Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

:: Kültür ve Sanat

 

Şubat 22nd, 2023 | in Çevre & Doğa, Kültür ve Sanat | Yorum Yapin

 

Resim: Fay, Föy, Pay!…

 

FAY arttıkça, FÖY artar / uzar.
Hangi faylar peki?
Zengin / Fakir FAYI
Ceberrut Devlet / ezilen Millet FAYI
Yerli / Göçmen FAYI
Dinli / Dinsiz FAYI
Kültürlü / Kültürsüz FAYI
Anadolu Levhası / Afrika Levhası FAYI
Faylar arttıkça ve büyüdükçe, ortaya çıkaracağı sosyal ve fiziksel tahribat kaçınılmaz olarak artacaktır.
Bunu ister jeolojik fay olarak düşünelim ister toplumsal fay olarak düşünelim farketmez.
Faylar, levhaları birbirine sıkıştırdıkça (biledikçe) çatışma fayı, bir kesim diğer kesimi küçümsedikçe SAĞa atımlı veya SOLa atımlı faylar ortaya çıkar.
Toplumsal veya jeolojik katmanlar levhalar arasındaki fay, uzaklaşan bir karakter gösterirse, ortaya çöküşler ve göçükleri oluşturur.
Bu fay hatlarını kim ne derse desin, DEVLETLER veya Devleti yönetenler optimize edebilir. Bu faylar Devamını Okuyun

Etiketler:

Şubat 21st, 2023 | in Dil & Edebiyat, Kültür ve Sanat | Yorum Yapin

 

Resim: NormAL! AnormAL

 

Bu gün NORMAL i öğrendim.
Norm, Latince’de “norma” teriminden gelmekte ve bu da Fransızcada MARANGOZ GÖNYESİ anlamındadır.
Peki bu ne anlama geliyor. Gönye öncelikle 90 derecelik açıyı temsil eder. Yani her şeyin ağaçların eşyaların, BİNALARIN insanların dik şekilde durmasını olağan ya da varsayılan olarak ele alır.
Şu durumda, “NORMAL”lik ayakta ve sabit olmak, dik şekilde sağlam şekilde durmak anlamına gelir.
Buradan ne çıkar: Yatmak veya yatış pozisyonu BATI MANTIĞINDA normal değil, anormaldir. Yani onlar dik ve ayakta insanlardır, normal olarak)) Ama Oryantalist toplumlar, OTURAN toplumlardır. Doğu norm olarak oturmayı işaret ederken, Devamını Okuyun

 

Resim: Etik Kurullar ve Etik Kurulların Çalışmalarının ve Görev Alanlarının Etik Açıdan İrdelenmesi

Bir araştırmacıdan cevap verilmesi için, AKETDER (Akademide Etik Derneği) Danışma Kuruluna değerlendirmemiz için, aşağıdaki talep gelmiştir:

“Daha önce dört yıl, vakıf üniversitelerinde öğretim üyeliği yapmış, halen üniversite mensubu olmayan araştırmacıyım. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanarak bir araştırma makalesi yazmayı planlıyorum.  Mülakat yöntemi olduğundan  çalışma için etik kurul onay belgesi alınması gerekmektedir. Üç üniversiteye başvurdum. Önceki çalıştığım üniversite, kurumdan ayrıldığım için başvurumu değerlendirmeye almadı ve yazılı olarak cevap yazdı. Bir devlet üniversitesi, kendi kurumlarında çalışan akademisyen ve lisansüstü öğrencilerinin etik kurul izin taleplerini değerlendirmeye aldıklarını belirtti ve telefonla bilgi verdi. Diğer devlet üniversitesi ise başvuruya cevap vermedi. Yönergelerinde de kendi kurumlarında çalışan akademisyen ve lisansüstü öğrencilerinin başvuru yapabileceği belirtilmiştir.

Bu durumda üniversitede olmayan araştırma yapamaz denmiş olmuyor mu? Bu durum etik açıdan uygun  mudur? Başvuruların değerlendirmeye alınmaması iş yükündeki artış mıdır?”

Başvuru sahibi adına üzüntülerimi bildirmek isterim.

Ancak bu üzüntü vesilesi ile, bir çok sorunların çözümünü Devamını Okuyun

 

Resim: Otoetnografi: Kirman ve Ağırşak…

 

Hemen yandaki köşeli parantez içi kısımları, ileri düzey meraklı ve akademik çalışma odaklı okurlarım için yazdım. [[[[[Son zamanlarda insanın doğaya ve geçmişe dönüp bakma arzusunun bir sonucu zannettiğim bilim ve uğraş alanıdır otoetnografi. Edebi tür deneyimlerine ilşikin tarihi başlangıcı ise, en az yaşım kadar (bir elli yıl geriye sayarak))) anlayabiliriz. Teknik olarak, otoetnografi yazılarında iki tür otoetnografik yöntem olsa da, ben her zaman karakterime uygun olanı üzerinden yürümeyi tercih etmişimdir. Tabi ki bu da ‘nitel otoetnografi‘dir. Diğerinin hatırı kalmasın, o da ‘çağrışım yapan otoetnografi‘dir. Bu iki ana türden ayrı olarak az da olsa, etnik, görsel sanatlarla ilgili otoetnografi türleri görülebilir.
Bu konuya ilişkin ilerleyen zaman diliminde DİŞE DOKUNAN bir makale kaleme almayı planlıyorum.]]]]] Köşeli parantezden çıktıktan sonra, pazar yazısı tarzında nitel otoetnografik yolculuğumuza devam edelim. Belki konu derinleşirse ikincisi peşinden gelir, kimbilir)))?

Bir OTOETNOGRAFİ örneği üzerinden, MİZAHİ bir güzelleme yapmak Devamını Okuyun

Ağustos 9th, 2022 | in Beslenme & Gıda, Kültür ve Sanat | Yorum Yapin

 

Resim: Türk Salatası (Turkish Salat): Sebze Borânî

Fidania Mutfağı (FidaniA Cuisine; bu gün de yeni bir soğuk yemek (meze) ile sizlerle.

Yurdumun bilim insanları, konuşma ve düşünce özgürlüğü noktasında cesaretleri kırıldıkça, kurufasülye tarifinin “of” olduğu konjonktürde, döneme uygun yemek tarifleri icat ediyor. İşte bunlardan bir örnek. Yoldaki Yolcunun bu günkü soğuk yemeği, (mezesi) Türk Salatası / Turkish Salat, “Sebze Borânî” Bir önceki cümlede geçen koyu renkli yazan yemek adı, © yoldaki yolcuya aittir. Bizzat Kendisi bu yemeğe ad vermiş ve mutfaklar alemine icadını sunmaktadır.

Bu yazımız yarı şaka yarı ciddi tadında olacaktır. Evet yemek icat etmek ve yemek tarifi yazmakla nazik bir serzenişimizi yaptıktan sonra, sahiden ciddi ciddi icat ettiğimiz yemeğin tarifinin ve verdiğimiz yemek adının bütün kültür ve bilim dünyasında sahipliğini ilan ediyoruz.

Şimdi gelelim allayıp pullayıp reklamını yaptığımız Devamını Okuyun

 

Resim: Senaryo mu, İllüzyon mu, Nereden Yakalım?

ABD donanmasında görevli Deniz Yazarı M. Robertson tarafından kaleme alınan TİTANİC’in batışından 14 yıl önce KAZA SENARYOLARININ DETAYLARINININ BİLE AYNI OLDĞU ŞEKİLDE yazılan 1898 yayınlanan sıradan(!!!!!) bir roman, ve romandaki adı da TİTAN ve bu geminin batma nedenleri 1912 de titanic gemi kazasında gerçeğe dönüşüyor.

(TİTAN 1898 de yazılıyor ve batış senaryosu yazılıyor
TİTANİK 1912 de aynı yer ve senaryo ile YAŞANIYOR. Film değil gerçek hayat(!!!!!)
Bu arada, Kitabın yazarına ne mi oldu, otel odasında kalp krizi diye açıklansa da, zehirlenerek öldürüldü.

Kitabın yazarı adı, (john pier Pont Morgen (robertson), Titanic gemisinin sahibinin soyadı da Morgan

Morgan, Titanic’in sahibi olduğu firma olan White Star Line’ı 1902 de satın aldı. Üstelik Morgan, FEDERAL REZERV BANK‘ın kuruluş aşamasında, bütün zenginleri gemiye bindirmiş, kendisi de ne tesadüf ki son anda (sözde) hastalık nedeniyle binmekten vazgeçmişti, hayalindeki projenin gemisinin ilk seferinden mahrum olmuştu.))) Burası trajikomik))) Son anda inenlerden, gemiyi inşa eden baş mühendis dahil yaşaması istenen ve federal rezerv bankasında inisiyatif kullanılması Devamını Okuyun