Bir nokta koyun kağıda yazmaya başlamak için.

Sonra öylece bekleyin.
Nokta bu, altı üstü, ardı önü boş bir nokta. Her düşünceye her anlama her yön veya yönlendirmeye açık, alabildiğine bâkir, alabildiğine gizemli alabildiğine esnek.
Sonra bir kitap alın önünüze ve sayfalarından birini açın ve o sayfadan bir satırı ve o satırdan bir harfi rastgele seçin.
Daha önce koymuş olduğunuz noktanın üzerine kalemi koyarak seçtiğiniz harfi boş kağıda nakşedin. Bu nakış yazının yumurtasıdır. Artık koca kağıtta veya boş bir ekranda noktanız karaktere dönüşerek bir harfiniz olmuştur.
Ardından yanınızdaki kitaptan gözünüzü üç beş saniyelik kapatarak herhangi bir sayfa, o sayfadan herhangi bir satır o satırdan herhangi bir harf daha seçin. Seçtiğiniz ikinci harfi ilk yazdığınız harfin önüne veya ardına yerleştirin. Rastgele seçiminizde iki sessiz harf yan yana gelmişse eğer, ikinci harf olarak yine rastgele yeni bir harf daha seçersiniz. Bir ünlü bir ünsüz olmalı ki, yazacağınız yazı döllensin. Cenin için mitoz ve/veya mayoz bölünme gerçekleşsin.
Biri ünlü biri ünsüz olmak üzere iki harfi yan yana getirmişseniz, göreceksiniz ki derhal beyninizde döllenme gerçekleşecek ve ilk ivmenin etkisiyle ardından harfler sözcüğü oluşturmak için adeta beyninizden kağıda veya ekrana dökülecektir.
İkinci harf ilk harfle buluşunca, yani sözcük döllenmeye başlayınca özgürlük başkalaşmaya başlamıştır. Bakış açısına göre değişir tabi. Döllenme bir bakışla yeni bir özgürlük alanının başlangıcını, bir bakışla da esaretin başlangıcını oluşturur. Eğer rastgele seçilmiş harfleri beyninizle üretmememiş olmanız nedeniyle bir esaret olarak düşünürseniz döllenme anı size düşünce düzleminde beyninizden özgürce dökülecek harf sağanağının başlangıcını oluşturacaktır. Bu nedenle döllenme “düşünce özgürlüğü”nün başlangıcının miladı olacaktır. Yok eğer, rast gele seçilen iki harfi özgürce bir seçim olarak düşünürseniz, sözcüğün döllenmeden sonraki aşaması beyninizdeki sözcük ve bilgi kapasitesi kapsamındaki (beyinden kağıda/ekrana) yer değiştirme olarak algılanacaktır. Ayrıca söz söylenmeye başladıkça sözü söyleyen her sözcük ve cümle için başkaca bir esarete girmiş olacaktır.*
Artık üçüncü ve devam eden harflerin beyinden kağıda dökülme süreci başlamıştır. Yazı bitene kadar top sizdedir. İlk hece ve ilk sözcüğün oluşumu olan bu süreç döllenme ile başlayan hızlı bölünmeler ile devam eden ceninin oluşma sürecidir. İlk sözcük ve ardından devam edecek sözcükler ve oluşacak cümle bölünme ve vücudun oluşum aşamasıdır. Tam teşekküllü bir cümlenin oluşumu ile artık yazıya ruh üflenmiş olur. Tıpkı ana rahmindeki cenine 40. günde ruh üflendiği gibi. Artık cenin bir “insan”dır. Artık cümlelerimiz hızla artarak paragraflar oluşacak ve paragraflar da yazıyı oluşturacaktır.
İlmik ilmik kağıda veya ekrana dökülmüş olan sözcükler, artık anlamları, niyetleri ve amaçları ortaya koyacaktır.
Uygulama:
Benim ilk seçimimde çıkan harf “i” ardından çıkan harf ise “d” harfiydi. “id” kelimesi oldukça velud (doğurgan) bir hece hatta sözcük. Bu gün fazlasıyla şanslı olduğumu söyleyebilirim.
İd: dijital bilginin veri tabanına giriş sıra sistematiği / kimliği
İd: bedensel akıl, bilinçaltı, metabolizmik format
İd(eoloji): Kitlelerce inanılan veya savunulan, bütünleşik ve sistematik bir düşünce bütünü.
İd(eal): En uygun, en mantıklı, en iyi olan maddi manevi olay ve/veya olgular
İd(man): Sporda kondisyon tutmak veya yüklemek için veya ilgili spor dalında iyileşmek için yapılan sistemli veya sistemsiz fiziksel hareketler bütünü.
İd(am): Devletin veya sosyal örgütlerin kamu adına cezalandırma yöntemi/türü.**
Görüldüğü gibi seçilen harften bir çırpıda üretilen birkaç sözcük bunlar. Artık bu sözcükler veya başkaca sözcüklerin oluşturulmasından sonraki süreç işin en zevkli veya kolay aşamasıdır.
Ben yazının ilk kelimesi olarak aklıma gelen ilk heceyi aynı zamanda ilk kelimeyi konu olarak işlemeyi düşünüyorum.
Haftaya Pazar günü “id” kelimesi / konusu üzerine kaleme alacağımız yazımızı sizlerle paylaşırız. Haftaya kadar sağlıcakla kalınız. Esen kalınız. Pazar kahveniz köpüklü yarınlarınız umutlu olsun efendim.
__________________
*  Söz söylenmeden önce sahibi sözün sefiri (yöneticisi) söz söylendikten sonra söz sahibinin sefiri (yöneticisi) olur.
** Sözcük tanımları şahsıma aittir.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, www.timeturk.com, http://www.bilgievreni.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.org, http://www.gazetecanik.com, http://www.gercekgazete.web.tr, www.bolgeselhaber.com, www.unyekent.com www.hizmettv.com.tr, www.sinematur.com, www.ahmetfidan.com ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,