Asosyal Kişilerin Sigortası Atarsa

Asosyal Kişilerin Sigortası Atarsa, Kaçak Akım Rolesi Kullansınlar!

Ya Onların da Sigortası Atarsa?

Asosyal kişilerin sigortası zaten atıktır. Kaçak akım rolesine ne gerek var diyebilirsiniz hemen. Ama işte maalesef elektrik tesisatı düz mantıkla çalışsa da insan psikolojisinde düz mantık çalışmamaktadır.

Nice psikonevrotik veya psikosomatik vakalarda bu kişilerin önce kendilerine sonra topluma kazandırılmasında ara çözümlemeler çoğu zaman en ideal sonucu vermiştir.

Psikosomatik Kişilerin (A-Sosyallerin) Sigortası:

Genelde toplum, a-sosyal kişilere karşı sigortayı dayatmaktadır. Patlama anında mekanizmanın devre dışı kalması enerjinin kesilmesi gerek. Adı üzerinde sigortadır. Her hangi bir nötür faz birleşiminde akımı ne olursa olsun, atıverir ve cihazın yanmasını önler. Oysa ki, kaçak akım rolesi, adı üzerinde akım rolesidir. Hassastır. Atması da atmaması da daha hassastır. Bu şekliyle, sigortalar cihazı korurken, kaçak akım rolesi (hassas ayarlanabilir sigorta) insanı, veya canlıları dahi korumaktadır.

A-sosyal kişilerin zaten öteden beri sigortası atıktır. Zaten psiko-sosyal açıdan bir travma yaşanmış ve ardından kişi ya kendi kendinin ya da çevresinin itelemesiyle sosyal ortamdan uzaklaşılır, yani izole edilir. Bu travma anlarında çoğu zaman toplumun egoistçe baskısı, sosyolojik ilişkiyi ya da akımı keser. Bu durumda kişi ile toplum arasında bir kast oluşuverir birden veya çoğu zaman yavaş yavaş.

Toplum ile psikosomatik veya psikonevrotik kişiler arasında görülmez bir duvar vardır artık. Zaman ilerledikçe bu duvarı egoist toplum dış cepheden, psiko-somatik canlı da iç cepheden sağlamlaştırır ve yalıtımını kuvvetlendirir. Öyle ya, aradaki engeller psikonevrotik kişiliklerle toplum arasında var olan akımı kesecek ve bu akımın eksi dışsallığına başkalarının da kapılması engellenecektir.

Psikosomatik Kişilerin (A-Sosyallerin) Kaçak Akım Rolesi:

Aslında psikosomatik varlıkların toplum tarafından ve kendisi tarafından ortaya konulan yalıtımını yarı iletken hale getirmek isteyen gönüllüler veya profesyoneler, yani para karşılığında gönüllüler  yok değildir. Zira ister yüksek tansyion, ister depresyon, ister psikosomatik gerilim, isterse şizofrenik buhran geçirsin, her bünyenin kendine özgü KAÇAK AKIM ROLESİ bulunur. Bu roleler, ya en yakın can yoldaşı, ya öğretmeni, ya patronu, ya psikoloğu, ya da (örneklerine nadir de rastlansa) annesi ve/veya babası tarafından üstlenilir. Bu kişiler bir nevi psikonevrotik kişilerin sabır taşlarıdırlar.

Yüksek tansiyonlusundan Şizofrenik Buhran içindeki kişilere karşı bu kaçak akım rolesi rolünü üstlenenler yarı iletken fonksiyonlarıyla, vak’a ile dış ortam arasındaki enerjinin türüne ve voltajına göre akım kesintisi veya düzenlemesi yaparlar. Bu uğraş veya gayret içinde kendileri de önemli ölçüde yıpranır (sinir sistemleri ısınır) yer yer kendilerinin de tansiyonu yükselir ama hem kendilerini hem korudukları negatif akım kaynağını, hem de bu akımdan etkilenebilecek diğer canlıları koruyabilirler.

Tabi kaçak akım rolesi rolünü üstlenmek büyük bir özveridir. Sabır gerektirir. Akl-ı selim bir karakter gerektirir. Sağ duyu gerektirir. Açıklık ve olağanlık gerektirir. Bu güzel hasletler ile psikosomatik / psikonevrotik kişilerin negatif enerjilerindeki voltajı dengeleyerek enerjinin en uygun şartlarda kesilmesini veya başka alana yönlendirilmesini sağlarlar.

Buraya kadar tamam da, Kaçak Akım Rolesinin bizzat kendisi Kaçak akım üretmeye başlarsa ne olacak. Yani kel, ilacını süre süre ilaçsız kalırsa ne olacak. Bu kişileri hangi güç topluma karşı yalıtacak burası işin en zor yanı.

O nedenle özellikle bu işi parayla yapmayan terapistlerinize karşı (eşiniz, dostunuz, can yoldaşınıza karşı müteyakkız olun. Onların sabır taşını çatlatmamaya çalışın. Her insanın bir dayanma gücü vardır değil mi?

Eee, sonuç:

Bu pazar gününde başına tuğla mı düştü de, ya da elektrik mi çarptı da sigortan atık bir vaziyette bunları yazdın be adam dersiniz şimdi.

Yok öyle değil aslında. Benimkisi sadece Nasrettin Hoca misali.

Ne yapmış Nasrettin Hoca testiyle suya giden çocuğu? Testiyi eline vermiş ve “testiyi kırma” diye dövmeye başlamış. Hocaya testiyi kırmadan niye dövüyorsun çocuğu diye sorduklarında hoca cevabı yapıştırmış.

– Testiyi kırdıktan sonra dövmek fayda etmez de ondan demiş.

Efendim siz ne testiyi kırın, ne de dayak yiyin. Haddi aşmayın. Allah haddi aşanları sevmez.

Pazar gününüz, soba üzerinde pişen kestaneyi yemeyi bekleyenlerin bekleyişi kadar mutlu, kahveniz de bitmeyesi mutluluğunuzun mührü olsun, haftaya kadar kalın sağlıcakla.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.net, http://www.ahmetfidan.com ile, Halkın Sesi, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,