bagimlilik-neye-kime-nasil-ne-kadar

Hayat bağımlı başlıyor bir kere.

Bu demek ki, asıl olan bağımlılık, bağımsızlık sa istisnai.

Bu hafta (Cuma günü) Kanal D'nin DOKTORUM Programına davetliydim. Konu: Bağımlılık.

O zaman insan metabolizmasının ve genomunun varsayılan ayarıdır bağımlılık. Zaten sorum ve sorun da bu ya?

Neye ya da kime bağımlı olacaksınız, nasıl bağımlı olacaksınız ve ne kadar

Hayatı bağımlı olarak başlattık. Nasıl olduğu belli. Ana rahmindeki varlığımız, hücrelerimizin ilk bölündüğü yer ana rahmi. Yani ana içindeyiz. Çok kısa zamanda vücut fasulye büyüklüğünde olmaya başladığında artık bir bağ oluşacak, buna insanlık göbek bağı diyecektir.

Ana rahminde göbek bağı ile başlayan bu alışkanlık, yatkınlık veya insan karakterinin varsayılanı, doğumdan sonra da devam etmekte. Önce insan (bebek) kendisine en yakın olana bağımlı olmakta, zaman veya yaş ilerledikçe bağımlılık gittikçe bireyin kendi çevresinden uzaklara doğru genişlemektedir.

İşte bu doğal bağlılık faktörünün ya birden veya yavaş yavaş azalması veya kesilmesi ile insan metabolik veya psikolojik olarak bu ihtiyacı ŞİDDETLE hissetmekte. Haliyle bu psikolojik ihtiyacın bir şekilde karşılanması gerekmektedir.

Tam bu sırada, bireyin çevresindeki ilgi kozası bireyi koruyup kollayacak yakınlıkta olmadığında veya bireyin bir veya birkaç hatası ile dışladığında, birey zaman kaybetmeksizin kendine yeni BAĞIMLILIK ALANLARI seçiyor. Çünkü, doğa boşluktan nefret eder. Ne demiştik, asıl olan, bağımlılık, tali olan bağımsızlık.

Bu arada, bağımlılığın, YALNIZLIĞIN ve GÜÇSÜZLÜĞÜN bir fonksiyonu olduğu vurgulamamız gerekmektedir.

BA(ğımlı)LIK, sürüye yatkınLIK, BALIK, kalaBALIK, alaBALIK… Toplumsal denetimin, (süperegonun) çok güçlü oldu yer ve zamanlarda bu topluma toplumdaki şu ya da bu şekilde elde edilmiş lidere olan bağımlılığı getirmekte. Bu uyulan kalabalığa aykırı olanlar şiddetle toplumdan dışlandığında DEPREMİN FAY HATTI BAŞLAMAKTADIR. Bu fay hattı aslında KAMU SAĞLIĞI nın da sosyolojik ve sosyopsikolojik açıdan başlangıç noktasını oluşturmaktadır.

Bu noktada, toplumun ve toplum önderlerinin yönetme tarz ve tutumları, bireylerin rasyonel veya irrasyonel davranmalarında, bağlanacağı varlığı (ilah/rap, put, ikon, madde veya fenomen) seçmelerinde etkili olacaktır. Kim neye ne kadar ve nasıl bağlanacak veya hiç mi bağlanmayacak bu sosyal çevrenin etkisiyle olsa da, a tipi, dominant karakterlerin bağımsızlık veya bağlantısızlığı tercih etme eğilimi olsa da eninde sonunda bir şekilde herkes bir kişi, yer veya varlığa bağlanacaktır. Zira bahsettiğimiz gibi bu insan genomunun varsayılan ayarıdır.

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki fiziksel ihtiyaçlardan sonra gelen güven ihtiyacısın da bir fonksiyonu olan bağımlılık korunma ve güven ihtiyacının tatmininin bir yansıtılmasıdır.

Ozaman birey ana rahminde başlayan bu doğal ihtiyacını sürdürmek için o kopuş veya bunalım anlarında kendine en yakın olan kişi veya şeye bağlanıveriyor.

Neler mi, sayamayacağımız kadar çeşitlilikte bağımlılıklar var.

Metabolik madde bağımlılığı türleri: (opiad, esrar, kokain, alkol, tütün, kafein çoklu madde vs.)

Metabolik olmayıp ta maddi/somut nitelik taşıyan bağımlılık türleri: (kumar, televizyon, (reklam, alışveriş, dizi, futbol vb.) bilgisayar (internet, oyun, sosyal paylaşım vb.)

Maddi olmayan bağımlılıklar: (ana baba, eş veya çocuk bağımlılığı, halüsinojen bağımlılık)

KAMU SAĞLIĞI AÇISINDAN BAĞIMLILIK:

Kamu sağlığı alanına giren konulardan birisi de bağımlılıktır. Bağımlılık ta diğer kamu sağlığı konularındaki gibi, KELEBEK etkisine sahiptir. Kelebek etkisini burada açıklamaktansa wikipedia ya yazıp okumanız daha pratik olacaktır.

Kelebek etkisine sahip böylesi önemli olguya karşı proaktif, aktif ve reaktif olarak yaklaşılması gerekmektedir.

Koruyucu hekimlik faaliyeti olarak ARAŞTIRMA, GEREKTİRİM ve GEREKSİNİM, bağımlılık olgusunun daha küçükken önünün alınmasını sağlayacaktır. Bunun için KAMU SAĞLIĞI kapsamında görev yapan veya uğraşan veya kendine misyon edinen kişi ve kurumların bu tür vak'alara karşı

PROAKTİF,

AKTİF ve

REAKTİF olmaları gerekmektedir.

Gerek sosyolojik, gerek sosyopsikolojik gerek pskolojik gerekse anatomik vak'aların kronik veya AKUT bir kimlik kazanmaması için bu yaklaşımların her birinin güçlendirilmesi gerekmektedir.

Proaktif olarak, sendromların ortaya çıkmadan önce algılanıp tanımlanıp çözümlemesi yapılmalı,

Aktif olarak, yapılacak mücadelenin SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ sağlanmalıdır,

REAKTİF olarak, yapılan (koruyucu hekimlik) mücadelesi sürecindeki geri dönüşlerin (feedback) düzenli ve sistematik olarak kollanması ve analiz edilmesi gerekmektedir.

Kamu sağlığı aktörlerinin (Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve STK lar bütünleşik olarak sosyolojik olgulardaki bağımlılık yönlerine, bağımlılık yoğunlaşmasına karşı proaktif olmalıdır.

Bağımlıların davranış değişikliklerinin izlenmesi, mutluluk algı ve tanımlarındaki yönlenmenin değiştirilmesi, bağımlıların itici güçle madde arama süreçlerinin takip edilmesi ve dozaj, miktar veya yoğunluk artışlarının kontrol edilmesi gerekmektedir.

Şu an için sosyolojik bağlamda adına devlet dediğimiz mekanizmanın TÜTÜN BAĞIMLILIĞI konusundaki politikası başarılı ve isabetlidir. Geri kalan konulardaki bağımlılık türleri üzerinde ciddiye alınır bir başarı göremediğimi belirtmek istiyorum. Ayrıca bu konuda devlet mekanizmasının YÖNETİŞİM mantığı ile, yerel, bölgesel ulusal çapta bütün STK larla iş birliği içine girmelidir.

Ülkemiz için aydınlık yarınlar temennisiyle esen kalınız.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, www.timeturk.com, http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.org, http://www.gercekgazete.web.tr, www.bolgeselhaber.com, www.sinematur.com, www.ahmetfidan.com ile, Kuzey, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,