Sapla Samanın Sırrı, Bozkır'ın Sırrı

Saplar ve samanlar birbirinden ayrı olduğunda tekerler döner. İcraat, legal veya illegal oyunun kurallarına göre devam eder. Ne zaman ki sapla saman birbirine karışır, ozaman icraat buzdolabına konulur ama derin dondurucudan da uzak tutulur. Sapla samanın birbirine karışması aslında harmandaki dövenin gerektiği kadar sürülmesine ihtiyaç gösterir.

Bu gün için, 28 şubat sürecinde sap ve saman ayrıydı, kızıl Amerika desteğiyle yeşil üzerinde egemenliğini sürdürüyordu. Kızılın Amerika ile ortaklığı bir çok nedenlerden dolayı biter bitmez kurnaz Amerika Yeşil ile iş birliği yaparak 28 Şubat oyununun II. perdesi olan kontr ergenekon sürecini başlattı. Derken bu süreçte teknolojinin engin azizliği veya telefon dinlemeleri, uydu sistemleri desteğiyle birbirinden ilginç ve sıra dışı ve dahi kimsenin tahmin bile edemeyeceği kuyruk sokumları ortaya çıktıkça senaryo da, oyun da, oyuncular da mide bulandırmaya başladı.

Bir taraftan devlete olan güven iyice azalırken, bir taraftan da kurumların birbiriyle didişir hale gelmesi, havayı da, suyu da, toprağı da iyice karıştırdı veya bulandırdı.

Pek doğal olarak, ne sorgulayan savcılarda şevk, ne sorgulananlarda siyasal onur, ne dizilerde ana fikir, ne basında makul bir haber kaldı.

Dünya devletlerinin derinliklerinden gelen sesler birbirine girdi, bu sesleri yöneten orkestra şefi geberdi, yeni kadrolu ve kadrosuz maskeli şefler birbirine girdi.

Vatan millet sakarya edebiyatını yazan kitaplar müzeye, idealistler psikolojik hücreye, idealistler üzerinde tepişen canavarlaşmış taşeronlar bir başka perdeye gitti. Perdenin arkasındakiler de yeni raconlar ve sınırlar çizmeye oturdu.

Kimse belki bu günün bulanıklığında gözlerinde netleştiremez, ama anadolunun bozkırlarının yaylaları her zaman dumanlı olur. Asırlarca dünyayı yöneten bu coğrafyanın evlatlarından birisi veya birileri er geç perdenin arkasındaki raconların kriptolarını okuyup çözer ve bu oyunu bozar ve de dünya üzerindeki yeni sınırları çizer. Bugün için bu satırlar fazlaca yere basmaz olarak görülse de, bu topraklar dünyayı yönetecek kişileri yetiştirmiştir, yetiştirecektir.

Bize düşen, herkesin kendi alanında çalışması, üretmesi ve güçlenmesidir.

En büyük zehir, idealsizliktir. Bu ise, zaten oyunun bir parçasıdır.

Biz bu oyuna gelmeyeceğiz.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.comhttp://www.siyasalforum.nethttp://www.gercekgazete.web.tr, http://www.ahmetfidan.com ile, Gerçek Gazete, Balıkesir Demokrat,  ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , ,