KATLANILAMAYASI KATSAYI UYGULAMASI!!
Bundan önceki yazılarımızda, üniversitelerin özgürleştirici ikliminden bahsetmiştik. Bu iklimde, kampüslerin gençleri kalabalık psikolojisinden uzaklaştırıcı rolünü belirtmiş, kılık kıyafet serbestisi ve devam devamsızlık uygulamasını kendi öğrencilik hayatım üzerinden örneklendirmiştim.

Bu gün de yıllarca meslek liselerimizin üstündeki kabustan bahsetmek istiyorum. Katsayı uygulaması, 1998 yılından bu yana şu ya da bu şekilde süregelmiş bir tepki uygulamasıdır. Bu uygulama aslında çok ideal ve gerekli bir uygulama iken, çıkışı veya orijini herkesin malumu olduğu üzere kötü emellerle olmuştur. Öyle ki, İmam Hatip Liseleri’nin önünün kesilmesi için, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi ve bu gibi diğer meslek liselerinin maruz kalacağı zarar veya olumsuzluklara karşı tamamıyla kayıtsız kalınmıştır.

Dozaj olarak çok az bir miktarı şifa olan ilaçların tamamıyla vücuda alınmasıyla zehir haline gelmesi gibi, belli oranda uygulanması gerekli katsayı sistemi, çok ağır ve katı bir şekilde uygulanarak meslek liselerinin ölümü hazırlanmıştır. Şu an için bu liselerimiz ciddi anlamda sıkıntı içindedir. Popülerliklerinin düşmesiyle onca uygulama alanları, atölyeleri laboratuarları atıl kalmıştır.
Oysa ki bu sistemin tamamıyla mesleğinde tercih yapanları teşvik edici olurken, mesleği dışı tercih yapanları da engellememeliydi. Yani bu durum meslekte ilerlemeyi teşvik edecek, buna karşın o meslekte eğitim alıp ta başka alanlarda tercih yapmak isteyenleri cezalandırmayacaktı.

O yıllardan bu güne kadar bu ceberrut sistem uygulanagelmiş ve milyonlarca gencimizin hayallerini dumura uğratmıştır. Neredeyse 10 yıllık bir sürede kimse bu sisteme dokunma cesaretini gösterememiştir. Bu sistem Türk Silahlı Kuvvetlerinin önerisi ve YÖK’ün onayı ile bu güne kadar gelmiştir. Şimdi YÖK ün yeni yönetimi, sistemi bahsini ettiğimiz dozajda yeniden düzenlemesi gerekmektedir.

Katsayı sisteminin tamamen kaldırılması da yine kanımızca yanlış olacaktır. Zira yüksek öğretim sistemi mesleğinde ilerleyenleri teşvik etmelidir. Bu meslekte doğrusallık için gereklidir. Burada en temel nokta, sistemin gençlerin eğilimlerine yatkın bir şekilde yumuşak bir katsayı sistemiyle yapılandırılması gerekliliğidir.

Hazır bu konuya girmişken, ilk öğretim, orta öğretim ve yüksek öğretim kademesindeki eğitimci ve öğretimcilere de şunları vurgulamak isterim. İster ilköğretimde isterse yüksek öğretimde olsun her zaman ezberci eğitimden şikayet edilmektedir fakat bu şikayet eden eğitimcilerin bizzat kendileri ezberci olarak uygulamaya devam etmektedir. Çoğu, acaba ben bizzat kendim verdiğim eğitim ve öğretimde kendimi ezbercilikten ne kadar kurtarırım diye bir düşünce içine girmemektedirler. Tıpkı kahvehanelerdekilerin işsizlikten şikayet ederken çevrelerindeki iş fırsatlarını görmek istememekte ısrar ettikleri gibi. Bu konuda durulacak pozisyon, sahip olunacak bakış açısı “Acaba ben ezberci eğitime karşı ne yapabilirim, öğrencilerimizi bu sistemden nasıl kurtarabilirim” olmalıdır.

ÜNİVERSİTELERİN BİLİMSELLİĞE DÖNÜŞÜ:
Yine YÖK başkanının ilk demeçlerinden diğer bir alt başlık ta yüksek öğretim kurumlarının bilimsellik odağına yeniden oturtulmasıydı. Öyle ki son onbeş yıldır, üniversiteler skolastik cendere içine sokulmuştu. Yerinde sayan ama sorunsuz olması istenen bir kurtarmacı mantık kalkınmakta olan ülkemizin bilim ve teknolojiye bu denli acil gereksinim duyduğu dönemlerde uygulamaya kayıtsız kalmıştır. Nerede eski tabirle “icat çıkaranlar” mucitler, yenilikçiler, alternatif bakışçılar varsa hepsi yurt dışına çıkmak hatta hatta kaçmak için adeta zorlanmıştır.

Teorik bilgiler kütüphanelerin tozlu raflarına demirbaş olmak amacıyla üretilmiş, bunların pratiğe dökülmesi, laboratuara taşınması, uygulamaya konulması konusunda ödenek, engelleyici politika, ve demotivasyon mantığı bir adım öne çıkanların karşısına dayatılmıştır. Bu hal karşısında ne kadar pırlanta beyinler varsa her biri ya küstürülmüş ya sindirilmiş ya da kaçırılmıştır.

Şimdilerde bilimselliğe dönüş için sabırsızlanıyoruz. Ürettiğimiz teorik bilgileri uygulamaya koymak için, ülkemizin faydasına sunmak için çalışmalara başlıyoruz. Umarım YÖK teki bu kan değişimi ilk günkü ererjisiyle ve her gün artan sinerjisiyle devam eder.

Mutlu ve aydınlık yarınlar hepimizin olsun.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:,