Küresel anlamda yönlendirilmekte hatta yönetilmekte olan EKONOMİK KRİZ sürecinde hızla artmakta olan işsizlik ortamında sendikalar gittikçe daha da pasifleşmektedir.

İşsizlik oranının düşmesi, işyerlerindeki toplam kalite ve modern insan kaynakları yönetimi uygulamaları, işgörenin lehine şartlar getirmektedir. Bu değişen şartlar da sendikaları anlamsız hale getirdiğinden bahsetmiştik geçen yazımızda.
Şimdi neden bu başlığı kullandık onu açıklayalım.
Sendikaların orta ve büyük ölçekli işletmelerde çalışma ve iş yaşamının iyileştirilmesi konusunda son derece önemli işlevleri bulunmaktadır. Orta ölçekli firmalardaki sendikalar ise ölçek faktöründen dolayı fazlaca gelişememektedir. Çünkü orta ölçekli işletmeler eğer kamu kurumu değilse patronaj faktörü nedeniyle işverene karşı veya işverene rağmen ciddi bir birliktelikler oluşturulamamaktadır. Zaten küçük ölçekli işletmelerde sendikalar zaten ya yasal olarak zorunlu değildir ya da güdümlü bir sendikacılık yürütülmektedir.Sendikaların kamu sektöründeki aktif rolü hala devam etmektedir. Çünkü kamu sektörüne İnsan kaynakları yönetimi ya hiç girmemiştir, ya da tabela değişikliğiyle girmiştir. Bunun yanında kamu kurumlarında TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ VE/VEYA KALİTE GÜVENCE YÖNTEMİ birkaç istisnayı dikkate almazsak yoktur veya yine insan kaynakları yönetiminde olduğu gibi moda olarak pilot uygulamalarla veya yüzeysel değişikliklerle sınırlı kalmaktadır. Ayrıca kamu sektöründe toplam kalite yönetimi zihniyetini taşıyan kamu bürokratları şimdiye kadar genellikle ya barınamamıştır, ya da faaliyet olarak patinaj yapmıştır.Gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de özel sektörde çoktan yaygınlaşmış bulunan kalite bilinci ve orta ve büyük işletmelerdeki insan kaynakları yönetimi uygulamaları sendikaları tabir caizse öldürmüştü. Bu sürecin Ak Parti hükümeti tarafından her fırsatta dile getirilmesi Kamu Personel Reformu çalışmaları ve Norm Kadro Uygulamaları da mecburen kamu sektöründe de insan kaynakları yönetiminin tabela değişikliğiyle kalmayarak derinlere inmesi ve toplam kalite yönetimi çerçevesinde nesnel ölçütlere göre performansa dayalı ücretlendirme ve terfi sistemini getireceğinden dolayı Türk kamu sektöründe de sendikaların bu günkü işleviyle sonunu yaklaşmaktadır.

Toplam kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi performans faktörünü ön plana çıkardığından Türk bürokrasisin ücretleme ve terfilerindeki literatürde ilk kez kullandığım ‘kadim kıdem faktörü’ hala galip gelmektedir. Bu da doğal olarak kaliteye ve modern insan kaynakları yönetimine ket vurmaktadır. Modern insan kaynakları yönetiminin gelişmemesi de kamu sektöründe sendikaların durumunu hala cazip kılmaktadır. Ama nereye kadar.

Ancak sendikalar yine de yaklaşık olarak bir beş on yıl daha faaliyette bulunacaklardır. Toplam kalite yönetimi ve/veya insan kaynakları yönetiminin tabana yayılması performans sisteminin ve norm kadro çalışmalarının yerleşmeye başlamasıyla sendikaların fonksiyonu vakıf dernek veya başka bir sivil toplum kuruluşu haline gelecektir. Belki böylesi iş yaşamımızda daha hayırlısı olacaktır. Çünkü insan kaynakları yönetimi iş yaşamının çalışanların özlük haklarının iyileşmesini kalitenin ve verimliliğin bir gereği olarak görmektedir. Bu değişim de iş yaşamından başlayarak toplumun bütün kesimlerine yayılacaktır.

Küresel ekonomik kriz, sendikaların ölümü veya sona yaklaşması sürcini daha da hızlandıracaktır. Zaten diğer bütün sivil toplum kuruluşlarında olduğu gibi, insanların çığ gibi bireyselleşmesinde olduğu gibi, sendikalar da sözde ve görüntüde demokrasi kuralları çerçevesinde kartalleşmiş, şirketleşmiş, reel anlamda demokratik kuruluşlar olma kimliğinden oldukça uzaklaşmışlardır.

Delege sultası ve değişmez yönetim yapıları nedeniyle zaten demokrasi oyununda her geçen gün daha da yıpranmaktadırlar.

Esen kalın efendim.

Etiketler:, ,