Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

İlk Site

Menüler

Yazı Kategorileri

Bilgi Ağı Sitelerimiz

Arşivler

Sayaç

Who's Online

  • 0 Members.
  • 16 Guests.

:: Eğitim

 

 

Bir Kent Kültürü: Biii-sik-lett-lenn-mee-lii-yiz!

Bir Kent Kültürü:
Biii-sik-lett-lenn-mee-lii-yiz!

2000 li yıllara kadar ışıltılı ve conconlu kentler, onca cazibesiyle taşradaki ve kırdaki her bireyin hayaliydi. İkibinli yıllara kadar kentte bazı sıkıntılar olsa da yaşama imkanı hala bulunuyordu.

Dakikada bir motorlu taşıtın trafiğe çıktığı gerçeğini göz önüne aldığımızda, Türkiye ve bu gibi ülkelerde artık kent merkezlerinde yaşamak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Yerel yönetimler buna ilişkin olarak toplu taşım sistemleri üzerine odaklanmışlardır. Buraya kadar ezbere açıklamalar yaptık. Şimdi ifadenin ezber bozan kısmına gelecek olursak, artık kent merkezlerindeki nüfusu maalesef hangi tür olursa olsun, toplu taşım sistemleri dahi kaldıramamaktadır.

Düne kadar lineer (yatay) ulaşım ve dağıtım sistemleri, 2000 li yıllardan sonra, yerini vertikal (düşey) ortamlı sistem tasarımlarına bırakmıştır. Yani sizin anlayacağınız, yer altına, üst üste iki kat, üç kat raylı ulaşım sistemleri inşa edilmeye başlanmıştır. Ağır raylı sistem, hafif raylı sistem, cadde tramvayı gibi vertikal tabanlı çözümlemeler (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Ocak 8th, 2017 | in Bilinçlenme, Eğitim, İş yaşamı, Kent/Şehir, Kültür ve Sanat, Pazar Yazıları, Psikoloji, Toplum, Yaşam | Durun, Gitmeyin! için yorumlar kapalı

 

Pes Etmeye Yeltenenler, Durun, Gitmeyinn!

Pes Etmeye Yeltenenler, Durun, Gitmeyinn!

 

Ülkemizde bir yığın yanlışları gördükçe kaçasınız geldiği olur. Değiştirmeye düzeltmeye gücünüzün yetmeyeceği türden. Hayır öyle değil aslında. Yurdumuza sahip çıkıp, mutluluğu biraz da yakında tanımlayarak güzellikleri burada yaşamaya çalışmak en doğrusu.

İnternet medyasında, sevgili Cem Boyner’in yazmış olduğu yaygın olarak geçse de gerçekte ona ait olmayan fevkalade güzel bir yazı okudum. Virgülüne bile dokunmadan sizlerle paylaşıyorum.

Durun, Gitmeyin!

Bir yöneticinin  personeline gönderdiği (iddia edilen) yazı:
Herkeste bir gitme arzusu. Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride terör belası, biliyorum…
Ama, nereye gideceksin ki zaten? (Devamını Okuyun)

 

Öylesine Bir Taziye, Ölesiye Bir Kutlama

Öylesine Bir Taziye, Ölesiye Bir Kutlama

 

On kasımda kasım kasım kasılamadı öğretmenlerimiz öğretmenler gününde geçim derdine düştü dünya tasarruf gününü ıskalayıp savurganlıkları arasında. Kurban bayramında kurban olduk çoğu kötülüğe, yaklaşmak yerine riyakarlıkla uzaklaştık O’ndan ve onun sevdiğinden kutlu doğum haftasının ritüelleri arasında. Yirmi üç nisanda çocukça şeyler için yıllar tükettiğimizi anladık, kılımızı bile kıpırdatmadığımız binlerce vahşete çevreden baktık, baktık bakakaldık, çevre gününe inat, yeşil ay kutlamasının ardından kadehler tokuşturduk yeşilliklerin yok edilip betonlaştığı kaygan zeminlerde. Su günleri kutladık kurudukça dünya,
kanımızın suyu, suyumuzun kanına bulaştı, verem etti her yıl büyüyen kötülükler sardı hücrelerimizi kanserle savaş (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Daralan Mekanda ve Daralan Zamanda Çocuk ve Gençlik Edebiyatı

Teknolojik ve demografik gelişmelerin bir sonucu olarak Mekan daraldığı gibi, zaman da daralmakta dünyada her geçen gün. İnsanlar önce kırdan kentlerin daralan alanlarına hücum ettiği gibi, adeta kibrit kutusu gibi evlere yığıldılar. Mekansal anlamda bu yığışma, san’ata dair, edebiyata dair içeriğe ve niteliğe dair hemen çoğu şeyi tekdüzeleştirme sürecine sokmuştur.

Öte yandan kentsel alanlardaki daralma, geometrik olarak artan teknolojik gelişmelerin de temel etkisiyle dünyadaki hızlı nüfus artışının da etkisiyle insanlar, sadece mekanı değil, aynı zamanda günün yirmidört saatini de diğer insanlarla (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , ,

ilgi-milgi

Asrın Kabusu: İlgi ve İlgi Sorunsalı

 

İlgi mi, İlgi, İlgi, milgi…

Not: Bu yazıda hibrit yöntemi kullanılmıştır.*

İlgi, sürekli kısalmakta olan bir olgu artık. On dakika bile sıkmakta herkesi.

Yetmişli yılların gençliği yani bu zamanın orta yaşlı ebeveynleri bir araya geldiğinde çocuklarını konuşurken onlardaki tatminsizlik sorunlarından ve ilgi kısalığından bahsederlerdi. Her bir ebeveyn benzer sorunları yaşamakta olduklarından uzun uzadıya sohbet ederlerdi. Dün bu sohbetlerin konusu, sadece yeni yetmeler üzerine yapılırken, bu gün bu konu bütün bir toplumun ve bütün bir jenerasyonun konusu / sorunu (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , ,

telepatik-internet-ahmet-fidan-yazarportal

Gelcek Çeyrek Yüzyılın Gayyâsı: Telepatik İnternet!

Ekranla ve dijital teknoloji ile başladı her şey.

Tele girdi her şey, tele girdikçe teleyaşam, ortaklaştı kültür, anonimleşti her yer.

Telin içinden geçen enerji, ekrana dökülürken 1950 lerde, tel demode oluverdi. Tel teli çıkardı devreden.

Yeni bir hayat kalıbı doğdu. Kablosuz hayat. Telgrafın ve telli telefonun yerini kablosuz telefon ve cep telefonu henüz yerini almışken, insanlık tembelliğe alıştı. Biz parmak ucu toplumu derken bilgi toplumunda parmak yoruldu, ucu eskidi, şimdi zihin / enerji toplumuna dönüşmekteyiz.

Kıçıkırık bir fotoselli apartman lambasının önünde onu yakmak için akrobatik hareketler yapmaktan da kurtulacağız en azından. Ey geri zekalı ışık yan artık diye aklımızdan geçirmemiz için beynimizden çıkardığımız enerji o ışığı yakmak için (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

25 Mayıs Dünya Etik Günü ve haftası

Üzgünüm ki, “etik” kavramı yerine kullanılabilecek bir sözcüğü Türk Dil Kurumu maalesef üret(e)memiştir. Etik kavramı başta olmak üzere daha öncelikli olarak sözcük üretilmesi gereken kavramlar dururken “selfie” kelimesinin özçekim olarak ortaya konulması ne derece önceliklidir.

Kamu kurumlarımız içinde belki de en proaktif olması gereken kurum “Türk Dil Kurumu” dur. Ama TDK bırakın proaktif olmayı, çoğu zaman reaktif bile olamamaktadır.

2008 yılından itibaren her yıl 25 Mayıs gününün ülke genelinde “Etik Günü”,  aynı günün yer aldığı haftanın da “Etik Haftası” olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Etik konusu son on yılda daha da önem kazanan bir olgudur. Din ve ahlak olgularındaki değişim  kısmen çözülme karşısında Felsefî temelleri de olan “Etik” kavramı, insanları sosyal yaşamda ve iş yaşamında çizgiye sokan, adeta had bildiren bir olgu haline gelmiştir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Mayıs 12th, 2014 | in Eğitim, İş yaşamı | Yorum Yapin

yok-etik-degerler-ve-ilkeleri-degerlendirmesi

 

Yüksek Öğretim Kurumları Etik Değerler ve İlkeleri Taslağına İlişkin Değerlendirmeler:

  1. Etik Değerler ve İlkelerin Amacı ve Kapsamına İlişkin:

12 Eylül 1980 askeri darbesi ve bu darbe ürünü olan 1982 Anayasası kurumu YÖK, Türk Yükseköğretim sisteminde bir dönemönemli -hatta hayati- misyonu yerine getirmiştir. Ne var ki, bilişim ve ulaşım teknoloji yoğun bir eğilim içinde, halihazırdaki YÖKkurumsallık boyutundan koordinasyon ve denetim boyutuna çekilmelidir. Bu genel çerçeve içinde “Etik Değerler ve İlkeler” in belirlenmesi önemli bir eksikliğin tamamlanması olacaktır. Burada önemli gördüğümüz husus şudur ki, etik ilkeler ve değerler, sadece YÖK merkezli değil, Türk Yükseköğretim sistemimizin diğer dünya ülkelerinin yükseköğretim sistemlerirle (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Aralık 17th, 2013 | in Din & İlahiyat, Eğitim, Ekonomi, Fütüroloji | Yorum Yapin

derinlerin-cakismasi copy

 

Hakan ŞÜKÜR AK Parti’den İstifa Etti! Bu haber sinir uçlarını nasıl etkileyecek? Bardağı taşıran kaçıncı damla?

Cemaat – Parti çatışmasında sosyal medyada duvar yazılarım ve twitlerimde ara ara dokundurduğum AT İZİ, İT İZİ, HANGİSİ HAK İZİ cümlelerimle canlanan serzeniş aslında son derece girift bir uyutma oyununun arasındaki gece yarısı uyanmasıidi. Gece yarısı uykusundan uyanılacak, bir bardak su içildikten sonra tekrar yön değiştirerek uyumaya devam edilecekti.

Bu gün itibarıyla yaşanılan durum, gelinen nokta, ikili bir strateji oyununda birinin ipinin çekilip birinin tercih edilmesiydi.

Bu süreçte, Amerika zoru başarıyor aslında. Zira bir partiyi bölüp yıkmak çok daha kolaydır. Bu iş, yakın geleceğe bırakılarak zor başarılmalıydı. Burada kimse anlamak istemiyor ama, asıl itabarsızlaştırılmaya çalışılan hatta ipi çekilen (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Eylül 15th, 2013 | in Bilim & Teknoloji, Eğitim, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

Dediler ki, “eğitişim” diye bir kavram mı olur.

Dedim ki, yılların yöneuzaktan-egitimtim kavramı dururken “yönetişim” kavramı oluyor da neden “eğitişim” kavramı olmasın. Öğretirken öğrenmeyi ve işbirliği içinde eğitim faaliyeti yürütmeyi kim yok sayabilir ki!

Kısa bir zaman aralığı kapsamında geriye ışık tutacak olursak, bundan otuz yıl önce yönetişim kavramı yoktu. Çünkü yönetim klasik anlamda yürütülen, yöneten ve yönetilen kavramlarıyla anlamlanan bir olguydu veya faaliyetti. Bu gün ise Toplam Kalite Yönetimi, Amaçlara Göre Yönetim, Sistem Yaklaşımı gibi birbirinden farklı bir çok yönetim kavramı ve tarzı ortaya çıktı.

Eğitim kavramına geldiğimizde, onyıllar öncesinde Eğiten ve Eğitilen(ler) bir araya gelerek eğitim faaliyeti gerçekleşiyordu. Çok doğal olarak buna “eğitim” diyorduk. Şimdilerde ise, mekan, suje, araç ve obje faktörlerindeki başkalaşım ve asimetrik değişimler “yönetişim kavramının doğmasını zorunlu hale getirmiştir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , ,

Bu Günün Sorunlarını Çözmek Prim Yapmıyor, İşte Yarının Sorunları

“Sakalım yok ki dinlensin” sözünü söylemekten de, dinlemekten de sıkıldım. Öyle ki, belki bir çözüm olur diye sakal bıraktım. Şimdi sakallıyım ve sözlerimin dinlenip dinlenmeyeceği konusunda

test dönemine girdim. Bu günün sorunlarına ilişkin nelere dikkat çektim ve neleri önerdiysem DİNLENMEDİ. O zaman senin önerilerin çürük demek ki” diyebilirsiniz. Ama buna hakkınız yok. Çünkü ortaya koyduğum öneriler, BU GÜN İÇİN gözardı edilirken, en geç on yıl içinde aynısıyla uygulanmakta. Sanırım benim insanlarla ve/veya toplumla kronolojik bir problemim var. İşte ben de bu problemi biraz daha dramatize etmek istiyorum.

Bu günün değil yarının önemli sorunlarından birkaç tanesini dile getirmeyi düşündüm. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

“Öğretmene Varamadım,

Naylon çorap giyemedim, aabum aabum gız aaabum.”

 

Geçenlerde ÖSYM’nin yaptığı LYS sınavında tanıştığım bir öğretmen arkadaşımdan duyduğum bir cümle yazının konusunu oluşturuverdi. Öğretmenlerimizin  veya eğitimcilerin sorunlarını konuşmak için 24 Kasım harici bir gün belirlemiş olmaktan özür diliyorum.(!) Öyle ya, öğretmenin veya eğitimcinin sorunları ancak bu tarihte gündeme getirilir. Eğitim ve öğretime dair bütün cilalı laflar ve ritüeller (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,