Hatırlarsanız Irak operasyonu da yine kurban bayramına denk gelmişti. Bu kez Türkiye’nin düzenlediği II. operasyon da bayrama denk geldi. Yoksa Amerika istihbaratına da dayandırılan operasyonda en güzel saldırı günü olarak bayram özellikle mi seçilmişti. Bu konuda iyi niyetli düşünüyoruz ve olaya bir acı rastlantı olarak bakıyoruz.

Düşünsenize, bayram namazı kılarken, veya bayram günü bir dostunuzla hasbihal ederken tepenizde bomba patlıyor. Veya çocuksunuz, bayram şekeri veya harçlığı aldığınız sırada, dışarıda makineli tüfek sesleriyle korkudan ölüyorsunuz. Ancak burada biz haklı olsak ta II. operasyon tarihinin biraz daha ötelenmiş olmasını beklerdik.

Herkese oturdukları yerden yazı yazmak, gazel okumak çok kolay ve zevkli gelmekte. Siz hiç savaşın içinden geçtiniz mi bilmem ama ben hem savaşın hem de terörün içinden geçen birisiyim. 1986-87 yıllarında Suriye’den Irak’a oradan Arabistan’a gitmiştim. İran Irak savaşının tam ortasından geçmiştik, çevremizde kazılmış cepheler, tanklar ve teyakkuz halinde bekliyordu. Bir de orada yaşayan sivil halk var ki, bir elma veya ekmek için birbirini öldürecek derecede ihtiyaç sahibi… Savaşın ülke insanları üzerinde ne denli bir psikolojik eziklik, korku ve edilgenlik ortaya çıkardığını yaşayarak gördüm.

Yine 1991 yılında fakülte yıllarımda sağ-sol öğrenci gruplarının kavgasının tam ortasından yemekhaneye gitmekteyken, yumruğum büyüklüğündeki bir taşın burnumun tam ucundan vızlayarak karşı tarafa atıldığını yaşadım. O taş kafama gelseydi şu an bu satırları yazmıyor olacaktım.

Bir kısım insanlar, savaş ve terörle para kazanırken bir kısım insanlar da bu oyunda figüran veya piyon olarak zevkle veya zorla görev almaktadır. Biz de bu oyunun yer yer içimiz sızlaya cızlaya hikayesini yazmaktayız. Gönül isterdi ki sizlere bu yazıları ülkemi şöyle en azından yüz km. yüksekten görerek yazabilseydim. Yani bilinmeyenleri, ve hesapların hesapları içinde başka başka iç içe geçmiş hesaplar ve planlar olduğunu sizlerle paylaşabilseydim. Gerçi bu gibi bir durum söz konusu olamamaktadır. Akıbet ortada. Emeç, Mumcu, Dursun, Üçok, isimleri sizlere bir şeyler hatırlatıyor olsa gerek.

M. Kemal Atatürk güzel bir söz söylemiştir. Gerçekleri söylemekten korkmayınız. Başka bir düşün büyüğümüz de “Her sözünüz gerçek olsun ama her gerçeği her yerde söyleme” demiştir. Bunların arasında kalarak bir yer tutmak gerekiyor çoğu zaman yazarken. Cesurca yazmak bazen ömrünün ileriki dönemlerinde çok daha güzel yazılar yazamamaya sebep olmakta.

Yine de biz bütün cesaretimizle yazılması gerekeni yazarız.
Mutlu yarınlar dileğiyle.
ESEN KALIN.

Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:,