Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

İlk Site

Yazı Kategorileri

Bilgi Ağı Sitelerimiz

Arşivler

Sayaç

 

Kentsel Yaşam üzerinde Suyun Psikolojik, Sosyolojik ve Estetik Etkileri

Kentsel Yaşam üzerinde Suyun Psikolojik, Sosyolojik ve Estetik Etkileri

 

1. Suyun / Sahilin Çok Kültürlülük ve Coğulcu / Kozmopolit Yaşam Üzerindeki Çizgisellik ve Sınır Etkisi

Üst başlıkta da dile getirdiğimiz gibi, sahil bandı, özellikle denize kıyı kentlerde denizaşırı toplumların uğrak ve geçiş yeri olduklarından en başta kullanılan dil açısından üretim ve tüketim ilişkileri bakımından, sosyal yaşam ve davranış kalıpları açısından, dünyalık işlerin yürütümü noktasında evrensel hukuk ve ulusal hukuk örgülenmeleri  açısından çoğulculuğun koordinasyonu zorunluluğunu görmekteyiz. Gerek günümüz liman kentlerinde gerekse antik liman kentlerinde diğer kentlere göre kentin özgürleştirici iklimi, kentin kozmopolit kapısı derinlik veya dozaj olarak çok daha ileri boyuttadır. Kentlerin özgürleştirici iklimi, liman kentlerinden hinterlanda doğru geriledikçe tedrici olarak azalmaktadır. (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Kasım 3rd, 2015 | in Dünya, Siyaset/Politika, Toplum, Yaşam | Yorum Yapin

Bir Kasım Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Üzerine

Seçim Sonrası Siyaset, Miyaset, Demokrasi Estetiği ve Mimarisi, Demokrasi-Demografi ve Siyaset Mühendisliği Temelinde, Düz Mantık Kolaylığı…

Demokrasi estetiğini yazmıştım yıllar önce gazetelerde ve dergilerde sütun sütun. Bunu siyaset estetiği ile genişletmek gerek.

Ardından Siyaset mühendisliği demek lazım, seçim sistemlerini, demografik yapıyı, coğrafi yapıyı hasılı bütün çapraz baskıları ortaya koyarak.

Siyaset mühendisliği deyince bir kere, insanlar hemen hesap kitap korkusuyla kaçarlar. Kaçmayın.

Aslında siyaset mühendisliği düz mantığa dayanmakta. Tayyip Beyin yabanca basında başarısına gizem yüklediği manşetin kökenine indiğimizde, Kasımpaşa doğallığını, samimi görünümü, birebir ilişkiyi farkederiz.

Şimdi, Yeni Şafak Gazetesinde gözüme çarpan şu sorulara bir göz atalım: (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , , , , , ,

asosyal-medya-depremi copyBir aydan beri yazamadım. Hem kendi olağanüstü iş yoğunluğumdan hem de her bir günün beş belki de on köşe yazısına sığdırılamayacak kadar hızlı değişmesi veya hareketlenmesi. Son bir haftada olup biten bu hareketlilik, sadece benim değil toplumu
izleyen, sezinleyen bütün bilim ve düşün insanlarının başını döndürmekte. Bendeniz de çoğu zaman izlediğim yöntemi izleyeceğim. “Gündem, gündem dışılığa mahkum, asıl gündem, klasik olandır” (A.F). Bu nedenle klasik ve köklü analizlerimi yerel ulusal hatta uluslararası ölçekte okurlarımla paylaşmak istedim.

1. [(A) Sosyal Medya Depremi:

ÖNCE MİNİK BİR TARİHSEL SÜREÇ veya Girizgah:

20 yıl önceleri. 1983 lü yıllar. Dindar kesim henüz Özal’lı yılların başında kendini temsil edemiyordu. Ciddi bir temsiliyet sorunu (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

cevresel-gostergeler-ii

 

4. Su ve Atıksu Arıtımına İlişkin Değerlendirmeler:

Atık su arıtmasıyla ilgili hizmet veren belediyelerdeki artış gözümüze çarpmaktadır. Bu güzel rakamlar istikrarla sürdürülmelidir. Hatta bu konuda yerel yönetim birimleri daha fazla teşvik edilmeli, yerel yönetimlerin bu konularda birlik oluşturmaları desteklenmelidir.

5. Ulaşım ve Taşımacılıktaki Demiryolu / Raylı Sisteme İlişkin Değerlendirmeler:

Gerek son 80 yılın gerekse son10 yılın verilerine baktığımızda demiryolu veya raylı sistem yük ve yolcu taşımacılığının yerinde saydığı vahametle görülmektedir. Bu durum Cumhuriyetin ilk yıllarındaki demir yolu ağı ve taşımacılığındaki artışa göre çok çok geride (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , , , , , ,

cevresel-gostergeleriÇevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın "Çevresel Göstergeler 2011 Raporu" nun Değerlendirilmesi ve 2012 Raporu İçin Altlık Önerisi:

1. Demografik Durum:

Saniyede 2–3 kişi dünya nüfusuna eklemlenmektedir. Her yıl yaklaşık 73 milyon (Türkiye nüfusu kadar) insan dünya nüfusuna katılmaktadır.

İnsan nüfusunun artışı günlük ölüm ve doğumların incelenmesiyle belirlenebilir. Her gün 328.000 doğum olurken 134.000 ölüm olduğu hesaplanmaktadır.

Her gün insan nüfusu İkiyüz Bin artmaktadır. Dünya nüfusunun Bin yılında, Üç Yüz Bin olduğuna göre, insanlık bin yıl içinde toplam nüfusunu bir yılda doğuracak duruma gelmiştir. (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Demokratif Çöplük

5 Nisan 2008 tarihinde, “Demografi Paradoksu Üzerine Siyasal Tedbirler” konulu bir makale kaleme almış ve bu makalemde zaman ilerledikçe, nitelikli nüfus artış hızı dramatik bir şekilde azalırken, niteliksiz nüfus artışı tam tersine dramatik bir şekilde artmakta olduğunu belirtmiştim. Bu gidişle, bundan 20 yıl sonra, toplum, neredeyse vasıfsız, sürü gibi güdülen, kişiliksiz insanlar çöplüğüne dönüşecektir.

Dünya Gerçeği:

Dünyada geri kalmış ülkelerin nüfusları hızlı artmakta, beyazlara göre zencilerin nüfusları hızla artmakta, diğer dinlere göre Müslümanların nüfusları hızla artmaktadır. Bu noktada olaya “islamlık” penceresinden bakıldığında pembe bir tablo ortaya çıksa da, zaman ilerledikçe bu kitlenin sayısı arttığı kadar içinin boşaldığı da ayrı bir gerçektir. (daha&helliip;)

Etiketler:, , , ,

Kasım 4th, 2009 | in Siyaset/Politika | 3 tane yorum

ANAP sız Türkiye Üzerine Temcit Pilavı!!

Rauf TAMER, Hürriyet’teki köşesinde ANAP sız Türkiye demiş. Bizim Erdal İzgi gibi, malumunuzdur, Rauf  Tamer’i okumak oldukça rahattır. Çok uzun yazıp yokuşu 3. vitesle  çıkmaz. (Yani baymaz.) Bizler uzun yazarız, yani bayarız ama napalım, tarz meselesi.

 

Rauf Tamer, Erkan Mumcu’nun bir açıklamasına değinmiş. Erkan Mumcu vakti zamanında “ANAP ı çıkarın hayatınızdan bakın bakalım ne kalıyor” demişti. Ehh, biz de çıkardık. Aaa, bir de baktık ki hayatımız bomboş olmuş. Hah haaa!. (daha&helliip;)

Etiketler:, , , , , ,

Mernis Kodları Nedir?

Öncelikle mernis kodlarının ne olduğunu ortaya koyalım. mernis elektronik ortamda devlet otoritesi zoruyla yapılan bir fişleme operasyonudur diye genel bir tanımlama yapalım. Bu durumdan mernis kodlarından ilk elde keyfekeder yaşayanlar ve kendilerinden bir şüphesi olanlar öncelikle rahatsız olurlar. Tuzu kuru olarak yaşayanlarsa (daha&helliip;)

Etiketler:, , , ,

Ekim 11th, 2008 | in Dünya, Siyaset/Politika, Toplum | Yorum Yapin

Dünkü yazımda, İskender Büyük ile Veli Küçük’ü ))) mukayese ederken, yazımızın son cümlesinde Obama ile Erdoğanı değerlendireceğimi belirtmiştim.

Obama, Birleşik Devletlerde (USA) uzun yılların temsil adaletsizliğinin kronikleşmiş sorunsalının bir açılımı bir ölçüde de çözmü olacaktır. Çünkü yüz yılı aşkındır latin Amerika’da olsun Kuzey Amerikada olsun siyahların çok büyük bir ezikliği söz konusuydu. Beyazlar gelir ve kültür ferahlığından dolayı çocuk yapmayı doğurmayı ikincil olarak gördüklerinden geçen zaman içinde siyahlar sayısal olarak büyük bir gayretle Amerika nüfusundaki ağırlıklarını tescillemeye başlamışlardır.

DEMOGRAFİ PARADOKSUNUN SİYASAL UZANTILARI

Daha önceki yazılarımda yıllarca dile getirmekte olduğum hatta sıklıkla kullandığım bizzat literatüre soktuğum demografi paradoksu bu konuda da kendini göstermektedir. Şöyle ki:

Önce birleşik devletlerden başlayacak olursak, Kuzey olsun Güney olsun Amerika’da beyazların nüfus artış hızı çok çok yavaş ilerlerken siyahlar hızlı bir (nüfus) üretim sürecinde olduklarından demokrasi aritmetiği açısından bu seçim dönemi olmasa bile gelecek başkanlık seçimlerinde mutlak olarak üstünlük sağlayacaklardır. Bu konuda Obama’nın merkez bankası başkanını da saflarına katarak ekonomik yönden stabilite (sağlamlık/güvenilirlik) ve destek sağlaması bu seçimler için çok ciddi bir avantaj oluşturmaktadır. Vurguladığımız gibi, bu seçimde şu ya da bu şekilde Obamanın seçimi kaybetmesi siyahları veya siyahların iradelerinin temsilcisinin beyaz saraya yansımasını durduramayacaktır.

İster Obama bu dönem seçilsin isterse gelecek dönem seçilsin, artık Kuzey ve Güney Amerika eyaletleri arasında çok ciddi ekonomik çekişme ve çatışma kendini gösterecek, bu durumu siyasal eğemenliğe odaklı olarak teşmiş edecek (genişletecek) olursak, artan hızla eyaletlerin kopması veya dağılması kaçınılmaz hale gelecektir. Son olarak başta Amerika’daki enomik kriz de bu çatışmayı ve önemli ölçüde kopmayı tetikleyecek depremin öncü şoklarını oluşturacaktır.

DEMOGRAFİ PARADOKSUNUN TÜRKİYE AYAĞI:

Ak Parti ve Erdoğan açısından Amerikadaki vahim durumdan çok daha farklı bir durum vardır. Zira Ak Partinin merkeze gittikçe yerleşmesi kararsız oyları eritmekte, artan demografik baskı milliyetçi muhafazakar kitlenin her geçen yıl hatta gün, oy pastasında daha da geniş şekilde temsil edilmesini doğurmaktadır.

Varlıklı, yüksek gelirli, iyi eğitimli aileler tek çocuk yaparken hatta hiç çocuk yapmazken muhafazakar kesimin Sn. Erdoğan’ın da yüksek dozajlı yönlendirmesi ve teşvikiyle en az üç çocuk yapmaları oy pastası üzerindeki yeşil rengi gittikçe büyütmektedir. Artık seçim pastası üzerindeki kitlesel dağılım adı ister Ak Parti olsun ister başka bir parti olsun genişlemektedir. Bu aşamadan sonra yeni yüzlerin yeni liderlerin yapması gereken kısa dönemde çok fazla bir şey bulunmamaktadır.

Kısa dönemde liberal ve sosyal demokrat yöneticilerin parti liderlerinin yapması gereken en makul şey, politikalarını milliyetçi muhafazakar kitleyi memnun edecek şekilde yeniden gözden geçirmeleridir. Aksi takdirde kendilerinin parlamentoya yansımaları gittikçe zorlaşacaktır. Bu durumda ancak ve ancak ikili bir meclisle (avam kamarası lordlar kamarası gibi) cumhuriyet senatosu, millet meclisi gibi yöntemlerle temsilleri mümkün olacaktır. Geri dönüşü kısa dönemde mümkün olmayan bu demografik ivme milliyetçi muhafazakar kesimdeki yeni liderlerin veya yeni yüzlerin de iştahını kabartmaktadır.

Son denizfeneri olayları vb. yolsuzluk haberleri Ak Partiyi yıpratsa da yüzde otuzbeşlerin altına düşürmekte yetersiz kalmıştır, kalmaktadır. Ak Partinin Ergenekon gibi operasyonlar ile iktidardan düşürülmesi de kontr ergenekon hareketiyle engellenmiş olay söz konusu sosyal demokrat kitle açısından çıkmaza girmiştir.

Bu durumda Sn. Erdoğan’ın tahtında gözü olan milliyetçi muhafazakar kesimden yeni yüzlerin tek şansları, tek ve çok güvenilir bir isimle ve üç beş küçük eğilimin tam bir entegrasyonla birleşmeleri suretiyle başarıya ulaşmaları mümkündür. Aksi durumu “patinaj” kelimesi çok çok iyi ifade etmektedir.

Bu konuya ileride başka noktalardan da değineceğim.

Şimdilik esenlik dileklerimizle.

Not:

Bu yazı, www.timeturk.com, http://www.bilgiagi.net  http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net ile Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam, Marmara Bölge ve Balıkesir Demokrat gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , ,