Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

İlk Site

Menüler

Yazı Kategorileri

Bilgi Ağı Sitelerimiz

Arşivler

Sayaç

Who's Online

  • 0 Members.
  • 8 Guests.

 

 

Sayın Bahçeli'nin Dünkü Konuşması Üzerine Bir Çuvaldız!

Devlet Bahçeli, soyadıyla müsemma, DEVLET gibi bir karakter veya kişiliktir. Onun ağır ve vakur halini hep örnek göstermişimdir.

Şu anki mecliste olan siyasal partiler arasında kemikleşmiş karakteristik bir tabanı olan yeganeparti MHP dir. Devlet Bahçeli, belki yüzde 8 lerde olan böylesi güçlü ve sarsılmaz bir kemikleşmiş kitlenin üzerinde çok daha şımarık ve çok daha pervazsız bir siyaset izleyebilirdi. Güçlü bir taban, teşkilat ve genç jenerasyon ile, değil yüzde 8 yüzde 2 lik bir kitleyi elinde tutan bir kişi bile şımarır veya pervazsızlaşabilir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Temmuz 30th, 2011 | in Siyaset/Politika, Tarih, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

 

(İstifa Krizinin Ardından) Türk Siyasal Hayatındaki "Seyfiye"nin "Mülkiye" Üzerindeki Tedrici Seyri Üzerine Bir İnceleme:

Osmanlı İmparatorluğunun duraklama dönemindeki Yeniçeri isyanları ve "kazan kaldırma" eylemleriyle başlayan ve yine Osmanlı'nın son zamanlarında Tanzimat ve Islahat dönemleriyle birlikte Türk bürokrasisineyerleşen "Seyfiye" sınıfının "Mülkiye" sınıfına ya da askeri iradenin sivil iradeye müdahale etmesi onu legal veya illegal emir ve etkisi altına alması genç Türkiye Cumhuriyeti'nde de bu güne değin devam etmişti. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Mart 22nd, 2010 | in Siyaset/Politika, Toplum | 11 tane yorum

AKP İktidarının Ayıbı

 

Diyarbakır’daki BDP Nevruzu, AKP İktidarının Tüm Dönemlerinin En Büyük Ayıbıdır

Adı Nevruz Bayramı.

Tarihten beri baktığımızda son yirmi yılda kutlanmaya başlandı. Son yirmi yıla kadar Nevruz yok muydu? Vardı da niye kutlanmadı. Tarihimizi ve tarihsel derinliklerimizi yeni mi hatırlamaya başladık?

Öyleyse Nevruz Bayranı’na iade-i itibar yapılmalıdır. Yoksa Nevruz Bayramına büyük haksızlık yapılmış olur (mu acaba).

Tabi ördeğin ayağı böyle değil. Nasıl ki, 18. yüzyıldan itibaren sanayi devrimide ezilen emekçilerin işçilerin haklarını savunmak için Sosyalist sistem Sendikaları ortaya çıkarmış ve Kapitalist sistem de sendikaları içselleştirip kendi (Devamını Okuyun)

Etiketler:, ,

Yitik Şehrin Koca Çınarının Düşen Son Yaprağı

Muhallebi çocukları, plastik, poşet ve plazma ekran devrinin bebeleri okumasın bu yazıyı!

 

Gün olur devran döner derler çoğu zaman. Gün olur olmasına da devranın dönmesi ne gizemdir bilir misiniz.

Dikine dikine muntazaman yerleştirilmiş, kara kıyamete meydan okumuş, güneşin yakıcı sıcaklığında kavrulmuş hayli kararmış ve de aşağı doğru uçlarından yıllara meydan okudukça dökülmeye mecbur kalmış cumbalarıyla vakur, duvarlarında incir bitmiş ahşap konakları görürsünüz bazen yürürken yitik şehrin en gözde avuç içi meydanlarından dap daracık ara sokaklara girdiğinizde. Cümleler kurarsınız, tıpkı bu yazının bir önceki cümlesi gibi, uzun uzadıya beyninizde devirler devranlar dönderirsiniz. Hoş beyninizde dönderdiğiniz devranların döngüsü, varsaydığınız uçuk kahve anıların derinliği sizin yaşınızla orantılıdır ya. Zaten bu pazar yazısısını öyle yeni yetmeler, muhallebi çocukları, palazma, plastik poşet devrinin insanları okumaz, okusa da hiç bir zevk almaz. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Şubat 11th, 2009 | in Psikoloji, Siyaset/Politika, Tarih, Toplum, Yaşam | 1 yorum

“Bir Bebeğin Doğuşu”

 

Bebek doğuyor!… Inga ınga, vıyak vıyak, Acep bu sabinin hali ne olacak?

Sabi mi!? Yok mu bu yavrunun adı anacak?

– Var tabi onu basına paşası sunacak. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Peki Küreselleşme içinde Türk Burjuvasisinin Materyalist Sufileşmesini nasıl değerlendirebiliriz?

“Bunu öncelikle demiryolu makascısı” kavramıyla irdelemek gerekir ancak, ondan önce bize altlık olarak söylenecek şeyler var.

Küreselleşme konusunda ‘batı” 300 yıl önce mikrokozmoz yapısını tamamlamıştı. 1600-1625 arasında 17. yy. ın içinde Protestanlar bu günkü dünyanın maddi çehresini çizmişlerdir. Bu çehrenin ardında güçlü bir rasyonallik bulunmaktadır. Batı parayla bilgiyi sürekli olarak evlendirmiştir. Düzenli bir üretim yapılırken dengeli bir tüketim yapılmaktaydı. Bu arada aile müessesesi de yok edilmiştir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , ,

Dünyadaki ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki değişim sonucu askerlik kurumunun, ordunun yönetim kurumunun fonksiyonu olabildiğince değişmiştir. Önceki zamanlara göre, kontrol ve yönetim otoriteleri önemli ölçüde fisyona (parçalanmaya) uğramış, yetkiler gittikçe desantralize olmaya başlamıştır. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

BEN GENCİN ÇALIŞAN VE ÜRETEN OLANINI SEVERİM
Öyle demişti M. Kemal ATATÜRK. “Ben sporcunun, zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim”

Bu gün M. Kemal ATATÜRK’ün Samsun’da bağımsızlık destanını ateşlemesinin başlangıcının yıldönümüdür. O gün memleketin bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmişti. O gün gecenin en zifiri karanlığı, bağımsızlık ışığının da en yakın şafak noktasıydı. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , ,

Musul’u Kerkük’ü alalım sınırlarımıza katalım.
Kıbrıs’ın tamamını alalım ilhak edelim. Bir zamanlar damarlarında aşırı ulusalcılık olanlar bunu söylerlerdi. Biz de gençliğimizde söylediğimiz olurdu. Ne var ki, siyasal sınırlar o kadar törpülendi ki sınır çizgilerinin eski anlam ve önemi kalmadı artık. Teknik ve teknolojik gelişmeler, dünyadaki bütün ülkelerin sınırlarını sanallaştırdı. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , ,

Mart 18th, 2008 | in Kültür ve Sanat, Tarih | Yorum Yapin

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana var olan küçük bir vilayetimizdir Çanakkale. Tahminimden daha küçük bir il merkezi gördüğüm için oraya ilk gittiğim günün (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , ,

Son günlerin ateşli tartışma konusu hiç şüphesiz sözde ermeni soykırımıydı. Orhan PAMUK’a verilen Nobel ile Fransız Parlamentosunun verdiği bu karar denk getirilince (!) tartışma çok daha derin boyutlara vardı. Şimdi sizinle (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Kasım 1st, 2007 | in Tarih | Yorum Yapin

Kitaplar Ölüyor mu, Kitapları Öldürüyor Muyuz?

Birçok kişi bugünün dün olacağını fark etmeden düne özlem duyar. Geçmişi anar durur, gözü pencereden uzaklara bakarken bulur kendini bazen, bazense bir dost toplantısında geçmişte yaşadığı bir anıyı diğerleriyle paylaşırken yaşar geçen zamanı.

Şimdi bakıyorum çevreme. Eskiyip giden, geride kalan öyle çok şey var ki yaşamımızda. Çocukluğumuzda fark edemediğimiz ancak bizim için kıymeti henüz anlaşılan sayamayacağımız kadar çok şey var eskiye dair. Şimdi her türlü kolaylığın olduğu bu zamanda çocuklarımıza, gençlerimize anlattığımız, onlara masal gibi gelen öyle çok yenilik var ki.

Biz o zamanlarda nasıl ki şimdiki teknolojilerin olabileceğini aklımızın ucundan geçirmediysek, şimdi her yeni günde yepyeni buluşlarla önümüze çıkan bilimin ışığında yetişen çocuklarımız, gençlerimiz de bizim öyle bir yaşam geçirdiğimize akıl sır erdiremiyorlar. O şartlarda nasıl yaşanılabileceğini kendi içlerinde çözmeye çalışıyorlar. Öyle zor geliyor ki onlara. Onların içinde olduğum için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. (Devamını Okuyun)

Etiketler: