Mesleklerde kompleksibilite sendromunu birçok açıdan açıklayabiliriz. Açıklamasına açıklarız da, kompleksibilite ne demek olabilir acaba. Bu kelimeyi de ben türetmiş olayım. Ekonomide “likidite” kelimesinin yıllar önce türetildiği gibi. Güzel türkçemize Latince kırması bir kelime daha kazandırmış olsak her halde bu ülkede “personna nan grada” ilan edilmem. Bilirsiniz uluslar arası ilişkilerde bir kişi hakkında “personna nangrada” ilan edilmek kötü bir durumdur. Bir kişinin (ataşe, konsolos veya büyükelçi vb.) bulunduğu ülkede “istenmeyen adam” ilan edilmesinde kullanılan bir tabirdir.

Kompleksibilite bir mesleğin sanat, hobi veya en kötü ihtimalle geçim amacıyla yapılmayıp etiket amacıyla yapılması durumunda daha çok ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu durum özellikle kamu kurumlarında belirgin hatta yer yer dayanılmaz boyutlara varmaktadır.

Özellikle de sınavla kazanılan meslekler ile ego duygularının belirgin olduğu kişiler üst üste geldiğinde bu sendrom potansiyel olarak ortaya çıkmış demektir. Aksi takdirde bu sendromun ortaya çıkması zordur.

Hekimlik, Hakimlik, Savcılık, Akademisyenlik, Müfettişlik, Askerlik vb. meslekler bu sendromu yaygın olarak ortaya çıkaran başlıca mesleklerdir. Bu mesleklere atanma veya bu mesleklerin kazanımı ilave zorlu sınavlarla kazanılan unvanlardır. Şimdi teker teker bunları ele almaya çalışalım.

TIP ALANINDA:

Tıp alanında uzman doktorlardan cerrah olanlar ve beyin cerrahisi mikro cerrahi gibi zorlu bilimdalında üst noktaya gelenler, alt noktada olanlara göre ve diğer bu anabilim dalı estetik cerrahisi, anesteziyoloji vb. alanlardakilere göre kendilerini önemli hissederler. Kompleks duyarlar. Bu kişiler mütevazı olsalar bile bu kişilerin karşısındaki kişiler aşağılık psikolojisi içinde olurlar.

Vasat uzman doktorlar da, pratisyen hekimlere göre uzman unvanları olduğundan kendilerini doğal olarak önemli hissederler, bunun yanında pratisyen hekimler uzmanlara göre aşağılık psikolojisine kapılırlar. Uzman olmasalar bile pratisyen hekimler de tıp teknikerleri ve hemşirelere göre kendilerini önemli hissettiğinden kompleksibilite oraya çıkabilir. Aynı durum doktorlara göre kendilerini ikincil hisseden hemşireler ve sağlık memurları da psikolojik olarak yansıtma yaparak kamuda genel idare hizmetleri personeline karşı caka satmaktadırlar. İşte meslekler hiyerarşisinde bu nokta kompleksibilitenin uç noktasıdır. Eh doğal olarak memurlar da bu aşağılık psikolojilerini yarıdımcı hizmetler sınıfı personelini ezmeye çalışarak giderirler.

ADALET/ADLİYE ALANINDA:
Adliye alanında da birinci sınıf ikinci sınıf üçüncü sınıf yerlerde Savcılık yapmak başsavcı olup olmamak, savcıların kendileri arasında kompleksibilite ayrımlarıdır. Ancak özellikle Türkiye gibi ülkelerde savcılar hakimlere göre kendilerini daha önemli hissettiklerinden hakimler de, bu psikolojilerini avukatlar üzerine yansıtma yapmaktadırlar. Hakimlerden ve savcılardan bol bol azar işiten adliyenin yönetici ve teknik personeli de bu ezikliklerini vasıfsız personeli azarlamakla rahatlamaktadırlar.

AKADEMİK ALANDA:
Üniversitelerde de, doğal olarak en üst durumda olan Profesörler kendi aralarında idari görevin olup olmamasına, anabilim dalının önemine, ürettikleri bilimsel çalışmalara göre diğer Profesörlere göre kendilerini (doğal olarak) önemli hissetmektedir. Vasat bir Profesör de bu duygularını Doçentlere yansıtmakta, doçentler de Dr. Lara yansıtmaktadır. Dr. Lar da bu psikolojilerini öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerine yansıtmaktadır. Çünkü Dr. Unvanını kazanmak, askeriyede ele alacağımız gibi Kurmay subay unvanına sahip olmak gibi önemlidir. Garibim unvansız öğretim görevlileri ve asistanlar da yansıtacak başkaca bir alt akademik kadro olmadığından bu duygularını idari personel üzerine yapmaktadır. Bir asistan veya öğretim görevlisi için akademik personel unvanı çok önemlidir çünkü. İdari personel de yine bütün kurumlarda olduğu gibi vasıfsız personele ekşimekte.

Akademisyenler öğretmenlere göre kendilerini önemli hissederken öğretmenler de kendi aralarında kompleksibilite yaşamaktadırlar. Öğretmenlerden müdür olanlar veya en önemli aranılan derslerin öğretmenleri diğer öğretmenlere hava satarken, branş öğretmenleri de bu ezikliklerini sınıf öğretmenleri üzerinde gidermektedir. Sınıf öğretmenleri de ana sınıfı öğretmenleri ve idari personel üzerine yansıtma yapmaktadır. İdari personel de pek tabi ki yardımcı hizmetlere.

TEFTİŞ ALANINDA:
Müfettişler de aynı şekilde sınavla kazanılan unvanlar olduğundan, bu kişiler kendilerini kurumlarda genel müdür ayarında görürler. Zira genel müdür hariç herkesi sorguya çekebilmektedirler. Adliyedeki savcı veya hakimler neyse kurumlardaki müfettişler o seviyededir. Burunlarından kıl aldırmamaları çok doğaldır. Bu kişilerin havasını çeken teftiş personeli diğer personele ve yardımcı hizmet personeline psikolojilerini yansıtmaktadırlar.

ASKERİYE ALANINDA:
En önemliyi en sona özellikle getirdim. Aslında komplekssibilite olgusunun en belirgin olduğu meslek alanıdır askerlik. Bu En üstteki paşadan (generalden) başlar. Paşalar da kendileri ait oldukları kuvvet komutanlığına göre önemli hissederler. Malum olduğu üzere en havalı olanlar hava kuvvetleri paşalarıdır. Ayrıca hava kuvvetleri komutanlığı askeriye içinde diğer kuvvet komutanlıklarına göre çok daha modern ve gizliliği daha ön plandadır. Paşalar hangi kuvvet komutanı olursa olsunlar haklı olarak kendilerini paşa olmayanlara göre önemli hissederler. Bunun altında olanlar (Albay ve Yarbaylar) paşalara göre bu psikolojilerini, yüzbaşı ve teğmenler üzerinde giderirler. Ancak bu noktada kurmaylığı atlamamak gerekir.

Kurmay subaylar, yüzbaşıdan itibaren askeriyede en önemli kişilerdir. Bir kurmay subay, Albay’ın yanında haddine olmayarak hava ve tafra yapabilmektedir. Çünkü o kurmay olmuştur. Çünkü o paşa adayıdır. Paşa olmak için yılların geçmesini beklemektedir. Teğmen olmak en önemli statüdür. İsterse harbiyeyi yeni bitirsin, gencecik bir teğmen gözünü kırpmadan emekliliğine yaklaşmış kıdemli başçavuş olan Astsubayı tersleyebilir. Garibim astsubay da bu psikolojiyi pek doğal olarak uzman çavuşlara yansıtmaktadır. Uzman çavuşlar da en sonunda erlere yansıtır. Garibim er ve erbaşlar da kendileri arasında çavuş ve onbaşı hatta yıllara göre tertip seviyesine göre en altlarına emir ferman buyururlar.

Askeriyede bu meslek komplekssibilitesi inanılmaz boyutlardadır. Bu psikoloji asker eşlerine de doğrudan yansımaktadır. Bir kurmay subay eşi kurmay olmayan subay eşleriyle veya bir subay eşi astsubay eşiyle pek muhatap olmazlar. Aynı şekilde astsubay eşleri uzman çavuşların eşlerini kale almazlar. Bu kompleksibilite, tören alanlarında protokol koltuklarında ZİRVE yapmaktadır. Kısaca askeriyede paşa olmak önemlidir, kurmay subay olmak önemlidir bir de subay olmak. Geri kalanlar ara kademelerdir. Akademik kadrodaki Profesör olmak, doçent olmak ve doktor olmak gibi.

Eeee, bunca uzun seremoniden sonra farkındaysanız hep olan biten yardımcı hizmetler sınıfına vasıfsız personele olmaktadır. Vasıfsız veya yardımcı hizmetler personeli bütüüüüün üstlerinden yediği havayı ne yapacaktır. Olduğu yerde patlayamaz ya. Ne olur peki. Bu kişilerin de SON PATLAMA NOKTASI VATANDAŞLAR HİZMETTEN YARARLANANLAR, ÖĞRENCİLER, ER ERBAŞ olmaktadır. İşte bu zincirleme psikoloujik gerilim ve gerginlik aktarma zincirinin son noktası biz vatandaşlara yansımaktadır. İşte bu nedenle odacılar, temizlikçiler, korumalar, bekçiler, güvenlikçiler KRALDAN KRALCI olmaktadırlar. Çünkü onlar kamu hizmet zincirinde son halkadır. Yani masanın karşısındaki ilk kişilerdir.

Bütün bu yazıda kimler istisna idi. Yazımızın başındı dile getirdiğimiz mesleğini sanat, hobi veya en kötüsüyle geçim için yapanlar istisnadır. Geriye kim veya kimler kalmaktadır. Mesleğini hava için yapanlar tabi. Bu durumda mesleğini kimse hava için yapmayacağından dolayı )))) bu yazımızın muhatabı olmayacaktır. Bırakın olmasın. Yoksa bir ifade de bu yazımdan dolayı vermek zorunda kalırım. Hakim karşısında ifade vermemek için son cümlemizi de yazalım. Bu yazıda dile getirilen meslekte çalışanların bu piskozda olmaları söz konusu olamaz. Gerçek hayatta olup bitenle yazımda dile getirdiğim hususların hiçbir ilgisi yoktur olamaz.

Esenlik dileklerimle.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.kamudanhaber.com http://www.bilgievreni.com , http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr www.radyobrt.net ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , ,