Üniversiteler = Üniverlise mi oluyor?

OKULLAŞMA ORANI ve PRESTİJ SORUNU

 

Her yere bir üniversite kurulmasının üniversitelerin eğitimi kalitesini düşüreceğine olan inanç yersizdir. ayrıca

üniversitelerin kurulması çağdaş gelişmişlik kriterleri açısından olumlu göstergelerdir.

Kalite rekabetle ortaya çıkacaktır. Bu kurumları ve bu kurumlarda bulunan personeli norm kadro ve performans ve başarı değerlendirme sistemine göre istihdam edebilsek rekabet ortamı demokrasi ve hoşgörü daha da artacaktır. Doğal olarak eski ve köklü üniversiteler ve bölümleri kendi adları gibi başka üniversite bölüm veya fakültelerin kurulmasıyla prestij kaybına uğrayacaktır. Ancak zamanla eğitim kalitesi, tercih sıralaması ve istihdam pastasından iş fırsatları yakalama açısından başarı sonuçları bu prestij kaybını ortadan kaldıracak belki de daha da prestijli hale getirecektir.

ÜNİVERSİTE OKUMA AMACI ve İŞSİZLİK SORUNSALI

Artık bir üniversite okumak devlet kapısında veya özel sektörde bir yer kapmak değil, bilgi, görgü ve kültürel zenginliğin artırılmasına yönelik bir araç olarak görülmektedir/ görülmelidir.
Ayrıca üniversiteler bulundukları yerlere ayrı bir prestij ve kozmopolit hava verirler bulundukları yerlerdeki kurum ve kuruluşların daha da kurumsallaşmasına katkıda bulunurlar.
Kentlerin ketleşme ve kentlileşme sürecini hızlandırırlar.

Yine üniversiteler eğitim öğretim sürecini devam ettiren kurumlar olduğundan dolayı işsizlik oranlarının düşük görülmesine neden olmaktadır. Aksi takdirde üniversiteyi kazanamayan bir genç kendini işsiz olarak tanımlayacaktır. Oysa ki üniversitede okurken yapılan bir nüfus sayımında genç kendini öğrenci olarak tanımlamaktadır. Bu da işsizlik oranını düşük göstermekte, okuryazarlık oranını yükseltmektedir. İşin doğrusu grafik ve istatistiki bakımdan son derece olumlu olan değerler reelde o kadar parlak bir durum olmadığı zaten ortadadır.

OKULLAŞMA SÜRECİ ve YENİ KURULAN ÜNİVERSİTELER

Özellikle her ilde bir üniversite ve her ilçede bir yüksekokul olması, bu okulların ve üniversitelerin altyapılarının tamamlanmadan eğitime ve öğretime açılması, bir nevi işbaşında eğitim gibi, eğitim öğretim süreci devam ederken gerçekleşen bir okullaşma oranı olmaktadır. Şu anda bile bir çok meslek yüksekokulunda teknik programlardaki uygulama dersleri bile teorik olarak yürütülmektedir. Bir nevi zoraki ve itelemece olan bu süreç ilk on sene içinde kadük olarak devam ederken on sene sonra önemli ölçüde kendi kendini toparlamış olacaktır. Bu sürecin sadece kentleşmeye değil ulaşım altyapısına da katkısı olacak ülkenin genel olarak gelişmesine neden olacaktır.

Bu konuyla ilgili yine görüşlerimizi belirteceğiz. Şimdilik bununla yetinelim. Mutlu yarınlar temennisiyle, esen kalın.

Not: Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, ile, Halkın Sesi ve Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır

Etiketler: