyüttüğün altından sarayların sefiri
Sen rüyalarımın köpükten perisi,
Ben köpükler krallığının beyaz taçlı veziri,
Vezirse Vezir, Şahsa Şah, çok ta TINN!

Ben baymayan bayan arayıp dururken koca hayatın ilmikleri arasında,
Sen ürkmeyen erkek ara dur içindeki uçsuz bucaksız esaretinin kılavuzluğuna.

Baktın mı! içindeki esaretinin, pranga izlerine orda ne yazar,
Her yeni yılın Nevbaharında güzler gördükçe, ne yazar!
Ben virgül ektikçe öyküye, sen nokta koymuşsun,
virgülse virgül, noktaysa nokta; çok ta TIN!

ahmed emin fidan

Noktalar ve virgüller konulur hep. Kimi öyküsüne, kimi senaryosuna. Vee, her fırtınada ipler atılıp köprüler yakılır. Hatta yetmezmiş gibi, son sözler edilir. “Çok ta TINN!” denilir gözler yarı baygın yapılıp, kafa da hafifçe yukarıya kaldırılarak.

Fırtınalı günlerin ardından sütliman anlarında, tın tın konulmuş nokta göz önüne alınır. O noktaya derin derin bakmaya başlarsınız. Oysa ki noktadan başka bir sürü imla işaretlerinin olduğunu düşünürsünüz. Bu noktayı değiştirmek te kolay olmalı bir kere. Noktaya en yakın işaret olarak seçim yapmak kalmıştır geriye. Düşünüp taşındıktan sonra kendinizden bile saklarcasına noktanın altına bir çizik atıp, virgüle dönüştürürsünüz çaktırmadan.

İşin en garip yönü de, noktanın altına atılan çizginin virgüle dönüşmesinin hiç te zor olmadığıdır. Çünkü kalp inanmak ister. Yalan da olsa, kanmak ister. Noktanın virgüle dönüştürülmesindeki çengel var ya, adı üzerinde ÇENGEL, adeta mazoşistleştirir çoğu insanı.

Batarsa bana batsın, yanarsam ben yanayım der yürek, bile bile LADES diyerek.

O halde şimdi, devam mı VİRGÜL tamamm mı NOKTA ve SORU İŞARETİ

Yoksa ikinci perdenin ilk senaryosunun,  son paragrafından sonraki işaret mi, NOKTALI VİRGÜL )))

Yok yok. Ne nokta ne virgül ne de noktalı virgün keser sizi. Siz hala mazoşist duygularınızla daha uzun dönemli bir işaret ararsınız. Çünkü papatya falında dördüncü denemede de olsa “SEVİYOR” da kalmıştı bir kere. Bitmemeliydi, bitemezdi. Neyse neyse olmayacak… dersiniz ve hemen peşinden beyniniz şimşeklenir bir anda. Veee, “buldummmm!!!” diyerek içciğerizinzen haykırırırsınız. Ne güzel bir buluştu bu.

Çok ta TINN ladığınızdan bu yana en güzel işaret yerini alacaktı hayatınızın senaryo metninin paragrafları arasında. Keşfettiğiniz noktalama işaretini bulmanız zor olmamıştı cümlenizin bitimindeki noktada.

Son cümlenin son sözcüğünün ardına bıraktığnız tek noktanın yanına kondurduğunuz iki nokta daha ilave ederek elde ettiğiniz ÜÇ NOKTA içinizdeki aşkı, sevgiyi, birlikteliği taşıyacaktı sonsuzluklara… (((ÜÇ NOKTA )))

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.nethttp://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.nethttp://www.ahmetfidan.com ile, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , ,