Taslağı hükümetin bakış açısıyla önemli ölçüde hazırlanmış olan, ama temel bazı noktalarda çok büyük uzlaşmalar gerektiren, siyasat ve sosyal anlamda mutabakat bağlamında çok daha fazla irdelenmesi gereken 2012 Anayasasının tüm hazırlıkları 12 Eylüle kadar yapılıp 12 Eylül tarihinde ya TBMM Genel Kurulu'nda ya da Resmi Gazetede yayınlanmalıdır.

Bu Anayasanın ilk sivil anayasa olacağından dolayı, 12 Eylül Askeri Müdahalesine gönderme yapılacak manidar bir tarihte kabul edilmeye çalışılmalıdır.

12 Eylülle ilgili olarak daha önce değinilerde bulunmuştum. "12 Eylül Çocuğu" başlıklı www.ahmetfidan.com/12eylul-cocugu/26672] linli yazı(lar)ımdao dönemim psikososyalitesinden önemli ölçüde bahsetmiştim. O nedenle konuya doğrudan Anayasa açısından girmek istiyorum.

12 Eylül Askeri Darbesi ve 1982 Anayasası:

Dile kolay, bütün aydın ve akademik, bürokratik çevrelerce kıyasıya eleştirilen 1982 Anayasası tam olarak 30 yıl yürürlükte kaldı. Yeni anayasanın hazırlanması ve kabulu yüzde doksanların üzerinde bir ihtimalle kesin olsa bile, hala 30 yıllık yamalı ve sakat bir anayasadan yüzde yüz kurtulmuş değiliz.

Türkiye, bu zaman zarfında onlarca iktidarlar gördü. Bunlardan iki tanesi en az ikişer dönem sürdü. Buna rağmen hala yürürlükte. O zaman insana şu soruyu sormazlar mı?

– Bu 12 Eylül Anayasası madem bu kadar yanlış veya hatalı neden 30 yıldır yenilenemedi?

– Madem yenilen(e)miyorsa neden bu kadar eleştirilip pörsütüldü.

Devletlerin medeniyet çizgisi, çağdaşlık çizgisi, en başta siyasal savaşımlarının ve de sosyal yaşamların hukuksal çerçevesi olarak Anayasalarından belli olur.

Hatırlarsanız, 2012 Anayasası ile ilgili şimdiye kadar iki ayrı yazı yazdım. Bunlardan birisi, "2012 Anayasası" başlıklı, [http://www.bilgiagi.net/2012-anayasasi/27959/] url kaynaklı yazım, diğeri ise, 2012 Anayasası Soyut Anayasa Olacak! başlıklı[ http://www.bilgiagi.net/2012-anayasasi-soyut-anayasa-olacak/48513/ ] url kaynaklı yazımdır. Bu yazım internet ortamında milyonlarca kişi tarafından okunmuştur. Bu açıdan mesajımız bütün Türkiye'ye yansımıştır. Anayasacılık çalışmalarında bu konudaki bir nebze katkı bile şahsım adına çok önemlidir.

Fakülte yıllarımdan bu yana hep kendi kafamdan kendi hayal ettiğim devletin Anayasasını tasarlamışımdır. Bu anayasa maddeleri şu anki gibi öyle yüzlerce maddeden oluşmamaktaydı. En fazla elli maddede hülasa edilebilecek soyutlukta, ama aynı zamanda takdir yetkilerinin özgürlükler lehine yorumlanacağı bir ulusal metin olmalıydı.

Hükumetin bu konudaki yaklaşımının en azından bu yönde olması son derece gereklidir. Anayasa hazırlama sürecinde umarız ve dileriz ki, her kurum veya örgüt kendi durumunu anayasaya sokmak için gayret edip ortaya çıkacak anayasa metnini ÇUVAL a döndürmezler.

Bireylerin kurumların, kitlelerin varlıklarındaki önemli dönüm noktalarının çoğu zaman manidar bir zaman ve mekana denk getirilmeleri, söz konusu önemli olayın çok daha belirgin bir şekilde gelenekselleşmesi ve/veya kurumsallaşması açısından bir başka önem taşımaktadır. Bu nedenle başlıkta belirttiğim 2012 anayasasının 12 Eylül tarihine denk getirlmesi, 12 Eylül Anayasası olan 1982 anayasasının teorik ve pratik anlamda ideale en haliyle yerleşmesi, kurumsallaşması sağlanmşı olacaktır.

İktidarın bu yazımıza kayıtsız kalmamasını Türkiye adına temenni ederim.

Esenlik dileklerimle.

Not: Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.net, http://www.ahmetfidan.com ile, Halkın Sesi, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , ,