Öyle olur ki, arife günü ölüm haberi alırsınız.

Bay veya bayan kişi bayram mutluluğunu göremeden göçüp gider dünyadan.

Arifeler aslında bayramları tarif eder. Tanıtır. Kelime anlamı olarak tanımak, tanıtmak, ışıtmak, açığa çıkarmak anlamak bilmek bildirmek anlamlarına gelir arifenin. Kelime arapça bir kelimedir ve “arafe” fiilinden isimleşmiştir.

Arife tarif gerekmez” derler ya. Aslında tam tersidir. Arife tarif gerekir. Dahası arif olan anladığı için işini tarife göre kuralına göre usulüne göre yapmayı tercih eder. Hatta tarif yoksa bile işine başlamadan kendi tarifenamesini kendi hazırlar. Ona göre işe başlar. Bu tamamıyla arif olmanın bir sorumluluğudur.

Arif olan, kalbinin ritmiyle aklını yoğurur, kırk kez bunu pişirir sonra yazıya veya uygulamaya düşürür. Arif olmak sorumluluktur. Ağır yüktür. Bilgelik ve erdemliktir. Arif olan spontane (gelişigüzel rasgele) olgu dizilişlerine sebep olmaz. Planlar. Ama bütün bunlar varsa tarif üzerine gerçekleşir, yoksa tarifename mutlaka oluşturulur.

BAYRAM ARİFESİ:

Telaş, heyecan, kurgu, hazırlık, coşku, tutku, özlem, paylaşım, vefa…

Arifeler vefa ve sadakati muştular. Çoğumuz kabristanlara gideriz. Dünyanın en güzel en sakin en manzaralı ve aslında en huzur dolu yerleridir kabristanlar. Orada okunanlardan ziyade yapılan iç muhasebe, vicdan sorgusu yapılır. Bol bol konuşulur tek taraflı. Okumaktan çok daha önemlidir kabristanda alınan dersler. Topraktan gelip istikameti gösterdiği için insanlar biraz daha eğilir, mütevazılaşır.

Ama kabristandan çıkınca yine normale dönersiniz. Keşke kalbimiizin bir köşeciklerinde kabristanda yaptığımız muhasebeyi, ömür bilançosunu hep taşıyabilsek. Kimseye kalmayan şu fani dünyayı biraz olsun ayaklarımız altına alabilsek.

Hıı, ne dersiniz, dünya daha çekilebilir, katlanılabilir olmaz mı, savaşlar biraz olsun uzaklaşmaz mı.

Esenlikler dileğimle.

Etiketler:, , ,