Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır
Şubat 13th, 2011 | in Dünya, Hukuk, Siyaset/Politika, Toplum | Yorum yapin

Balyoz İndi, Ama Nereye!

Bu yazıyı, “yok mu bu davanın akl-ı selim değerlendirmesini yapan” diye soranlar için yazıyorum.

Balyoz darbe planı, bütün bir Ergenekon sürecinin ana eylem aşamasıdır. Bu eylem, ister askeri bir taktik olsun ister gerçek bir kurgu olsun çok ta fark etmez. Neticede büyük bir plan sürecinin en canalıcı aşamasıdır.

Ergenekon sürecine ilişkin şimdiye kadar fazlasıyla değinide bulunduğum için genel sürece fazla girmeyeceğim.

Balyoz darbe planı zaten şu ya da bu şekilde kamufle edilmesi için bunun hukuk önündeki ya da gün ışığındaki yansıması olmalıydı. Bu da zaten “balyoz askeri bir taktiktir” şeklinde açıklamalarla ortaya konmuştur.

Nasıl ki, “balyoz darbe planı” kapsamında temel hedef, Türkiye’deki İslamcı kesimin ya zapt-ı rapt altına alınması ya da kökünden yok edilmesiydi. Bu darbe planı da deşifre olur olmaz “güçlerin birleşimi” sonucunda üzerinde plan Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Profesyonel(mi)siniz!

İnisiyatif (takdir yetkisi) sizin için ürkütücü bir  RİSK mi yoksa farkedilebilmeniz için bir FIRSAT mı?

Randevu düzenlemelerinizde SAATİ mi esas alıyorsunuz, DAKİKAYI mı, randevulara sadakati ANGARYA olarak mı görüyorsunuz yoksa YAŞAM BİÇİMİ olarak mı?

Toplantıların amacı konuşulan her şeyin keyifle (Nasrettin Hoca’nın hindisi gibi) dinlenildiği ve ikramların tüketildiği MESAİ KAYNATMA OTURUMLARI mıdır yoksa toplantıya ilişkin her konuda not alınması gereken ve gerektiği yerde görüş veya düşüncelerin çekinmeden dile getirildiği ÇÖZÜMLERDE KAYNAŞMA OTURUMLARI mıdır?

Bardağın DOLU tarafı mı, BOŞ tarafı mı yoksa HER İKİ TARAFI mı dikkatinizi çekmekte? Devamını Okuyun

Etiketler: , , ,

Ocak 30th, 2011 | in Pazar Yazıları, Toplum, Yaşam | 3 tane yorum

Susmalarımla Haykırıyorum Sana Farkında mısın?

Sana haykırıyorum susmalarımla, farkında mısın?

Ahir ömrümün yaprak döküntüleri üzerinde gezinirken, akıl -kalp arası med-cezirlerindeyim.

Asırlarca Aborijinlerin yaptığı gibi, her anlamsız fırtınaların arifesinde suskunluklar yazmaktayım.

Her susmalarımın parantez araları yeni ansiklopediler doğurmakta.

Susarım âvaz âvaz haykırışlarımla, aynılaştıkça aynılaşan, TOPLUM u susarım,

SEN i susarım…

Daha ötesi var bilir misin? Ben var yaaa, BEN i susarım farkında mısın bilmem amma,

Devamını Okuyun

Etiketler:

Omurgasız Tepki: Hee De Geç!

Omurgasızlara başta ben olmak üzere çoğumuz kızar, hatta ifrit olur. Onların genişlikleri, vurdumduymazlıkları, kişiliksizlikleri, tepkisizlikleri karşısında çoğu zaman kahroluruz. Ama toplum denilen örgütlü örgütsüz insan yığınının yıllar boyu varlığını sürdürebilmesi için omurgasız tipler kaçınılmazdır. Hatta toplumda omurgasız tipler birer çimento görevini üstlenirler. Demek ki neymiş, baştan bunca eleştirdiğimiz bu emsalsiz yaratıklar toplumların sulh ve sukunu, yönetimlerin bekası için vazgeçilmez bir faktörlermiş. Yani bunlar toplumun çimentolarıymış.

Omurgasızlar Uzun Yaşarlar!

Toplumun omurgasız tipleri kestaneyi çizdirmezler, uzun yaşarlar. Onlar için risk en büyük sorundur. Ve bu sorundan ustalıkla her zaman ve her yerde uzak durmayı başarırlar. Bir risk varsa eğer, omurgasız tipler,  riske karşı bile geçimli Devamını Okuyun

Etiketler: , , , ,

 
 

Asosyal Kişilerin Sigortası Atarsa

Asosyal Kişilerin Sigortası Atarsa, Kaçak Akım Rolesi Kullansınlar!

Ya Onların da Sigortası Atarsa?

Asosyal kişilerin sigortası zaten atıktır. Kaçak akım rolesine ne gerek var diyebilirsiniz hemen. Ama işte maalesef elektrik tesisatı düz mantıkla çalışsa da insan psikolojisinde düz mantık çalışmamaktadır.

Nice psikonevrotik veya psikosomatik vakalarda bu kişilerin önce kendilerine sonra topluma kazandırılmasında ara çözümlemeler çoğu zaman en ideal sonucu vermiştir.

Psikosomatik Kişilerin (A-Sosyallerin) Sigortası:

Genelde toplum, a-sosyal kişilere karşı sigortayı dayatmaktadır. Patlama anında mekanizmanın devre dışı kalması Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Ocak 12th, 2011 | in Hukuk, Siyaset/Politika | Yorum yapin

İstinaf Mahkemelerinin Kurulması Hızlandırılmalıdır!

Osmanlı’nın son zamanlarından başlamak üzere (1864) Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren istinaf mahkemelerinin kurulması ve kanun tasarıları hep olagelen bir durumdur.

1932 yılında İstinaf Mahkemelerinin tekrar kurulması yönünde geniş bir tasarı hazırlandı. Bu tasarıyı sırayla 1952, 1975, 1977, 1993 ve 2002 tasarıları izledi.

2004 yılında Türk Hukuk Sistemi açısından çok hayırlı bir adım atılarak İstinaf Mahkemeleri resmen de olsa kurulmuştur. 5235 sayılı 26.9.2004 tarihli bu yasanın adı, “Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun” idi. Kanunun 2004 yılında meclisten geçse de, yürürlüğe girme tarihi olarak 1 Nisan 2005 tarihi verilmişti. Devamını Okuyun

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,