Yıllardan 1982, aylardan Mayıs ve Mayısın biri.

12 Eylül Çocuğu

12 yaşlarında çocuğum. Okul yoktu ki, sanırım hafta sonuydu. Annemle pazara gidiyorduk. Bahçemizde topladıklarımızı satmak için kasabaya (ilçe merkezindeki pazar yerine) Annemin sırtında uzun sepet, ellerinde iki tane bakır yoğurt bakracı, benim iki elimde naylon telis kumaşından yapılmış ağzına kadar tepili pazar çantası.

Annemin pazar çantasının içinde evde bahçede ne ürettiyse onlar, benim çantamın içinde de bahçemizden topladığım üzüm teveğinin yaprakları (Yaprak sarması yapılan üzüm yaprağı) Kırkbeş dakikalık yürümenin ardından şehir merkezine yaklaştık. Biz yürürken, nümayiş (miting) sesleri yankılanmakta sokaklarda, “üreten biz tüketen biz olacağız” “söke söke alırız” “ölmek var dönmek yok” gibi sloganlar kulaklarımda hala çınlamakta.

Korkmuştum, ürkmüştüm, acaba bizi öldürecekler mi diye. Acaba bizim elimizdekileri alıp ta pazarda satacaklarımızı satamadan eve parasız mı dönecektik diye. Ozamanın kurtarılmış bölgesi, küçük moskovası olan Fatsa’dan bahsediyorum. Malum, belediye başkanı da halk yönetimi ilan etmeye başlamıştı. O yaşlarda pek te anlamazdım bu şeylerden ama çok fazla korktuğum kesindi. Kamyonetin yandan açılan kapağının üzerindeki tahtanın üzerine çıkmış üç miting sözcüsünün titreyerer yaptığı konuşma ve çevresindeki 100-150 kadar kişinin endişeli, endişeli olduğu kadar da kaygılı bakışları arasından ben de adamlar niye bağırıyor diye kafamı uzatıp bakmıştım. Ve çok iyi bir şey olmadığını anlayıp annemin de omzumdan çekerek “gel buraya, aneşit mi olacaksın” diyerek beni sürüklemesiyle pazarın yolunu tutmaya devam ettik.

Bir yandan da düşünüyorduk. Üreten bizdik. Pazarda ürettiklerimizi satıp parasıyla istediğimizi alabiliyorduk, yani tüketebiliyorduk, pazarda sattıklarımızın parasını söke söke değil peşinen alıyorduk. Yani bacakları titreyerek konuşan adamın dediklerini hiç te hazmedememiştim ozamanlar. Hoş daha sonra da hazmedemedim ya. Daha doğrusu üreten biz olduk, fazla fazla tüketen de biz olduk ama MAALESEF HEP SÖMÜRÜLEN BİZ OLDUK. HAKKIMIZI SÖKE SÖKE DE ALAMAMIŞIZ, BİR SÜRÜ ÖLEN OLDU, DÖNEN OLMADI AMA MALESEF DEĞİŞEN HİÇ BİR ŞEY DE OLMADI. Hala üreten biziz, hala tüketen biziz, hala sömürülen biziz. Hala söke söke alamıyoruz. Biz bu sloganlardaki nakaratı çok seviyoruz. Çünkü biz bu oyunu hep oynamaya devam ediyoruz.

Bu arada meğer biz hem üreten hem ürettiğini satan sıfatıyla iki sınıfı da temsil ediyormuşuz. Üreten sıfatımızla 1 Mayıs işçi bayramını hak ediyormuşuz. O miting de Bir Mayıs mitginiymiş. Terzi Fikri”nin ekibinden olan adamlar işte… Mayısın birinde, çocuğun biri, bir mitingi görmüş ve korku ve endişelerini aradan 28 yıl geçmesine rağmen unutamamış ve bu satırları yazmaya başlamış.

Yıllardan 1982, aylardan Eylül ve Eylülün onikisi.

O zaman adına ihtilal derlerdi, daha sonraları Siyasal Bilgiler Fakültesinin Siyaset bilimi derslerinde öğrendim 12 Eylülün bir ihtilal değil de askeri darbe olduğunu. Yıllardan 1982, aylardan Kasım ve Kasımın yedisi. Annem Babam aşağı mahallede kurulan sandıkta oy kullanmaya gidiyorlar. Kalır mıyım geride. Ben de takıldım peşlerine. O günlerde bile hep seçimleri (ne olduğunu pek bilmesem de) merak ederdim.

Oy kullanmaya gittik. Bir sürü beklediğimizi hatırlıyorum. Bir sürü askerlerin acı acı ter kokularının arasında annemin ve babamın oy kullanmak için yanlarında beklerken, askerlerin o ter kokusu ciğerlerimi yakmıştı. Zaten her taraf askerdi. 300 metre kadar yakında helikopter pisti yapılmıştı. Malum Fatsa’dayız ve operasyon üzerine operasyonlar yapılmıştı 80 li yıllardan 1982 li yıllara kadar. İhtilal (yani darbe) zamanından bu zamana askerler de iyice yerleşmişti su ürünleri tesislerine. Adeta Su ürünleri müştemilatı, DEMAS, aneşitlerin (anarşistlerin) toplama kampı olmuştu.

Neyse ki, Milli Güvenlik Konseyi denilen ekip (cunta) anayasa yaptırıp bu gün halk oyuna sunacaklarmış. Gerçi bizim oyumuz belliydi. Zira Kenan Paşa Fatsaya gelirken, Peygamber gibi karşılanmıştı. İlçeyi aneşitlerden kurtaracaktı. Çok ta mutluyduk. Öyle anayasayı filan pek bilmesek te annem babam atacakları oya çoktan karar vermişlerdi.

Yıllardan 2010, Aylardan Eylül ve Eylülün onikisi,

Aradan 28 yıl geçmiş sahiden. Ve buraya kadar bunları düşünmüş ve dile getirmiş kasabanın kenar mahalle, biraz da gariban köylü çocuğu okumuş, okumuş, okumak için gurbetlere gitmiş, iyi derecelerle başarıyla okullarını bitirmiş, hatta Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanmış, orayı da en iyi notlarla bitirmiş.

28 yıl önce babasının annesinin merakından kuyruk gibi peşine takılıp oy kullanmaya giden çocuk, bu gün sabahın saat yedisinde, o anayasanın revizyona tabi tutulmasına ilişkin Anayasa değişikliği için yapılacak referandumda Sandık Kurulu Başkanı olarak görev yapmaya gidiyor.

28 yıl önce oylamayı kalabalık arasından ve askerlerin acı ter kokuları arasından itelene kakılana görmeye çalışan kişi bu gün o sandıkların başında seçim alanından veya bölgesinde insanları koordine edecek, üniformalıların (askerlerin) mıntıkadan uzak tutulmasına da dikkat ederek insanların oy kullanmalarını sağlamak için görev yepacak. Bu satırları yazan kişi de 28 sene önceki verilen oyun düzeltimini yapacak. 28 yıl önce evet dediğini bu sefer yeniden sorgulayacak.

Evet mi diyecek Hayır mı diyecek bu zaten belli de, dünün evet oyları arasında itelenen kakalanan köylü çocuğu, bu gün seçim meydanında bunları da düşünecek olması bir başka buruk bir öykü doğrusu…

Sevgili okurlar, bu pazar ben pazar kahvemi içemeyeceğim, zira görev başında olacağım. Sizler oyunuzu kullandıktan sonra eve gelip güzel pazar kahvaltınızı yapacaksınız, günün haberlerini izleyecek, akşam üzeri gün batımı eşliğinde pazar kahvenizi yudumlarken, bir yandan da referandum sonuçlarını almaya başlayacaksınız.

Referandum’un ülkemize uğurlu olmasını dileriz. Malum, “hayır” sözcüğünü kullanamaz olduk siyasetin yüzünden. O yüzden uğurlu olsun dedim, bu uğuru önümüzdeki yıllar gösterecek.

Sağlıcakla kalınız. Birincil kaynaktan değişiklik metnini okumadan oy kullanmayın derim.

Not:

Bu yazı, http://www.bilgiagi.net, http://www.bilgievreni.com, http://www.gazetecanik.com, http://www.kamudanhaber.com, http://www.siyasalforum.net, http://www.gercekgazete.web.tr, http://www.ahmetfidan.com ile, Gerçek Gazete, Balıkesir Demokrat, Gazete Canik vb. kağıt bası gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,