Siyaset, satranç oyununun siyah beyaz karelerden oluşan zemin üzerinde değil de, toprak parçası üzerinde yaşayan insanlar ile yapılan bir strateji oyunu, aynı zamanda bir orkestranın yönetimi, aynı zamanda bir tiyatronun senaryo yapım ve yönetmenliğidir.

Bu gün siyasal sistemin askeri yönetim karşısındaki konumu, Türkiye tarihinde hiç bir zaman yakalanmamış hatta daha açık tabirlebaşarılamamış bir konumdur. Burada iktidarın bu konuma gelmesinin bir takım dış güçlerin desteğinin ve/veya oyununun bir uzantısı olduğunu söylemeye gerek yok. Bunun takdirini yapan yapar, yapmayan yapmaz.

Dün, 30 Ağustostan sonraki dönüş yolunun ilk büyük adımı da atılmış oldu. Bildiğiniz gibi, 30 Ağustosta bir dizi komutan istifa etmiş ve siyasal sistemi istifa ile zorlamaya çalışmışlardı. Ne var ki, istifa edenlerin arkası hem ekonomik, hem siyasal hem de medya desteği bakımından boştu ve bu yapılan reste karşı, her bakımdan arkası destekli olan iktidar REST ile cevap verdi ve satranç oyunundaki öldürücü hamlesini yaptı. Sonuç. MAT idi.

Bu gün ise, o oyunun ardından yapılan yeni oyunun ilk büyük hamlesi yapıldı ve "ilgili" dönemin genel kurumay başkanı herkesin gözleri önünde TUTUKLANDI.

HAMLENİN BU GÜNE KADARKİ OPERASYONLARDAN FARKI NEYDİ

28 Şubat sürecinin kontr atakları bu güne kadar (düne kadar) zaten yapılagelmekteydi. Dünki tutuklama hamlesi iki durumu netleştirmiştir.

1. Bu operasyon artık Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratıcı bir olay olarak algılanmadı. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başında siyasal iktidarın atamış olduğu bir GENELKURUMAY BAŞKANI görev yapmaktadır. Haliyle yapılan bu operasyonun Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma hamlesi olduğunu aklı başında hiç kimse iddia edemezdi. Çünkü artık ordu da siyasal iktidarın emrinde idi ve emrindeki bir kurumun yıpratılması kendi iktidarının yıpratılması anlamına gelirdi.

Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik gelecekteki operasyonlar artık halk tarafından bir arınma süreci olarak algılanmaya başladı. Dünkü hamledenTürk Silahlı Kuvvetleri rahatsızlık duymadı. Duymasına da gerek kalmadı. Artık BÜTÜN YÖNLERİYLE OPERASYONLAR HALK TARAFINDAN ESKİYE GÖRE DAHA FAZLA OLARAK arınma süreci olarak algılanmaktadır.

Bundan sonraki bütün hamleler artık artçı şoklardan ibaret olacaktır. Sayın Engin ARDIÇ'ın dünkü "Zurnanın Zırt Deliğine Daha Gelmedik" başlıklı yazısına katılıyorum ama tam olarak katılmıyorum. Zira Ardıç bu yazısında Ordunun asıl refleksi, ekonomik çıkar veya özlük haklarının daraltılmasıyla ortaya çıkacaktır demek istiyordu.

Oysa ki siyasal iktidar ordu personelinin ekonomik hakları veya özlük haklarıyla tek hamlede bir düzenleme yapacak kadar sakar değildir. Bunu acıtmadan, sindire sindire yapacağından kimsenin şüphesi olmasın. Kamu personeli veya kamuda çalışanlar çok iyi bilirler, maaş revizyonu yapılırken, maaşlarda bir düşme yapılmaz, diğer maaşlarda artan oranlı bir artış ile fazla olan kesimin maaşları tedrici olarak düşürülür.

Haaa, Ergenekon sürecinin sonunda ne mi çıkar. Bu soruyu aklıma getirir getirmez yüzümde bir gülümseme oluşuyor. Türkiye dağlık bir coğrafyaya sahiptir. Ve Türk topraklarındaki bu dağ bir fare değil binlerce fare doğurabilir. Ama ne olur sonuçta. Planlanan oyunun bütün perdeleri bitmiş, senaryoları tamamlanmış ve seyirciler ya ayakta alkış ile ya da homurdanarak salondan çıkarlar.

Bir kez daha yinelemeyi gerekli görüyorum ki, Siyasal İktidar 30 Ağustos'tan sonra ordunun korunması ve arınması konusunda şimdiye kadar olmadığından daha hassas noktaya gelmiştir. Bu zaten böyle olmalıydı.

Siyasal iktidarların veya bu iktidar liderlerinin bindiği dalı kesmesi ancak ve ancak Muz Cumhuriyetlerinde olur. Burası neresi mi. Muzu çok sevmiş olsak bile burası Türikye Cumhuriyeti.

Bu gün içimdeki sivil duygular adına biraz daha mutluyum. Sürecin en yakın zamanda sulh ve sukun içinde tamamlanması ve ülkemin aydınlık yarınlara kavuşması en büyük temennimdir.

Bir not:

  • Bir profesör emeklisi 2.500 lira emekli maaşı alırken, bir paşa emeklisi 8 bin lira emekli maaşı alması kanıma dokunuyor.
  • GSYH sı 30 bin lira olan bir ülkenin millet vekili 2 bin dolar emekli maaşı alabilirken, reelde GSYH sı 10 bini bile bulmayan ülkemde milletvekilinin emekli maaşının 5 binin üzerinde olacak şekilde planlanması kanıma dokunuyor.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, www.timeturk.com, http://www.bilgievreni.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.org, http://www.gazetecanik.com, http://www.gercekgazete.web.tr, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.