Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

İlk Site

Menüler

Yazı Kategorileri

Bilgi Ağı Sitelerimiz

Arşivler

Sayaç

Who's Online

  • 0 Members.
  • 8 Guests.

:: Kültür ve Sanat

 

 

Yerel Kamusal Hizmetlerde Maskülen Uygulamalar ve Maskülen Sorunlar

Yerel Kamusal Hizmetlerde Maskülen Uygulamalar ve Maskülen Sorunlar

 

İkibinli yıllara kadar sürekli olarak konuşulup tartışılan ve 2005 yılından itibaren gerçekleştirilen Yerel Yönetim Reformları, 1930 tarihinden bu yana süregelen yerele ilişkin kronik sorunları bir dizi hukuksal  düzenlemelerle çözmeye çalışmış yapılan tüzel çalışmalarla
bu günkü haline getirilmiştir.

Son elli yılda, küresel demografik, teknolojik ve kentsel gelişme ve ivmelenmelerin bir sorucu olarak ortaya çıkan mekanların daralması, iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme nedeniyle “teknosfer” deki hızlı yoğuşma, lineer çözümlemelerin yanında vertikal çözümlemeleri zorunlu kılarak kentsel tasarımları yeni baştan gözden geçirmek zorunda bırakmıştır. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletlerce yürütülen (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , ,

 

Bir Kent Kültürü: Biii-sik-lett-lenn-mee-lii-yiz!

Bir Kent Kültürü:
Biii-sik-lett-lenn-mee-lii-yiz!

2000 li yıllara kadar ışıltılı ve conconlu kentler, onca cazibesiyle taşradaki ve kırdaki her bireyin hayaliydi. İkibinli yıllara kadar kentte bazı sıkıntılar olsa da yaşama imkanı hala bulunuyordu.

Dakikada bir motorlu taşıtın trafiğe çıktığı gerçeğini göz önüne aldığımızda, Türkiye ve bu gibi ülkelerde artık kent merkezlerinde yaşamak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Yerel yönetimler buna ilişkin olarak toplu taşım sistemleri üzerine odaklanmışlardır. Buraya kadar ezbere açıklamalar yaptık. Şimdi ifadenin ezber bozan kısmına gelecek olursak, artık kent merkezlerindeki nüfusu maalesef hangi tür olursa olsun, toplu taşım sistemleri dahi kaldıramamaktadır.

Düne kadar lineer (yatay) ulaşım ve dağıtım sistemleri, 2000 li yıllardan sonra, yerini vertikal (düşey) ortamlı sistem tasarımlarına bırakmıştır. Yani sizin anlayacağınız, yer altına, üst üste iki kat, üç kat raylı ulaşım sistemleri inşa edilmeye başlanmıştır. Ağır raylı sistem, hafif raylı sistem, cadde tramvayı gibi vertikal tabanlı çözümlemeler (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Ocak 8th, 2017 | in Bilinçlenme, Eğitim, İş yaşamı, Kent/Şehir, Kültür ve Sanat, Pazar Yazıları, Psikoloji, Toplum, Yaşam | Durun, Gitmeyin! için yorumlar kapalı

 

Pes Etmeye Yeltenenler, Durun, Gitmeyinn!

Pes Etmeye Yeltenenler, Durun, Gitmeyinn!

 

Ülkemizde bir yığın yanlışları gördükçe kaçasınız geldiği olur. Değiştirmeye düzeltmeye gücünüzün yetmeyeceği türden. Hayır öyle değil aslında. Yurdumuza sahip çıkıp, mutluluğu biraz da yakında tanımlayarak güzellikleri burada yaşamaya çalışmak en doğrusu.

İnternet medyasında, sevgili Cem Boyner’in yazmış olduğu yaygın olarak geçse de gerçekte ona ait olmayan fevkalade güzel bir yazı okudum. Virgülüne bile dokunmadan sizlerle paylaşıyorum.

Durun, Gitmeyin!

Bir yöneticinin  personeline gönderdiği (iddia edilen) yazı:
Herkeste bir gitme arzusu. Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride terör belası, biliyorum…
Ama, nereye gideceksin ki zaten? (Devamını Okuyun)

13355639_1728698224074858_1068126643_n

Tek Dişi Kalmış Doğu, Tek İşi Kalmış Batı Bağlamında, Oryantalist Toplumların Tüketiciliği

 

Gezdik, gördük, yendik demiş Julius Sezar,  M.Ö. Zelan  savaşının ardından, Roma Senatosu’na gönderdiği (senatoyu) küçümseyici mektubunda.  (Zelan, bu günkü Tokat’ın Zile ilçesidir) Bu BATI toplumunun SÖMÜRGECİ ve benmerkezci yapısının bir yansımasıydı.

Üçlü terkiple tarihte biz (islam coğrafyası adına Mevlana) ne demiş peki:

Hamdım, piştim, yandım“.

Aradaki fark, ise, biri dışa dönük saldırgan, biri ise, içe dönük (batınî), muhafazakar. Tabi bunda (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Kentsel Yaşam üzerinde Suyun Psikolojik, Sosyolojik ve Estetik Etkileri

Kentsel Yaşam üzerinde Suyun Psikolojik, Sosyolojik ve Estetik Etkileri

 

1. Suyun / Sahilin Çok Kültürlülük ve Coğulcu / Kozmopolit Yaşam Üzerindeki Çizgisellik ve Sınır Etkisi

Üst başlıkta da dile getirdiğimiz gibi, sahil bandı, özellikle denize kıyı kentlerde denizaşırı toplumların uğrak ve geçiş yeri olduklarından en başta kullanılan dil açısından üretim ve tüketim ilişkileri bakımından, sosyal yaşam ve davranış kalıpları açısından, dünyalık işlerin yürütümü noktasında evrensel hukuk ve ulusal hukuk örgülenmeleri  açısından çoğulculuğun koordinasyonu zorunluluğunu görmekteyiz. Gerek günümüz liman kentlerinde gerekse antik liman kentlerinde diğer kentlere göre kentin özgürleştirici iklimi, kentin kozmopolit kapısı derinlik veya dozaj olarak çok daha ileri boyuttadır. Kentlerin özgürleştirici iklimi, liman kentlerinden hinterlanda doğru geriledikçe tedrici olarak azalmaktadır. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Kentsel Yaşamda Sürdürülebilirliğin İlkeleri II

Kentsel Yaşamda Sürdürülebilirliğin İlkeleri II

Ulusal ve küresel ekonomilerin fordist türde beslenme semirme alanları haline gelen kentler, gerek alt gerekse üst yapı özellikleri bakımından içerikten ve nitelikten ziyade, kentlerin idealde derinliğinden öte, ekonomiye hizmet edecek şekilde düşünülüp tasarlanmaktadır. Öyle ki, Beş-On bin nüfuslu bir site veya yaşam
merkezindeki kültürel anlamda ‘değer’ ve ‘estetik’ kaygıları kapitale hizmet edebilecekleri kadar derinliğe sahiptir ve bu kıvam bu merkezlerin sürdürülebilirliğinin ayarıdır aslında.

Kentsel yaşamın sürdürülebilirliği için, kent kimliğinin de istikrar ve kurumsallaşma anlamında önemi büyüktür. Çevresel ve toplumsal kimlik noktasında, doğal (topografik özellikler, iklim ve bitki örtüsü) ve yapay çevre, (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

 

Öylesine Bir Taziye, Ölesiye Bir Kutlama

Öylesine Bir Taziye, Ölesiye Bir Kutlama

 

On kasımda kasım kasım kasılamadı öğretmenlerimiz öğretmenler gününde geçim derdine düştü dünya tasarruf gününü ıskalayıp savurganlıkları arasında. Kurban bayramında kurban olduk çoğu kötülüğe, yaklaşmak yerine riyakarlıkla uzaklaştık O’ndan ve onun sevdiğinden kutlu doğum haftasının ritüelleri arasında. Yirmi üç nisanda çocukça şeyler için yıllar tükettiğimizi anladık, kılımızı bile kıpırdatmadığımız binlerce vahşete çevreden baktık, baktık bakakaldık, çevre gününe inat, yeşil ay kutlamasının ardından kadehler tokuşturduk yeşilliklerin yok edilip betonlaştığı kaygan zeminlerde. Su günleri kutladık kurudukça dünya,
kanımızın suyu, suyumuzun kanına bulaştı, verem etti her yıl büyüyen kötülükler sardı hücrelerimizi kanserle savaş (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Daralan Mekanda ve Daralan Zamanda Çocuk ve Gençlik Edebiyatı

Teknolojik ve demografik gelişmelerin bir sonucu olarak Mekan daraldığı gibi, zaman da daralmakta dünyada her geçen gün. İnsanlar önce kırdan kentlerin daralan alanlarına hücum ettiği gibi, adeta kibrit kutusu gibi evlere yığıldılar. Mekansal anlamda bu yığışma, san’ata dair, edebiyata dair içeriğe ve niteliğe dair hemen çoğu şeyi tekdüzeleştirme sürecine sokmuştur.

Öte yandan kentsel alanlardaki daralma, geometrik olarak artan teknolojik gelişmelerin de temel etkisiyle dünyadaki hızlı nüfus artışının da etkisiyle insanlar, sadece mekanı değil, aynı zamanda günün yirmidört saatini de diğer insanlarla (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , ,

 

Avam-Havas

Avam-Havas

“Az olan değerlidir, kör atta azdır, o halde kör at değerlidir” demiş aristo asırlar öncesinden. Aristo bunu söylerken, asırlar öncesinden farkında olmaksızın mantık biliminin de temellerini atmıştır.

O gün bugündür, düz mantığa, kısır mantığa örnek olarak verilen bir cümle haline gelmiştir bu cümle. Hatta kısaca, “aristo mantığı” olarak ta bilinmektedir çoğu kişi tarafından.

Konuyu “avam” ve “havas” sözüne getirmeden önce bu düz mantığı nitelik ve nicelik olarak aristoya dayandırmak istiyorum. Neden?

Çünkü zor olan iyi olmaktır, zor olan çalışmaktır, zor olan erdemdir….

Hasılı “kalite” aslında zor olduğu kadar aynı zamanda emeğin doğrusal bir fonksiyonudur.

Avam, gazetelerin 3. sayfa haberlerini “vah vah, cık çık, hay anassını, yaa, gördün mü gibi tepkilerle huşu içinde okurken (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

ünye kent-konsey-yatay

Ünye Kent Konseyi Kuruldu, Darısı Fatsa’ya…

Ünye Kent Konseyi kuruldu.

Ünye Belediye Meclisi’nin 03/06/2014 tarih ve 165 sayılı kararıyla Ünye Kent Konseyi kuruldu. Şahsımın da içinde bulunduğu Ünye Belediyesi Mevzuat Hazırlama gurubu hızlı bir şekilde hareket ederek 8 Ekim 2006 Tarih ve 26313 sayılı resmi gazetede yayınlanan Kent Konseyi Yönetmeliğine göre ÜNYE KENT KONSEYİ YÖNERGESİni hazırladık.

Kent Konseyi yönergesinin 8. maddesinin C bendine göre davet edilen 140 kişiden oluşan sivil toplum kuruluşu temsilcileri  dün, (28/06/2014) tarihinde yapılan genel kurulunda (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , ,

yemek-kulturu-ve-toren-rituelleri

Tabulaşan Yenek ve Tören Ritüellerimiz

Türklerin yemek kültürü üzerine biraz duygusal biraz nesnel/objektif sorgulamalar yapmak istiyordum. Gözlemci algılarıma takılan bir kaç yaşam kesiti darbe ile ilgili gündemin sıkışıklığına rağmen bu konuyu öne almama neden oldu.

Duygusal/ Subjektif (Olumlu) Yaklaşımlar:

Daha önceki yazılarımda, Türkler’in başlı başına bir yemek kültürü olduğunu, yemek kültürü de dolaylı olarak mutfak kültürünü gerektirmekteydi. Bir ülkenin medeniyet derinlikleri arasına, o ülkenin yeme-içme alışkanlıkları da girmektedir. Bin yılları bulan yeme-içmeyle ilgili kültürel derinliğin uzantısı olarak yemek masası veya sofrasında geçirilen saatleri yadsımak bir bakışla da tukaka etmek fazlasıyla incitici olacağını düşünüyorum. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

25 Mayıs Dünya Etik Günü ve haftası

Üzgünüm ki, “etik” kavramı yerine kullanılabilecek bir sözcüğü Türk Dil Kurumu maalesef üret(e)memiştir. Etik kavramı başta olmak üzere daha öncelikli olarak sözcük üretilmesi gereken kavramlar dururken “selfie” kelimesinin özçekim olarak ortaya konulması ne derece önceliklidir.

Kamu kurumlarımız içinde belki de en proaktif olması gereken kurum “Türk Dil Kurumu” dur. Ama TDK bırakın proaktif olmayı, çoğu zaman reaktif bile olamamaktadır.

2008 yılından itibaren her yıl 25 Mayıs gününün ülke genelinde “Etik Günü”,  aynı günün yer aldığı haftanın da “Etik Haftası” olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Etik konusu son on yılda daha da önem kazanan bir olgudur. Din ve ahlak olgularındaki değişim  kısmen çözülme karşısında Felsefî temelleri de olan “Etik” kavramı, insanları sosyal yaşamda ve iş yaşamında çizgiye sokan, adeta had bildiren bir olgu haline gelmiştir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,