Ahmet Fidan Kişisel Resmi Web Sitesi
Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır

İlk Site

Menüler

Yazı Kategorileri

Bilgi Ağı Sitelerimiz

Arşivler

Sayaç

Who's Online

  • 0 Members.
  • 8 Guests.

:: Archive for Kasım, 2009

 

Protokolün İkincil Kişileriyle Bayramın III. Gününün Mutluluğu

Protokolün ikinci değil de ikincil kişileri protokol sıralamasında yer alan (bay-bayan) zevatın eşleridir. Türkiye’de bu sıralama genellikle bayanlar tarafından doldurulur. Türkiye’den batıya doğru gidildikçe protokolde ikincil kişilerin arasında erkeklerin sayıları da artmaya başlar. Bu sıralamayı ortaya koyduktan sonra, gelelim bayramın üçüncü günüyle bu kişilerin ilgisini kurmaya: (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Her 24 Kasım Elmastan Çırpınışların Yıldönümü!

İlk heyecanlar, elmastan çırpınışlardır eğitim ordusunun her bir neferi için. O ilk günün heyecanı, korkusu, mutluluğu, endişesi, utangaçlığı, kahramanlığı, otoritesi, bilgiçliği, sakarlığı, yukarıdan bakmışlığı vs. bütün karmakarışık duyguların alışımı olan elmastan duygular…

Bu duygularını saati saatine benimle paylaşan www.bilgievreni.com Eğitim ve Kültür Platforumu’muzun “Ne Nedir” bölümünün editör moderatörlerinden kıymetli genç öğretmen İmran Dönmez’in her diğer yeni öğretmenlerin heyecanının bir hatıra melodisi olan aşağıdaki yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

(Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Kurban Keserek Nasıl Allah'a Yaklaşılır?

Bir grup dantellektüel, Kurban Bayramını hayvan katliamı olarak algılamaktadır. Buna karşın bir başka grup ta yılbaşında kesilen hindiler için hindi katliamı yapıldığını ileri sürmektedir. Oysa ki her ikisi de eti yenen bir hayvan. Ve insanın beslenme ihtiyacını karşılamaktadır. İnsanın beslenme amaçlı hayvan öldürmesi tamamıyla doğal ve her açıdan meşru/legal bir durumdur.

Burada ön plana çıkan konu, kesim amacının içeriğidir. Birisi tamamıyla eğlence amaçlı, diğeri ibadet amaçlı bir olaydır. Ama insanların yığınsal olarak yaşadığı kentsel mekanlarda hayvanların kesimi genelde görülmemektedir. Aynı şekilde yılbaşı eğlencesi için kesilen hindiler çoğunlukla marketlerden satın alınmaktadır. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , ,

Hijyenik Yaşamı Sürdürülebilir Kılmak!

“Domuz gribi”ne karşı okullarda alarm var! “domuz gribi”ne karşı okullarda  temizlik başladı merdiven tırabzanları, kapı kolları, musluk başları, elektrik düğmeleri ve masalar ile sıraların yüzeyleri dezenfektan maddeleri ile sık sık temizlenecek.

Sınıf ve odaların pencereleri belli aralıklarla açılarak kapalı alanlar havalandırılacak. Tuvaletlerde dezenfektan sıvı sabun bulundurulacak.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, halk arasında “domuz gribi” olarak bilinen (H1N1) virüsüne karşı okullarda alınması gereken önlemlere ilişkin valiliklere genelge gönderdi. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Demokratif Çöplük

5 Nisan 2008 tarihinde, “Demografi Paradoksu Üzerine Siyasal Tedbirler” konulu bir makale kaleme almış ve bu makalemde zaman ilerledikçe, nitelikli nüfus artış hızı dramatik bir şekilde azalırken, niteliksiz nüfus artışı tam tersine dramatik bir şekilde artmakta olduğunu belirtmiştim. Bu gidişle, bundan 20 yıl sonra, toplum, neredeyse vasıfsız, sürü gibi güdülen, kişiliksiz insanlar çöplüğüne dönüşecektir.

Dünya Gerçeği:

Dünyada geri kalmış ülkelerin nüfusları hızlı artmakta, beyazlara göre zencilerin nüfusları hızla artmakta, diğer dinlere göre Müslümanların nüfusları hızla artmaktadır. Bu noktada olaya “islamlık” penceresinden bakıldığında pembe bir tablo ortaya çıksa da, zaman ilerledikçe bu kitlenin sayısı arttığı kadar içinin boşaldığı da ayrı bir gerçektir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , ,

Çukur ve Tümsek Ayna Psİkolojisi

Hayatın temel kaynaklarını ne güzel özetlemişler atalarımız… ışık, su, ateş, toprak. Işık ve su, cilalı beyinlerce günümüzün hologramlarının geliştirilmesine kaynaklık etmiş.

Hemen çoğu şeyde olduğu gibi, ilk aynalar da sudan geliştirilmiş. Hatta, ışık olduğu sürce peşimizden hiç ayrılmayan gölgemizin tek sanal kumasıdır aynalar. Tıpkı siyah beyaz televizyonlarla renkli televizyonlar gibi. Birisi sanal karaltı, birisi sanal (renkli) görüntü. Hem gölgeye, hem suya düşen yansımadaki görüntü, meraklı ve de yaratıcı insanlar tarafından günümüzün sesli, üç boyutlu hologramlarına taşınan bir tekniği ortaya çıkmıştır. Tıpkı iki atın poposu ile uzay mekiği yakıt tankının genişliğinin aynı olmasındaki gibi, suya düşen yansıma da, bizden ayrılmayan görüntüler de, yepyeni yansıtmaların ana rahmini oluşturmuştur yıllarca. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Kasım 9th, 2009 | in Hukuk, Kültür ve Sanat, Toplum, Yaşam | 1 yorum

Soyadları Konusunda Devrimci Açılım Şart!

Önce insan olarak bile kabul edilmeyen kadınlar toplumda birey olarak tanınmaya, algılanmaya başlandılar, daha sonra, kocaları gibi soyadı hakkına kavuştular. Kadınlar kocalarının soyadını almaktaydı… [vites Bir]

 

 

Bir zaman sonra, kadınlar kendi soyadını aile soyadına (kocasının soyadına) ekleme hakkını elde etti… [vites İki]

Bir zaman sonra kadınlar sadece kendi soyadını alma hakkını elde etti… [vites Üç]

Bir zaman sonra erkekler de karılarının soyadını almak hakkına kavuştu… [Vites Dört] (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Kasım 8th, 2009 | in Pazar Yazıları, Psikoloji, Toplum, Yaşam | 3 tane yorum

Ne Kadar "Gel Git"siniz

Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan olmak! üzerine Cızıktırmalarım:

 

Kalabalıklar arasında ala balık, sıradanlar arasında masadan, fırıldaklar arasında enayi, mersine gidenler arasında tersine giden, yağlı yumuşak cilalı laflar yerine, kılçıklı kelimelerle dost, gri veya flu denizinde cart veya cırt  kalmış bir rengin uslanmaz çocuğu olarak bu pazar üfül üfül üfüldemek istiyorum.

Bu pazar kafa şişirmeyeceğim derken bile kafa şişirmişliğimin acısı ve iç çekişmesiyle elimden geldiğince suya ve sabuna dokunmadan yazacağım. Hoş gribal dünyanın yığınlaş(ama)mış neferi olarak bolca suya sabuna dokunmam gerektiği de ayrı bir tezat ya! (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kent Kimliği Oluşturmanın Zorluğu

Kent Kültürü Oluşturma Stratejileri

 

Her olay veya olgunun ekonomik bir açıklaması olduğu gibi, bazıları da her olay veya olguyu salt ve saf olarak ekonomik açıdan görür veya düşünür. Bu durum genellikle kişilerin mesleklerine, karakterlerine ve cinsiyetine göre değişmektedir. Ancak ekonomik  olarak bayındır veya kalkınmış nice kentler vardır ki, ruhsuz, zevksiz ve de soğuk görünümlüdürler. Tıpkı varlık içinde yüzüp te, gerek kılık kıyafet olarak, gerekse davranış veya yüz ifadesi olarak bir ruh ve kimlik ortaya koyamayan bireyler gibi. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , ,

Kasım 4th, 2009 | in Siyaset/Politika | 3 tane yorum

ANAP sız Türkiye Üzerine Temcit Pilavı!!

Rauf TAMER, Hürriyet’teki köşesinde ANAP sız Türkiye demiş. Bizim Erdal İzgi gibi, malumunuzdur, Rauf  Tamer’i okumak oldukça rahattır. Çok uzun yazıp yokuşu 3. vitesle  çıkmaz. (Yani baymaz.) Bizler uzun yazarız, yani bayarız ama napalım, tarz meselesi.

 

Rauf Tamer, Erkan Mumcu’nun bir açıklamasına değinmiş. Erkan Mumcu vakti zamanında “ANAP ı çıkarın hayatınızdan bakın bakalım ne kalıyor” demişti. Ehh, biz de çıkardık. Aaa, bir de baktık ki hayatımız bomboş olmuş. Hah haaa!. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , ,

Kasım 3rd, 2009 | in Hukuk, Siyaset/Politika | 3 tane yorum

Kuvvetler Ayrılığı mı Dediniz? Hangisi?

Demokratik parlamenter sistemlerinin en temel özelliği olan “kuvvetler ayrılığı” ilkesini 1923 lü yıllardan 2000 li yıllara kadar ağır aksak tanımlamamız mümkündü. Bu kronolojik aralıkta, yer yer sistem meclis hükümeti sistemine, oligarşiye, militarizme, yargı devletine, teknokrasiye meyil gösterse de, bu gün için, kuvvetler ayrılığının fil ayakları olan yasama yürütme ve yargı erkleri cumhuriyet sonrası klasik tanımlamasını oldukça aşmış çizgisinden oldukça şaşmış durumdadır.

Bu Günkü Kuvvetler Ayrılığının Determinantları:

1. Yasama: Silik olmasının yanında dominant parti başkanları sultasında inleyen ezik milletvekillerinden oluşan topluluk. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , , ,

Diyanet’e Açık Çağrı: Hac Kursları Başlamalı!!

 

Son yıllarda hatırı sayılır yeniliklere imza atan Diyanet, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, İşleri Başkanlığı, gibi kurumlarla koordineli olarak hac konusunda da yine yeni bir ilki başlatmalıdır.

Hacca gidecek hacı adayları, kesin gidiş tarihine kadar en az iki hafta olmak üzere toplam 15 gün hac kursu görmelidir. Hac kursu veya seminerine katılım zorunlu olmalı ve bütün bir hac yolculuğu boyunca gerekli tün bilgiler verilmelidir.

Bu bilgiler şunlar olmalı ve bu madde madde belirtilen konuların her biri ayrı birer saat ders olarak (oturum olarak) gösterilmelidir. (Devamını Okuyun)

Etiketler:, , , , , , ,