Ön(emli) Not:

Öyküyü, linkteki marşı dinlerken okumanız çok daha anlamlı olacaktır.

http://www.dailymotion.com/video/xdl5f0_omer-karaoylu-yehit-tahtynda-ylahisi-dinle-yzle_news

Kadın, üzerine biraz da sıcak yaz günlerinin etkisiyle hafif bir kıyafet ve kısa bir etek giymişti. Havanın sıcak olmasından dolayı pet şişede suyunu da aldı her ihtimale karşı. Yürüyecekti daracık Üsküdar sokaklarından geçerek sahil kenarında biraz.

Sahile ilerlerken, yolu Üsküdar'da dini kitap satan bir dükkanın önünden geçiyordu. Farkında olmadan ayakları onu dükkana doğru taşıdı. Dini kitap satan dükkanların kendine özgü bir havası olur bilirsiniz. Zaten dükkana yaklaştıkça fonda çalan sesi daha da iyi duymaya başlamıştı. Evet bu bir marştı ve oldukça hoş bir ritmi ve akustiği vardı. Daha da yaklaştı ve bir yandan kitaplara öylesine bakarken bir taraftanda en azından marşın nakarat kısımlarını farkında bile olmadan mırıldanmaya başlamıştı. Hatta bu mırıldanma sesi ilerleyen saniyelerde yükselmeye başlayınca dükkanın sahibi eğreti olarak oturduğu yerden bayana doğru döndü ve ona bakmaya başladı.

Kadının kıyafeti aslında İstanbul için normal sayılacak türdendi. Her ne kadar mini midi arası bir etek olsa da bu artık çoğu yerde yadsınmıyordu. Ancak kadının elinde de su şişeşi vardı. Belli ki Ramazan ayında oruç ta tutmuyordu. Tutmadığını da ramazana saygı gereği gizlemiyordu. Gizleme gereği de duymamşıtı belki. Ancak kadının o an önünde durduğu dükkan dini kitap satan bir yerdi. Belki kadın o haliyle o dükkanın önünde kısmen de olsa tuhaf bir görüntüydü fakat buraya kadar belki garipsenecek bir durum değildi. Ancak kadının fonda çalan marşın nakarat kısmına gittikçe yükselen bir ses tonuyla eşlik etmesi durumu daha fazla absürt hale getirmişti. Çünkü, fonda çalan ve bir dönem Tayyiplerin, Edip Yüksellerin, Dilipakların, Ali Bulaçların, Mehmet Metinerlerin bulunduğu programlarda adete cezbe etkisi yapan marş, teknik anlamda, içerik anlamda, kronolojik anlamda muhteşem bir marştı. Bu marş bir nevi İslamcı kitlelerin galeyana geldiği bir marştı.

Kadın marşı yükselen ses tonuyla söylerken, eğreti oturduğu iskemleden doğrularak "allah belanı versin!!, bre zındık burda ne işin var, bir şey alacan elinde su şişesi ne, hem kıyafetin çıplak hem elinde su şişesi ramazan gününde.., hem çıplaksın hem de utanmadan bu marşı söylüyorsun, şu hale bak, kendi kasımpaşa, söylediği marş şişhane, seni şurdan kovmadan çek git çabuk!, utanmıyormusun o kıyafetle o marşı söylemeye… vb. binlerce cümle barındıran bir bakış kitlesiyle baktı baktı baktı…

Kadın bu bakıştan çok doğal olarak rahatsız olduğu için, mırıldandığı dudaklarını yavaşça kapatarak oradan uzaklaştı. Kadının yürüme temposu içinden hızlı idi fakat ayakları onu daha geriden takip ediyordu. Bir tarafta adamın hiç te sempatik olmayan cüssesi, hareket ve bakışları, bir taraftan da kadının içinde kopan fırtınalar. Adamın o hali bile kadının içindeki fırtınanın oluşmasını engellememişti.

Açlıkla mücadele, küresel çevre temizliği, bulaşıcı hastalıklar vb. konularda içinde bir volkan yanan kadın aslında küresel etkinliklerde rol alan bir aktivist idi. Kadının aktivist olması içindeki mücadele aşkı, belki de marştaki mücadele aşkı ve coşkusuyla birleşmişti. Kadın dükkandan ayrılırken, "keşke bu marş bizim aktivitelerimize uyarlanabilseydi" diye de düşünmedi değil. Öyle ya böylesi bir coşku, böylesi ince ve tiz bir ses, böylesi güçlü bir yakarış ve temenni ile ne büyük etkinlikler ateşlenebilirdi.

Kadın dükkandan uzaklaştıkça marşın sesi duyulmaz olmuştu. Olmuştu olmasına daaa!

Kadın dükkandan uzaklaştıkça marşın sesi kadının içinde daha da yükselmekteydi. Neredeyse kulağında kalan marşın temposu ve coşkusuyla adımlarını atıyordu. İlerleyen saatlerde kadın marşın kendisini böylesine abondone edeceğini yüreğinin dağ dağ olacağını düşünememişti. Artık ilgili ilgisiz her yerde ve zamanda kadın marşın ip ince ve tiz ses tonuyla çığırmasını duyuyordu. Her temenni ve yakarışına bu nakaratlar eşlik ediyordu. Ve bu marştan sonra kadın içindeki dozajı yüksek mücadele aşkı, geri dönüşü olmaksızın daha da güçlenmiş ve fanatik bir aktivist olmuştu.

Yazarın Notu: Gerçek absürtlük; kadının böylesi bir görünümle o marşı mırıldanmasını birbiriyle tezat olarak görenlerin mantıksal yapısır. İnsanlar artık kendilerinin dışındaki diğer insanların birer "insan" olduklarını farketmeli ve her insanın kendine göre ayrı özel ve özerk hayatı yaşama alışkanlığı olduğunun farkında olmalı. Yargılamanın çirkin yüzü bilgi temelli, eleştirmek se karşı tarafa örnek olarak yapıldığı sürece insanlarda güzelleşir diyorum.

Yazı Sözlüğü:

Abandone: alt üst olma, sarsılma, kala kalma, şaşkalma.

Zındık: Utanmaz, bildiği halde işine geldiği gibi davranan günahkar, gafil şaşkın.

Not: Bu yazı, www.bilgiagi.net, www.bilgievreni.com, www.gazetecanik.com, www.kamudanhaber.com, www.siyasalforum.net, www.ahmetfidan.com ile, Halkın Sesi, Gazete Canik vb. kağıtbası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,